Karga karga gag dedi

İsveç’te Başbakan Fredrik Reinfeldt’i öyle her akşam ana haber bülteninde izleme şansınız yoktur. Bu başbakanın her gün yapacak bir işi, katılacak bir açılışı ya da konuşacak bir toplantısı olmamasından kaynaklanmıyor. Diğer ülkeleri yöneten tüm başbakanlar gibi Reinfeldt de dolu dolu bir programla çalışıyor. Elbette ki Reinfeldt de çok sıkı bir basın takibine tabi tutuluyor ama her gün haber olamıyor.
Her gün başbakanı ekranlara taşımadıklarından mı bilinmez ama İsveç’te, devletin radyosuna ve televizyonuna tam bir güven besleniyor. İsveç’in en büyük araştırma şirketi Sifo AB’nin ve MedieAkademin kuruluşunun birlikte yürüttüğü Şubat 2012 güven anketine göre İsveç Radyosu ülkede en çok güven duyulan kurum. Radyoyu, güven anketinde ikinci sırada, İsveç Televizyonu izliyor. İsveç merkezli uluslararası mobilya devi IKEA anket sonuçlarında üçüncü sıradan “Yüksek güvenim var” etiketini almış. Üniversiteler ve yüksek okullar vatandaşların güvendiği dördüncü merci. Aynı güven anketinde on ikinci sırada bir gazete, Dagens Nyheter; on üçüncü sırada, isim ayırımı yapılmadan tüm radyo ve televizyon kanalları yer alıyor. Bu gazeteyle radyo ve televizyonlara duyulan güven, İsveç Parlamentosu’na duyulan güvenden daha yüksek. Google ve Wikipedia gibi internet siteleri, güven sıralamasında, İsveç Kilisesi’nden önde geliyor.
İsveç’teki geleneksel medya asıl gücünü bu güvenden alıyor. Güvenilen ve kendine güvenen devletin radyosu ve televizyonu Başbakan’ı izliyor ama haber çıkmıyorsa hakkında bir şey vermiyor. İşte bu hafta, Başbakan Reinfeldt, şeytanın bacağını kırdı. Bir cümlesiyle Twitter’ı salladı, bu yarattığı sarsıntıyla geleneksel medyaya tekrar tekrar haber oldu. İletişim uzmanları ve medya araştırmacıları Başbakan’ın artık sosyal medyayı nasıl kullanacağını öğrendiği konusunda hem fikir.
Başbakan Reinfeldt, İsveç’in güney kuşağında bulunan bir kentte, Växjö’de, haber olmayacak bir fırın açılışını, olaya çevirdi. Ettiği birkaç söz, sosyal medyada tozu dumana kattı. Açılışta konuşan Başbakan konuyu İsveç’teki işsizliğe ve istihdama getirerek, içinde “Etnik İsveçliler” geçen bir cümle kurdu. Başbakan şöyle konuştu: “İsveç’te yoğun bir işsizlik var demek doğru değil. Eğer hayatının tam ortasında olan etnik İsveçlilere bakılacak olunursa işsizliğimiz çok düşük.”
İsveç Radyosu’nun duyurduğu açıklama, iki saat içinde, sosyal medyada, kişiler, tartışmacılar ve politikacılar tarafından kendi görüşleriyle bombardımana tutuldu. Ertesi günkü gazetelerde, bu sosyal medya fırtınası ve Reinfeldt’in sözleri, haberdi. Ana muhalefet partisi lideri Stefan Löfven, “Bir başbakanın bazı grupları işaret etmesi, ‘Biz ve onlar’ diye ayrım yapması korku verici” beyanında bulundu. Haftanın ‘tam ortasında’ İsveç’in Başbakanı Fredrik Reinfeldt’in yanında bir tek ırkçı parti İsveç Demokratları vardı.
İsveç’te Kişisel Hakları Koruma Yasası’na göre ırka dayalı istatistik yürütmek yasak. Bu yüzden İsveç’e göçmüş Türk sayısı, Kürt sayısı, Sırp sayısı, Arap sayısı devletin elinde bulunmuyor bile. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün yürüttüğü işsizlik istatistiğinde ‘yurtdışında doğanlar’ ile ‘yurtiçinde doğanlar’ olarak oranlar veriliyor. İşin garibi, bu rakamlar, Başbakan’ın açıklamasının tam tersini gösteriyor. Yurtdışında doğanların, toplam işsizlik oranındaki payı artmış. 2006’da yüzde 24,3 olan oran, 2011’de yüzde 34,5’e yükselmiş. Aynı dönemde uzun süreli işsizlikte yine yurtdışı doğanların oranı yüzde 27,9’dan yüzde 48’e çıkmış. Başbakan Reinfeldt’in partisi Muhafazakârlardan milletvekili ve Meclis İş Piyasası Komisyonu’ndaki Tomas Tobe, bu oranları verip Başbakanın etnik İsveçli demekle kimleri kastettiğini anlamadıklarını açıkladı. Tobe “Bir ihtimal Başbakan ‘etnik İsveçliler’ diyerek göçmenlerin İsveç’te doğan çocuklarını kastetmiş olabilir” dedi. Reinfeldt’in etnik İsveçli diye kimi işaret ettiği kadar merak uyandıran bir diğer konu da bu gruba ‘hayatlarının tam ortasında’ diyerek biçtiği ömrün uzunluğu. Tüm bu konularda Başbakan Reinfeldt ise sessizliğini koruyor. Sosyal medya kullanıcılarının tahminlerine göre şu sıralar Reinfeldt, ne dediğini kendi anlamaya çalışıyor.
En Çok Okunan Haberler
  • 1986 yılında biz lisedeydik. Varşova Paktı ayaktaydı. Gülünün Solduğu Akşam'ı okudum. Kitabın kapağını
  • “Negri,Agnoli ve Anti-Parlamentarizm” başlıklı yazımda (BirGün, 13 Eylül 2011) çok kısa da olsa Agnoli’nin devlet ve
  • Biraz da dilden konuşalım... Bıkkınlık veren “siyasal gündem”den başımızı kaldırıp “Dil
  • Osmanlı'da "paşa" mebzuldür. Yani pek çoktur. Bize okullarda anlatılan Osmanlı tarihi bir "askeri tarih" olduğu için ben, sözü