İsveç’te sol dağıldı

İsveç’te seçimler için bir araya gelip blok oluşturan üç sol parti, Sosyal Demokratlar, Sol Parti ve Yeşiller Partisi, seçim fiyaskosunun ardından 37 gün sonra, aralarındaki işbirliğine noktayı koydu. Seçimlerde güç birliği oluşturup aynı trene binen üç parti, sağ blok karşısında istedikleri başarıyı elde edemediler. Sağ blokta yer alan dört parti, sosyal demokrat gelenekte ilerleyen İsveç’te, 1920’lerden beri ilk kez, iki kere arka arkaya seçim kazanarak sağı, hükümete taşımayı başardılar. Azınlık hükümeti kurmak durumunda kalan sağ blokta, olurda anlaşmazlığa düşülür, iktidar sola teslim edilir beklentileri de ortadan kalkınca sol bloktaki partiler, bir sonraki seçime kadar, ayrı ayrı siyaset yapacaklarını açıkladılar.

İsveç solunun, bu tarihi seçim hezimetinin ardından gelen ayrılık kararı “Bir gün bile erken değil” yorumlarıyla karşılandı. Hafta başında, sol blok, son ortak hareket olarak, sağ hükümete kendi uygun gördükleri bütçeyi sundular. Bu gölge bütçeyle sol, nasıl bir bütçe planının İsveç için daha yararlı olduğunu, sağ koalisyon üyelerine açıklamış oldu. Son görevin hemen ardından salı günü beklenen ayrılık kararı bir basın toplantısıyla açıklandı. Bu ayrılığın geçici olduğu özellikle vurgulandı. Bir daha ki seçimlerde sol partiler tekrar seçim ittifakına gideceklerini duyurdular ve o zamana kadar parti başkanları her hafta salı günleri öğle yemeklerinde buluşup toplantılar yapacaklar.

Solda şimdi ağırdan ağırdan parti içi hesaplaşmalar başlayacak. Solun en büyük partisi Sosyal Demokrat Parti’de bir kriz komisyonu kuruldu bile. Başka partileri gözetmeden, Sosyal Demokratlar yaralarını sarmaya çalışacak. Sosyal Demokratların kriz komisyonu üyesi ve Devlet Bilimci Ulf Bjereld, gerçek bir yenilenmeye ihtiyaç var diyor ve “Bu yenilenmenin gerekli olduğu anlayışı yaygın. Artık kaybolan endüstri toplumu savının ayak izlerinden gitmek tutarlı değil. Biz, yeni bir şey geliştirmeliyiz” diye ekliyor. Sosyal Demokrat Parti’nin kadın başkanı Mona Sahlin’in parti liderliğine devam edip etmeyeceği konusu tartışmalara açık. Parti, seçim kaybeden bir liderle dört yıl sonraki seçimlere girmeyecektir ama yine de büyük ihtimalle, 2012’de yapılacak olan büyük kongreye kadar Mona’yla yola devam edilecek.

Kaybeden solun kazananı ise Yeşiller Partisi oldu. Bu son seçimlerde oylarını artırmayı başaran iki parti var. Biri Yeşiller, diğeri ise ilk kez Meclis’e 20 milletvekili sokan ırkçı parti, İsveç Demokratları. Yeşiller Partisi, özellikle AB seçimlerinden sonra büyük bir yükseliş göstermişti. Genel seçimlere bu çıkış aynı oranda yansımamış olsa da “Solun tepki oyları, Yeşillerde toplandı” yorumları yapıldı. Sosyal Demokrat Parti’ye kızan sol seçmen, sağa oy vermeye eli gitmeyince oyunu, Yeşiller Partisi’ne attı.

Sol bloktaki ayrılık en çok hükümetin işine yaracak. Hükümet, politikalarını gerçekleştirmek için şimdi daha iyi bir olanağa sahip olacak. Irkçı partinin kucağına düşmüş bir İsveç politikasının yerini daha dengeli bir ortam alacak. İsveç için en çok korkulan, erken seçimlere gitme zorunluluğu soldaki çözülmeyle ortadan kalmış oluyor. Sol bir fedakârlık yapmış sayılıyor. Şimdi hem kendini tedavi edecek hem de İsveç’i yöneten sağ bloğu yönlendirecek. Sağcılar, ırkçı partiyle iş birliği yapmadan önümüzdeki dört yılı tamamlamaya çalışacak.

İsveç solu için bu önümüzdeki dört yıl ise tam anlamıyla kaderini yeniden yazmak olacak. İsveç’te sağ hükümetler döneminde hızla artan özelleştirmeler, eğitim ve sağlık alanında açılan özel kuruluşlar toplumu bir zenginler ve fakirler ayrımına götürmeden önce sol tekrar iş başına gelebilmeli. Yoksa sosyal devlet modelinde kuzey Avrupa’nın göz bebeği İsveç için geri dönülemez bir yola girilecek.

En Çok Okunan Haberler
  • 12 Eylül askeri darbesinin lideri Kenan Evren'in 98 yaşında yaşamını yitirmesi, darbe döneminde yaşanan
  • Habertürk kanalının Genel Yayın Yönetmeni, TV programcısı ve Habertürk gazetesi köşe yazarı Yiğit Bulut’un kovulmasıyla...
  • 1 Aralık Dünya AIDS gününde bulaşma hızı düşse de halen 35 milyon kişi HIV ile yaşıyor. İnsan bağışıklık
  • “İçeride devlet bakıyor” denir hep. Mahpuslara elektrik faturalarının bile ödetildiği bilinmez.