Kapıdaki tehlike: İdlib

Suriye’de 2011 yılında patlak veren ve kısa sürede bölgesel bir hegemonya çatışmasına dönüşen savaş sanılanın aksine güneydeki Dera’da değil, kuzey batıda Hatay sınırındaki İdlib’te başladı. 4 Haziran 2011 tarihinde, radikal İslamcı cihatçılar Cisr eş-Şuğur kasabasında 123 Suriye askerini öldürüp kol ve bacaklarını kesip Asi Nehri’ne atarak savaşın fitilini ateşledi. Dört yıl sonra ise Mart 2015’te Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin desteklediği cihatçı çatı örgütü Fetih Ordusu kentin tamamını ele geçirdi. Üç yılı aşkın bir süredir radikal İslamcı örgütlerin kontrolünde bulunan İdlib, Dera’nın Suriye ordusunun kontrolüne geçmesinin ardından cihatçıların elinde kalan tek büyük kent.

Müttefikleriyle birlikte ülkenin tamamına yakınında cihatçıları temizleyen Suriye ordusunun şimdiki hedefi İdlib. Dera, Halep, Hama, Kalamun, Kuneytra, Doğu Guta, Humus ve Şam kırsalından çıkarılan cihatçıların aileleriyle birlikte transfer edilmesi İdlib’i büyük bir milis ve cihatçı havuzuna dönüştürdü.

Üç milyona yaklaşan bir nüfusu barındıran kentin kurtarılması için Suriye yönetiminin Rusya ve diğer müttefik güçlerle birlikte gerçekleştireceği operasyonun başlaması an meselesi. Selefi militanların çevre bölgelerle bağlantılarının koparılması, Hama, Humus, Halep, Lazkiye hatlarının koparılması için ön operasyonlar haftalar öncesinden başlamıştı.

İdlib, Astana süreci kapsamında Mayıs 2017’de “çatışmasızlık bölgesi” ilan edilen dört noktadan birisiydi. İdlib dışındaki diğer bölgeler Dera, Doğu Guta ve Humus’tu.

Moskova’da ‘İdlip’ zirvesi
İdlib, Suriye’de radikal İslamcı Selefi gruplarla yaşanan savaşın son aşaması olacağından operasyonun hem bölgesel hem de küresel yansımaları söz konusu. Çatışmasızlık bölgesi ilan edilen ve Türkiye’nin 12 ayrı gözlem noktası kurduğu İdlib’e yönelik operasyon Ankara’nın yanı sıra ABD ve diğer batılı müttefikler tarafından da rahatsızlık yarattı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’la görüşmek üzere bugün Moskova’ya gidecek. Görüşmenin başlıca konusu İdlib.

Kentin kontrol altına alınması için gerçekleşmesi bekleyen operasyon garantör ülkeler Rusya, Türkiye ve İran arasında süren müzakereler sonrasında netleşecek. Rusya ve İran, Türkiye’nin aksine operasyonu destekliyor.



Kimyasal tehditleri yeniden devrede
Operasyonun ayak seslerinin duyulması üzerine ABD ve müttefiklerinden ardı ardına kimyasal silah uyarısı geldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Suriye ordusunun İdlib’de kontrolün yeniden sağlanması için başlatacağı bir operasyonda kimyasal silah kullanması halinde ABD’nin yanıtının “çok sert” olacağını söyledi.

Kudüs’te düzenlediği basın toplantısında “Suriye rejiminin İdlib vilayetini geri almak üzere askeri saldırı faaliyetleri için planlar yaptığını görüyoruz” diyen Bolton, “Esad’ın yine kimyasal silah kullanma olasılığı karşısında açıkça kaygı duyduklarını” sözlerine ekledi.

Öte yandan ABD, Fransa ve İngiltere, İdlib’e planlanan operasyonda kimyasal silah kullanılmaması yönünde Suriye’yi uyardı. Ortak açıklamada, “yine yasadışı bir şekilde kimyasal silah kullanılması olasılığından kaygı duyduğumuzun altını çiziyoruz. Eğer kimyasal silah kullanırsa, harekete geçmeye kararlıyız” denildi.
İngiltere’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Karen Pierce, Suriye’de yönetimin İdlib’de yeni bir kimyasal silah saldırısı yapabileceği uyarısında bulundu. BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric de, Suriye’de yeni bir kimyasal saldırı ihtimalinin “endişe kaynağı” olduğunu belirtti.

Suriye’nin Duma kentinde kimyasal silah kullanıldığı bahanesiyle ABD, Fransa ve İngiltere, Nisan ayında Suriye’de askeri hedeflere yönelik hava saldırısı düzenlemişti.

