Kanarya dolu dizgin!

Fenerbahçe, ikinci yarısının önemli bölümünde korkulu rüya gördüğü Gençlerbirliği maçını, Volkan Demirel’in üst düzey performansı ve son vuruşlardaki becerisi ile net şekilde kazandı.

Fenerbahçe’nin ilk yarıdaki temel problemi hücum hattındaki ahenksizlikti. Normalde bir futbol takımı hücuma çıktığında beklenen şey, oyuncuların arasındaki mesafenin 100 metre yarışında sprint atan atletlerin arasındaki mesafe kadar olmasıdır. Ancak ilk yarıda Fenerbahçe hücuma çıktığında çoğu zaman topu rakip alana aktaran oyuncu 5000 metre yarışının başlarında tempoyu yükselten tavşan koşucu gibiydi adeta. Hele ilk yarım saat geçilirken Hasan Ali Kaldırım’ın rakip alana taşıdığı topta Lig TV kamerasında Hasan Ali dışında hiçbir Fenerbahçelinin bulunmaması ve buna karşın 5 Gençlerbirliği futbolcusunun bulunması tabloyu çok net olarak ortaya koyuyordu. Ondan 5 dakika sonra Jeremain Lens bu sefer sağ kanattan bir deneme yaptı, ama o da koşusunun sonuna geldiğinde sahayı bitirmişti. Advocaat’ın takımının attığı golün de mükemmel bir hücumla geldiğini söyleyemeyiz. Ancak ortada müthiş bir beceri olduğunu itiraf etmek lazım. Lens topu sağ kanattan ortaladığında şiddeti ve adresi tam olması gerektiği gibiydi. Sow topa uzayarak vurmak zorunda kaldı, fakat Lens’in orada başka bir çaresi yoktu zira pası 1 metre daha geriye doğru yöneltseydi Gençlerbirliği defansı topu karşılayacaktı. Golden 1 dakika sonra Sow-Lens ikilisi bir başka gole daha imza atacaktı ama o ahenksizlik yine baş gösterdi. Basit bir verkaç dahi yapılamadı ve uçup giden Lens ofsayt pozisyonunda yakalandı.

Maçın ikinci yarısında Fenerbahçe adına göze çarpan 2 Volkan vardı sahada. Neredeyse yakaladığı her fırsatı olabilecek en kötü şekilde kullanan Volkan Şen ve rakibin yakaladığı her fırsatı olabilecek en iyi şekilde savuşturan Volkan Demirel. Volkan tek başına, yerden ve havadan uzak köşelere giden tam 4 gol vuruşunu savuşturduğunda takım arkadaşları hücum hattında hayaletten farksızdı. Bu sebeple o ve önünde oynayan Skrtel-Kjaer ikilisi, özellikle 60. dakikadan sonra nefes dahi alamadılar. Ta ki 80. dakikadan sonra, çizgide oldukça etkisiz olan Volkan Şen’in yerine oyuna giren ve Gençlerbirliği defansının arkasında bıraktığı boşlukları daha iyi kullanabilecek olan Fernandao’nun önce Moussa Sow’u kale sahası içinde görmeye çalışması sonra da yaptığı 50 metrelik koşu sonunda golü bulmasına kadar. Perdeyi açan Lens-Sow ikilisinin aynı tarife ile perdeyi kapattığı gol de son imza niteliğindeydi.

3-0 kazanılan bir maçtan sonra da ders alınır mı? Alınır elbet. Fenerbahçe her zaman maçı 1-0 önde götürürken kalecisinden bu denli üst düzey performans alamayabilir ve Advocaat’ın bu konuyu düşünmesi gerekiyor.

En Çok Okunan Haberler