Kapalı havza olan Edremit Körfezi’ne yapılmak istenen derin deniz deşarjı: Körfez kıyılarını çöplüğe çevirir

DEMET SARGIN

‘Edremit Körfezi nasıl yok ediliyor’ başlıklı dosyamızın dünkü ilk gününde özellikle Kazdağları’nı talan eden madenlerde söz ettik ancak maden tek sorun değil. Körfez için başka tehlike çanları da çalıyor. Kabaca, ‘denizin en derin noktasına boruları uzatıp atıkları buraya bırakmak’ olarak tanımlayabileceğimiz ‘derin deniz deşarjı’ bunlardan biri. Uzmanlar, kapalı bir deniz olan Edremit Körfezi’nin bu projeyi kaldıramayacağını, bu yöntemin daha çok Karadeniz gibi akıntısı yüksek ve dalgalı denizlerde uygulanması gerektiğini söylüyor. Proje, Edremit Körfezi’nde İzmit ve İzmir körfezlerinde yaşanan kirliliği yaratabilir.

ÇED onayları verilmiş
“Burada nüfus yazları 400 bin kişi oluyor. O kadar çok inşaat ve oturma ruhsatı dağıtıldı ki arıtma yeterli gelmemeye başladı. Zaten fabrikaların çoğu da atıklarını derelere bırakıyor” diye başlıyor sözlerine Edremit Çevre Platformu (EDÇEP) sözcüsü Kubilay Öztürk. 2006’nın sonlarında durumdan haberdar olduklarını dile getiren Öztürk şöyle devam ediyor: “Balıkesir Belediye’sinin bu çalışmasını öğrenince bilgi almak için dilekçeler yazdık. ‘Size bilgi veremeyiz’ dediler. Sonra tesadüfen Şehircilik İl Müdürlüğü’nün sayfasında gördük ki 5 tane derin deniz deşarjı projesi varmış ve 3’üne çoktan ÇED onayı verilmiş. Olaya bu şekilde müdahil olduk.”


Yaşam savunucuları dava açtı
Mevcut arıtma sisteminin ileri arıtmaya dönüştürülmeden deniz deşarjı yapılmasını bir ‘deniz katliamı’ olarak değerlendiren Öztürk, projenin sadece bir aldatma olduğunu da vurguluyor: “Gerçek bir arıtma yapılmadan kirliliği denize vermek, göz göre göre denizi yok etmek demektir. Görüşmelerimizden anladık ki arıtma sistemi geliştirilmeden yapılıyor proje. Zaten geliştirilse bile körfez kapalı bir deniz. Akıntı yok. İki tane ince kanaldan su girişi ve çıkışı var sadece. Denizin kirlenmemesi imkânsız. İzmir, İzmit ve zamanında Mersin körfezlerinde yaşanan tahribat Edremit’te de yaşanacak. Biz davamızı açtık. Şimdi ara kararı bekliyoruz.”

Dereler kirletiliyor, denetim yok
Öztürk, fabrikaların dereleri nasıl kirlettiğini ise şöyle anlatıyor: “Havran Çayı’na bir salça fabrikasının atıkları akıyor. Kimse de ‘Sen napıyorsun, arıtma sistemi neden kurmuyorsun’ demiyor. Diğer derelerde de durum aynı; Şahindere, Mıhlı, İkizçay… Mesela Edremit Çayı çöplüklerin içinden geçerek körfeze dökülüyor. Oteller yoğun dönemlerde atıklarını derelere bırakıyor. Bunlara da ceza kesilmiyor. Bu kirleticilerin önünü uygun metotlarla kesmeden derin deniz deşarjı yapmak gerçekçi değil.”


Edremit çöplüğü.

Burhaniye’de denizin rengi değişiyor
Burhaniye Çevre Platformu’ndan (BURÇEP) Avukat Filiz Sonsuz, “Derin deniz deşarjı ile ilgili söylediklerimiz sadece öngörü değil” diyerek söze giriyor: “Burhaniye’de yıllardır arıtılan su deşarj edilerek denize veriliyor. Geceleri denizin rengi birden değişiyor burada. 1984’lü yıllarda körfezle ilgili Mersin’deki deniz bilimcilerinin yaptığı araştırmalardan da, körfezin kapalı bir deniz olduğu, kendini çok yavaş bir şekilde yenileyip temizlediği ifade edilmiş. Yani her şey tek sonuca çıkıyor: Derin deniz deşarjı körfezin ölümü olur.”


‘Pisliği halının altına süpürmek’
Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şube Su ve Atıksu Komisyonu’ndan Selahattin Beyaz’ın söyledikleri de Öztürk’ü ve Sonsuz’u destekler nitelikte. Derin deniz deşarjı yöntemin daha çok Karadeniz gibi dip akıntıları derin olan denizlerde kullanılan bir yöntem olduğunu ifade ediyor Beyaz ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Edremit kapalı bir havza. Orada arıtma tesisleri var ve yeterli gelmiyor eski olduğu için. Onların geliştirilerek ‘Üçüncül arıtma’ ya da ‘ileri arıtma’ denen sistemin getirilmesi lazım. Derin deniz deşarjını bu şekilde yapmak pisliği halının altına süpürmek anlamına gelir. Çünkü burası Karadeniz gibi değil, dipte ölü kısımlar yok canlı bir deniz. Hem de körfez kapalı bir deniz, kirleticiler zamanla kıyılara doğru geri gelecektir.”


Görüntü, Kanlıçay ile Edremit Çayı’nın birleştiği yere ait. Suyun renginden kirliliğin boyutları anlaşılabiliyor.

***

Halk metan gazı soluyor


Altınoluk çöplüğü.​

EDÇEP sözcüsü Öztürk başka bir can yakıcı meseleyi anlatmaya başlıyor: Çöp toplama tesisleri. Bölgedeki çöplüklerin sürekli yanıp durduğundan ve ilkel yöntemlerle oluşturulduğundan bahseden Öztürk “Zehir soluyoruz” diyor. Öztürk şöyle konuşuyor: “Altınoluk, Burhaniye, Gömeç, Havran çöplükleri sürekli yanıyor ve metan gazı çıkarıyor. Akçay çöplüğü yıllarca yandı. Şimdi yeni tesisler kuracaklarmış. Eski ve açıkta olan tesisler ne olacak. Bunlarla ilgili başvurular yaptık ama cevaplar alamadık.” Çöplüklerin hepsinin dere kenarında olduğunu ifade eden Öztürk, bunun derelerin kirlenmesini büyük oranda artırdığını söylüyor ve devam ediyor: “Bilim insanlarının söylediği ve ortaklaştığı tek bir konu var; körfeze inen derelerin tamamının iniş noktalarında en az 5 metrelik bir plastik yığını var. Bunlar büyük kirleticiler. Bu sürdürülebilir bir şey değil.”

En Çok Okunan Haberler