İşte "postmodern darbe" budur!

“Darbe” ve “vesayet” karşıtı söylemlerle bir dönem saftirik liberalleri de peşine takarak Türkiye’yi dönüştürmeye kalkan Tayyip Erdoğan, sonunda “postmodern darbe”nin nasıl yapılacağını bir güzel gösterdi!

Klasik darbelere Batı dillerinde “Coup d’Etat” deniyor. Yani “devlet darbesi”. Türkiye’de yapılan ise devlet darbesi değil, “Saray darbesi”!

Cumhurbaşkanlığı makamında oturan zat, memleketi Rize’de yaptığı konuşmada, yürürlükteki Anayasa’yı takmadığını ilan etmiştir.

Lamı cimi yok, “Benimle birlikte Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir” diyor ve ekliyor:

“Artık ülkede sembolik değil, fiili gücü olan bir cumhurbaşkanı var. İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir anayasa ile kesinleştirilmesidir.”

Türkiye’de yüzde 60’lık muhalefet ortak davranabilseydi, bunları söyleyen Cumhurbaşkanı’nı hemen “Anayasayı tadil, tebdil ve tağyir”den Yüce Divan’a gönderir ve Beştepe’den indirirdi!

Daha önce de “Ben tarafsız Cumhurbaşkanı değilim”, “Parlamenter rejim bekleme odasında” gibi sorumsuzca sözler ederek Anayasa’yı rafa kaldırma girişiminde bulunan Erdoğan, Rize’deki son açıklamalarıyla suçüstü yakalanmıştır. Bu bir darbe ilanıdır. RTE’nin meşruiyeti artık tartışmalıdır ve Meclis derhal olağanüstü toplanarak duruma el koymalıdır. Türkiye’nin Erdoğan eliyle daha fazla zarar görmesine izin verilmemelidir.

•••

7 Haziran’da Türkiye’de bir genel seçim yapıldı ve Meclis’teki çoğunluğunu yitiren 13 yıllık AKP iktidarı hukuken sona erdi. Gelin görün ki, iktidardan düşürülmüş bu hükümet, hiçbir şey olmamış gibi, ülkeyi hâlâ tek başına yönetiyor! Çoğunluğu oluşturan muhalefet ise, “fuzuli şâgil”, yani “işgalci” durumundaki yetkisiz hükümetin gözü kara uygulamalarını izlemekle yetiniyor. Dahası, Anayasa’yı çiğneyerek kendini “Başkan” ilan eden Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi parmağında oynatmasına eylemli bir tepkiyle “dur” demiyor…

Oysa halk, Türkiye’yi uçurumun kenarına getiren AKP iktidarını 7 Haziran’da devirdi ve ülkeyi yönetme yetkisini geri aldı. Muhalefet partileri bu durumda inisiyatifi ele almak için daha ne bekliyor?

Tayyip Erdoğan’ın koalisyon değil “yeniden seçim” istediği baştan belliydi. Böyleyken, Davutoğlu’nun göstermelik koalisyon turlarıyla ülkenin üç ayı boşa harcandı...

Efendim, karşıt görüşlü iki parti arasındaki görüşmeler çok düzeyli geçmiş, “entelektüel derinliği olan değerlendirmeler” yapılmış. Liderler birbirlerine çok saygılı davranmış… Bu bile başlı başına bir kazanımmış! Züğürt tesellisi!

Saygılı konuşmuşlar da ne olmuş? Sonuç ortada. Bir ay boyunca 40 saat görüştüler, elde var sıfır!

Bir de öngörüşme sürecinde “tarafların birbirini tanımaya çalıştığı” argümanı var ki, en çok da buna gülüyorum! Sanki uzaydan gelmişti koalisyon yapmak için masaya oturanlar! Birbirlerini hiç tanımıyorlardı! İki partinin siyasal tutumları, duruşları, seçim vaatleri ortadayken, sıradan insanların bile ezbere bildiği konuları AKP ve CHP temsilcilerinin bilmediğini söylemek, insan aklıyla alay etmektir. Bütün bunlar, AKP’nin oyalama ve masayı devirmeme taktikleriydi. CHP de bunu gördüğü için sabırlı davrandı ve oyunu kuralına göre oynadı.

Şimdi geldiğimiz noktanın özeti şudur: Meclis tatil yaparken, Kaçak Saray’da oturan zat, “Anayasa ne derse desin, ben Türkiye’nin yönetim sistemini değiştirdim!” diyerek darbe yapıyor! Bu durumda halkın Anayasa’yı koruma ve direnme hakkı başlar. Türkiye’de anayasal kurumlar harekete geçmezse, devreye halkın kendisi girer. Tarih buna tanıktır!

Her gün birkaç ailenin yüreğine ateş düştüğü, çatışma bölgelerinden asker ve polis cenazelerinin geldiği bir dönemde, Başkanlık hırsına kapılmış bir adamın ülkeyi iç savaşa sürüklemesine daha ne kadar seyirci kalacağız?

“Barış” adlı çocukların bu kirli savaşta harcanmalarına izin verecek miyiz?

•••

7 Haziran öncesinde, “Seni Başkan yaptırmayacağız!” dedik ve yaptırmadık.

Şimdi yeniden seçim istiyorsun!

Yenilen pehlivan güreşe doymazmış!

Öyleyse, hodri meydan!

Seni gene Başkan yaptırmayacağız!

AÇIK TEŞEKKÜR: Ağabeyim Muhittin Aşut’un ölümü dolayısıyla başsağlığı dileklerini ileten tüm dostlara teşekkür ediyorum.

En Çok Okunan Haberler