İstanbul Üniversitesi'nde 'bölünmeye' karşı açık hava dersi

YAŞAR GÖKDEMİR

İstanbul, Gazi, Sakarya gibi köklü üniversiteleri bölerek yeni üniversiteler kuracak yasa tasarısına yönelik tepkiler devam ediyor.

İstanbul Üniversitesi Bileşenleri'nin çağrısıyla bugün görüşülecek yasa tasarısının geri çekilmesi için Beyazıt ana kapıda toplanıldı. Yüzlerce öğrencinin katıldığı protesto gösterisinde, "Üniversiteme dokunma fakülteme dokunma", "Her yer Beyazıt her yer direniş", "Beyazıt bizimdir, bizim kalacak", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz", "İÜ bütündür parçalanamaz", "Beyazıt burada dimdik ayakta" sloganları atıldı.

Öğrencilerin gösterisine çok sayıda akademisyen ve Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan da destek verdi. Açılış konuşmasını TTB Merkez Konsey Başkanı Raşit Tükel yaptı. Tükel, "Bu tasarıya gerekçe olarak hiçbir şey sunulmadığını gördük. Öğrenci sayısının fazla olması bölünme için gerekçe değildir. Bir kez daha TBMM'ye sesleniyoruz; yasa tasarısını geri çekin" diye konuştu.

Açıklamadan sonra açık hava dersine geçildi.

İlk ders için söz alan Prof. Dr. Taner Demiralp 'Akademisyen yetiştirmede çok disiplinli çalışmaların önemi' başlıklı ders verdi. Demiralp, "Üniversitelerin birincil vazifeleri eleman yetiştirir, zihinsel olgunlaşmaya önem verir. Üçüncü olarak bilimsel araştırma yapar. Sonuç olarak bilimsel araştırmada bilimsel araştırma merkezleri kurulması gündeme gelmiştir. Üniversitedeki genç akademisyenlerin motivasyonları ònemlidir. En gelişmiş bilmem kaç ekonomiye girmek istiyorsak bilimsel araştırmaya ihtiyaç var" ifadelerini kullandı.

Demiralp, söyle devam etti:

"Disiplinler tartışması antik dönemden beri tartışılır. Etkili bilimsel faaliyet için uzmanlaşma zorunluluktur, disiplinler var olmak zorundadır. Aslında bu araştırmaları yapabilmeniz dışında iyi araştırmacı yetiştirmenin önemli noktalarından biri multi disiplinler konusuna da dikkat çekmek gerekir. Sadece kendi alanında sınırlı kalmamalıdır. İstanbul Üniversitesi son 10 yılda en çok bilimsel makale üreten üniversitedir. En çok atıf yapılmada birinci sırada. 500'lerde, 550'lerde olmak çok hoş değil ama 10 gündür bu işlerle uğraşmayıp labaratuvarda olsaydık kendi isimize uğraşabilirdik. İstanbul Üniversitesi'nde iyi kötü bir optimizasyon geliştirmişken düzgün ve uzun ömürlü bir ağaç dikmek için koca bir çınarı bölüyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil."

İkinci derste söz alan Doç. Dr. Esra Arcan 'Katılımcı üniversite kavramı ve üniversitede karar alma süreçleri' konulu ders verdi. Arcan, "Katılımcı üniversite kavramı cüretkâr bir kavram. Yükseköğretim kurumlarına katılım için bir umuttur. Tepeden inmeci, dayatmacı bir anlayışın değil, eşitlikçi bir ortamda bilim yapma imkanı sağlar. Bu yüzden cüretkârdır. Bugün her görüşten öğrenci akademisyen, bilgi emekçisi olarak burada olmamız, üniversitenin tüm bileşenleri olarak bölünmemesine yönelik ortak karar almak için biraradayız. Bilimsel, entelektüel tarihimizin yok edilmemesi için düzenlediğimiz forumla birlikteyiz. Katılımcı üniversite örneği buradadır" ifadelerini kullanıldı.

Arcan, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü: "Bu süreçteki karar mekanizmasından yok sayıldık. Akademik özgürlüğün, üniversite bileşenlerinin dışında alınan kararlar meşru değildir. Akademik özerklik diye meşruiyet kazandırılmaya çalışılıyor. Günümüzde bizim katılımcı üniversite dediğimiz karvramın temelini oluşturan yöntem, diğeri gün geçtikçe önem kazanan girişimci üniversite modeli olmak üzere iki üniversite modeli vardır. Katılımcı üniversite, tüm meslektaşları işbirliğinde gerçekleşen kolej anlamına gelmektedir. Özgün bir yönetim ve karar sürecini ifade eden bir tanımdır. Karar verme süreçleri kendine özgüdür. Patron değil birincil olarak adlandırılır yöneticiler. Akademik özgürlük ve özerklik katılımcı üniversitelerin temel değerlerdir."

Girişimci üniversite olarak da adlandırılan ticari üniversitelere değinen Arcan, "Pazar mekanizmalarının egemen olması istenir bu modelde. Akademisyen olarak değil lider olunması beklenir. Amaç ticari kurumlarla ilişki geliştirmek olduğu için pazarın ihtiyaç duyduğu hızda karar almaları gerekir. Bu modelde akademisyenin, öğrencinin söz hakkı yoktur. Sadece pazara hizmet eden kendisine lider denilen rektörün söz hakkı vardır. Atanmış rektör hiçbirimize bilgi vermedi. İşte yöneticilerin seçilerek is başına gelmesi hayatı önemlidir. İstanbul Üniversitesi'ni katılımcı yapıya ulaştırmak için çabalayacağız" şeklinde konuştu.

HAYEF öğrencileri Rektör Mahmut Ak'ın yasa tasarısına yönelik açıklamasına tepki gösterdi.

HAYEF adına yapılan açıklamada, "Rektör Mahmut Ak'ı bilim insanı olmanın sorumluluğunu duymaya davet ediyoruz" denildi.

İstanbul Üniversitesi Bileşenleri de bir açıklama yaptı.

Açıklamayı okuyan Zeynel Solakoğlu, "İstanbul Üniversitesi Bileşenleri olarak yeniden ifade ediyoruz: 1- Köklü üniversitelerimizi bölen bu yaşamada tasarısı muhatabı kurumların bilgisi ve rızası dışında hazırlanmıştır. 2- Bu yasa tasarısının bilimsel nesnel/tutarlı bir gerekçesi yoktur. 3- Bu yasa tasarısı kamu yararına değildir. Köklü ve işlevsel olduğu nesnel ölçütlerle kanıtlayan kurumları, dolayısı ile kamunun zarar görmesine yol açacaktır. İÜ Bileşenleri olarak TBMM'ye sesleniyoruz: Bu yasa tasarısını geri çekin" ifadelerini kullandı.

En Çok Okunan Haberler