İşsizlik artış trendine girdi

2018 Şubat-Nisan aralığını kapsayan 2018 Mart döneminde işsizlik yüzde 10.1 olarak gerçekleşti. Bu bir önceki aya göre yüzde 0.5’lik bir gerilemeye işaret ediyor. Buradan hareketle işgücü piyasasında bir iyileşmeden söz ediliyor. Ne var ki, rakamların ayrıntılarını incelediğimizde iyimserliğe olanak tanımayan bir manzarayla karşılaşıyoruz.

1. Mart istatistikleri kıştan çıkış dönemine denk gelen, özellikle tarım, inşaat ve turizm sektöründe istihdamın hareketlendiği bir momenti yansıtır. Bu nedenle mevsim etkilerinden arındırılmış; diğer bir ifadeyle kışın üretimin yavaşlamasından, bahar ve yazda ise hareketlenmesinden ayıklanmış istatistiklere bakmak daha gerçekçidir. Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü göstergeleri mart ayında işsizliğin şubata göre yüzde 0.1 kıpırdayarak yüzde 9.9’a sıçradığını gösteriyor. Diğer bir ifadeyle işsizlikte gerileme trendi kırılmışa benziyor.

2. Özellikle kredi genişlemesinden kaynaklanan zorlama bir büyüme dönemini geride bıraktık. Yüzde 7.4 ilan edilen ekonomik büyümenin istihdama da çok olumlu yansıması beklenir. Ancak manşet işsizlik oranı geçen yıla göre yüzde 1.6 düşüşle, yüzde 11.7’den yüzde 10.1’e gerilese de yüzde 10 psikolojik sınırının altına inemedi. Kur ve faiz artışlarının etkisiyle önümüzdeki dönemde büyüme hızı bıçak gibi kesilecek, üçüncü çeyrekte muhtemelen durgunluk yaşanacak. Haliyle işsizlikte ciddi bir sıçrama görülecek.

3. G20 ülkeleri, yani dünyanın en büyük ekonomileri arasında Türkiye ile birlikte yüzde 10 işsizlik sınırının üzerinde iki ülke daha var: Brezilya (yüzde 12.9) ve İtalya (yüzde 11.2). İstihdam yaratamayan bir büyümenin ardından, ekonominin fren yapmasıyla Türkiye’nin bu ülkelerden de beter bir duruma düşme olasılığı yüksek. Sonuçta 24 Haziran seçimlerine 3 milyon 210 bin yurttaşın işsiz olduğu vahim bir tabloyla giriliyor. Genç nüfusun işsizlik oranı yüzde 17.7. “Ne eğitimde, ne istihdamda olanların oranı” ise, yüzde 21.8. Bu istatistik genç nüfusta gelecek umudu bulunmayanları yansıttığı için, ülkenin geleceğine ilişkin de endişe verici bir tablo çiziyor.

4. 15+ yaş grubunda 2 milyon 215 bin de, iş aramadığı halde çalışmaya hazır nüfus var. Bunların 635 bini iş bulma ümidini kaybettiği için, diğerleri de farklı nedenlerle işsizlik istatistiklerine yansımıyor. Bu rakamı resmi işsiz sayısına eklediğimizde, aslında işsizlerin gerçek toplamının 5 milyon 425 bin kişiye ulaştığını görüyoruz.

5. 2017 yılında başlatılan istihdam seferberliğiyle, işsizliği düşürmek için çeşitli programlar uygulanmaya konulmuştu. Yüksek büyüme ortamında, vergi gelirleri de arttığı için bu teşviklerin bütçeye maliyetleri fazla göze batmamıştı. Örneğin ayda 100 TL şeklinde devam eden asgari ücret desteğinin yıllık maliyeti 12 milyar TL civarında. Esnafa verilen “bir senden bir benden” desteğiyle prim, vergi, ücret desteklerini, çıraklık programlarını vs. katarsanız bu fatura daha da kabarır. Ekonominin daralma döneminde kaçınılmaz biçimde bütçe dengeleri iyice bozulacak, zaten yabancı kaynağa bağımlı bir ekonomide açıklar daha da göze batacak…

Özetle, 24 Haziran seçimlerine giderken, işsizlik yüzde 10’un üzerinde seyrediyor, işgücü piyasası gelecek için de hiç iyi sinyaller veremiyor. 16 yıllık iktidarında işsizlik sorununu çözme yolunda hiçbir somut adım atamayan AKP rejimine yurttaşların artık TAMAM deme vakti gelmiş bulunuyor.

En Çok Okunan Haberler