***,

Kentteki gruplar

İdlib’De onlarca radikal İslamcı gruba bağlı olarak yüz bini aşkın militan bulunuyor. İdlib başından beri Kafkasya, Orta Asya, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Avrupa’dan gelen cihatçıların merkezi olageldi. Özellikle Çeçen militanlar ile El Kaide bağlantılı Türkistan İslami Parti’ne (TİP) bağlı Uygurlar İdlib cephesinde öne çıktı. Çeşitli Selefi yapılanmalar, Müslüman Kardeşler kökenli gruplar, yabancı militanlar, Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) bağlı grupları burada görmek mümkün. Halihazırda 20’ye yakın Selefi yapının yer aldığı kentte en büyük grup El Kaide uzantısı Nusra Cephesi’nin adını değiştirmesiyle kurulan Heyet Tahrir Şam (HTŞ). IŞİD kalıntılarının yanı sıra Ahrar üş Şam, Nurettin Zengi, ÖSO bileşenleri, İslam Ordusu, Sultan Murat Tugayı, Feylak üş Şam, Ceys el Nasr, Ceys İdlib Hür gibi çok sayıda yapı yer alıyor.

Ahrar üş Şam, Nurettin Zengi şubat ayında ‘Suriye Özgürlük Cephesi’ni (Cephe Tahrir Suriye) kurdu. ‘Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) bileşenlerini de içine alan, Türkiye’nin doğrudan desteklediği İdlib’deki 11 örgüt mayıs ayında ‘Ulusal Özgürlük Cephesi’ni kurdu. Bu 11 örgütün isimleri şöyle: Feylak üş Şam, Ceys el Nasr, Ceys İdlib Hür, 1. Sahil Tümeni, 2. Sahil Tümeni, Fevc el Evvel, Ceys El Sani, Ceys el Nukba, Şüheda el İslam Darayya, Fırka el Hurriye ve 23. Fırka. 1 Ağustos’ta Ulusal Özgürlük Cephesi ile Ulusal Özgürlük Cephesi de bir koalisyon kurarak güçlerini birleştirdiklerini duyurdu.

***

Türkiye’ye etkileri

Hatay’ın hemen yanı başında cihatçı militanların merkezi konumundaki İdlib her yönüyle Türkiye’yi de yakından etkiliyor.

»Büyük göç dalgası: Çatışmaların şiddetlenmesiyle Türkiye iki milyonluk yeni göç dalgasıyla karşı karşıya kalabilir. Birleşmiş Milletler (BM), İdlib’e yönelik olası bir operasyonun 2 milyon 500 bin kişinin Türkiye’ye göç etmesine yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.

»On binlerce radikal İslamcı militan: İdlib’in Şam’ın kontrolüne geçmesi halinde on binlerce militanın yeni adresi Hatay ve dolayısıyla Türkiye olacak. Bu durum büyük bir güvenlik sorunu oluşturacak.

»Garantör ülke Türkiye: Astana ve Soçi zirvelerinde İdlip’in çatışmasızlık bölgesi yapılırken Türkiye de garantör ülkelerden oldu. TSK bu kapsamda bölgede 12 gözlem noktası kurdu.

***

İdlib kim için ne ifade ediyor?
İdlib hem Suriye, Rusya ve ABD hem de Selefi cihatçılar için oldukça önemli. Selefiler açısından bakıldığında, ülkede Şam karşıtı güçlerin elinde bulunan tek büyük kent. Nüfus yoğunluğu, silahlı grupların çokluğu ve etkinliği, göreli savunulabilir sınırları, dış dünyaya açıklığı, Lazkiye-Halep-Hama gibi önemli şehir merkezlerine giden yollara ulaşabilirliği, Akdeniz’e çıkış olasılığı ve Esad yönetiminin kalbi durumundaki Lazkiye’ye coğrafi yakınlığı gibi nedenlerle Selefiler açısından Suriye’deki en önemli kale durumunda. Rusya ve Şam Yönetimi açısından bakıldığında ise, İdlib çatışmaların sona erdirilebilmesi için nihai zaferin kazanılabileceği son nokta. İdlib ile birlikte radikal İslamcı tehlike bertaraf edilmiş olacak. Bu nedenle, İdlib’in kontrol altına alınması şart. ABD açısından ise Suriye’nin istikrarsızlaştırılması ve Batı Suriye’de söz sahibi olmanın yegane yolu İdlib’in Şamın eline geçmemesi.

En Çok Okunan Haberler