Kapiiiş!

Bir vakitler İtalya’da Başbakan Silvio Berlusconi vardı, 5.9 milyar dolarlık servete sahipti,  İtalya’nın en zenginlerindendi. TV, gazete, yayın, sinema, bankacılık, sigortacılık ve sportif tüm alanlarda borusu öterdi. Bizim Zalimler de aile boyu ona hayrandı. Hatta dönemin TC Başbakanının oğlunun düğününde nikâh şahitliği yapmıştı. İşte o vicdansız ve gaddar Silvio Berlusconi, reşit olmayan “Kalp hırsızı Ruby” lakaplı Fas asıllı Karima El Mahroug adlı dansçı kızla para karşılığı ilişkiye girmek ve gücünü kötüye kullanmaktan, zalimlikten ötürü 24 Haziran 2013 tarihinde (yani bir Haziran gününde!) 7 yıl hapse ve ömür boyu kamu hizmetinden men cezasına mahkûm edildi.

Türkiye’de epey meşhur bu Zalim İtalyan kadar yine İtalyanca’dan günlük dilimize geçmiş meşhur bir kelime var:

“Capisci?” ya da “Kapiş?” Yani: “Anladınız mı?”

Şimdi öyleyse tek bir kelime yazayım: Zalim! Ve tek kelimeyle sorayım: Kapiş?

Hani, otobüste bir adam yaşlı bir kadının ayağına basmış, o da can acısıyla “hayvan!” demiş. Adam pis pis sırıtmış. Kadıncağız da sırıtana dönmüş, “Hayvan diyorsam, bülbül demiyorum, kanarya demiyorum, ayı diyorum ayı!” demiş... Şimdi “Zalim” diyorsam, sadece “gaddar” demiyorum, sadece “vicdansız” demiyorum…

Yoo hayır, devamında kimseye hakaret etme niyetim yok.

Eh işte o Zalim her gün konuşuyor. Natırları toplayıp göbek taşındaki sabun kalıntıları sorunundan başlıyor, depo açılış töreninde Avrupa’ya sesleniyor. Ağzından tek tek çıkan her kelimeyle biraz daha fazla tek adamlığa soyunuyor, çıplaklaşıyor, müstehcenleşiyor.

Şimdi de Liderlik Sistemiymiş. Lider? Yani ve yine Tek Adam.

Yanı başındakilerin ona müthiş ihtiyacı var. Çünkü Zalim artık onların ağızlarındaki tek diş. Veya İslami faşizm denilen tek dişi kalmış canavar.

Her gün her saat Zalim’in sözleri (medya klişesiyle) gündeme bomba gibi düşüyor, ama kısa sürede bunun bir “ses bombası” olduğu anlaşılıyor, mutlaka çok önemli bir mevzu işte böylece gürültüye getiriliyor.

“Tek eksik bir Reichstat yangını onu da çıkarsınlar tamamdır” diyorduk ki, “Sümeyye Erdoğan’a suikast” şeysiyle o yönde de bir adım attılar. İç güvenlik paketine mazeret lazım! Tamam, yalanlarının daniskasına belki alıştık, biz gülüyoruz ama…

Bir kere... Karşımızdakiler: Seri yalancılar... Seri yalancılar seri yalanlar işlemeye devam ediyorlar. Seri yalancılar gerçekleri birer birer katlediyorlar. Çünkü toplumun patlama noktasına geldiğinin gayet farkındalar ve şimdiden ön alma çabasındalar.

7 Haziran seçim günü yatsı vaktinde akıbet belli olacakmış. Yalancının ampulü 7 Haziran’a kadar mı yanacakmış?

Bundan önce her şey mubahmış… Öyleyse Hazirancılara operasyon da çekerler, CHP’yi kapatmayı bile göze alırlar. Ellerinin altında polis kuvvetleri ve takviye kuvvetler olarak, alperen esnaflar, yetmedi, sayılarının 50 bin kadar olduğu söylenen ithal terörist cihatçılar.

Zalim ha bire anketlere bakıp duruyor. Eğer oyları düşerse yeni provokasyonlarla seçimi iptal dahi edebilir. Hatta süresiz sıkıyönetim gündeme gelebilir.

Peki biz ne yapacağız? Dedik ya, “Cevabı dostum, HAZİRAN’da bunun!”

Mademki Pandora’nın kutusu açıldı bir kere, Zalim’in elinde gaddarlık, bizim elimizde ise direniş ve illa ki umut var.

Ha, sahi bir de Berlusconi örneği var. Anladınız mı? Kapiş?

En Çok Okunan Haberler