Kendi arabanı kendin yap! Hem de elektrikli!

TİMUR AKKURT

Bu hafta yazımı iki bölüm halinde yazmaya karar verdim. Geçen hafta teknoloji dünyasını ilgilendiren iki önemli olay vardı. Birisi malum Apple lansmanı diğeri ise Frankfurt. Otomobil Fuarı. Otomobil tarafını bir dahaki yazıda daha geniş anlatacağım. Şimdi ilk bölümle başlayalım.

Bundan tam bir yıl önce yine bu sayfada ‘Apple bize bir şeyler anlatmak istiyor’ manşetiyle bir haber yazmıştım. Yine bir lansman yine bir Eylül ayı… Açıkçası geçen bir yıl içerisinde Apple’ı fazla anlayan olduğunu söyleyemeyeceğim.

Bir derbi maç günü ortam nasıl olur az buçuk bilirsiniz. Trafik tenhalaşır, insanlar bir an evvel maçı izleyeceği yere gitmeye çalışır. Apple lansmanları da benim çevremde o etkiyi gösteriyor. Herkes sessizce köşesine çekilip “Bakalım şimdi ne göreceğiz, neye şaşıracağız” diyor. Bu çok özel bir durum. Pek çok marka Apple sonrası lansmanlarını canlı yayınlamaya başladı ama bu etkiyi yarattıklarını söyleyemeyeceğim. Zaten ürünler satışa çıkacağı gün kapısında kuyruk olunan başka bir teknolojik ürün ve marka da yok. Bu enteresan bir durum gerçekten. Salı günü yapılan lansman sonrası bir kısım ‘yahu ne var ki yine aynı şeyler, sanki ilk bulan Apple gibi nasıl da anlatıyor’ dedi. Bir kısım sadece telefonlar şöyle böyle, iş yapmaz, tutmaz dedi. Ben diyorum ki mevzuya bu şekilde bakarsanız yol alamazsınız. Geçen yıl yazımda onlardan öğrenmemiz gereken çok şey var demiştim. Evet 4K’yı Apple bulmadı, evet HDR’ı onlar geliştirmedi, evet kablosuz şarjı ilk kullanan marka değil. Değil ama tüm bunları pazarlama şekliyle, söylemiyle öyle bir sahipleniyorlar ki gerçekten onların ürünü oluveriyor. Strateji aslında çok basit, doğru zamanda, doğru şekilde, doğru yeniliği tüketicilerle paylaşmak ve mümkün olduğunca basit ve hayatın içinde sunmak. Bu denklem bence Apple’ın formülü. Tabii bu formülü bulan Steve Jobs faktörünü unutmamak gerek. Şimdilik pazarlama alanında bu kadar iyi hareket edebilen bir elektronik firmasına rastlamadık desek sanırım yanlış olmaz. Her şeyi doğru yapıyorlar diyebilir miyiz? Tam olmasa bile artılar daha fazla ve akılda kalır durumda. Mesela ben lansmanlarında ünlü müzik gruplarının kullanılmasını, bir takım şovlarla finaller yapılmasını yadırgamıştım. Orada her ne kadar Apple Müzik konusunda tanıtım yapılmaya çalışılsa da o lansmanlar benim gibi ilk lansmandan beri takipçi olanları üzmüştü. Biz simsiyah bir sahne, kot pantolon ve t-shirt ile sahneye çıkan bir adam ve onun gösterdiği yenilikleri izlemeyi seviyoruz. Bu lansman bu anlamda harikaydı şatafatsız, sade ve net bir sunum yapıldı.

Ürünlerle ilgili detaylara bu yazıda ben hiç girmiyorum. Aşağıda bunlarla ilgili detayları bulabilirsiniz.

Geçelim ikinci önemli konuya. Franfurt Otomobil Fuarı’na ilk kez gittim. Gerçekten çok etkilendiğimi söylemeliyim. Bir konuya öncelikle açıklama getirmek istiyorum. Frankfurt’a gideceğimi sosyal medya hesaplarımda paylaştığımda bazı takipçilerimden, o kadar otomobil yazarı, YouTube kanalım varken neden sen gidiyorsun? şeklinde sorular geldi. Otomobil uzmanlık alanım olmadığı için bu alanda yoğun emek harcayanların orada olması gerektiğini düşünenler vardı. Onlara kısaca cevap vermek isterim. Otomobil sektörü artık öyle arabalar üretiyor ki klasik anlamda otomobil alanında uzmanlaşanların araç hakkında söyleyebileceği pek bir şey yok. Yüksek teknoloji barındıran bu ‘cihazlar’ tekerlekleri ile ayrışıyor. Şöyle söyleyeyim yüzde 20 motor/mekanikyüzde 80 teknoloji barındıran ‘cihaza dönüşmüş durumda. Hal böyle olunca benim gibi teknoloji yazarları bu tip fuarlara giderek tüketicilere çok daha farklı bir perspektiften bakarak yenilikleri aktarabiliyor. Dolayısıyla bu tip fuarlarda ve diğer otomobil lansmanlarında bizi artık daha sık göreceksiniz. Otomobil yazarları elbet olmaya devam edecek. Onlarda kendilerini yeni bir formasyona sokarak teknoloji alanına yaklaşacaklar. Buna kısaca bir evrilme denebilir. Son şeklini yakın zamanda alacaktır.

Fuara gelince; muazzamdı. Harika konsept otomobiller, gelecekten çekilmiş ve bize gönderilmiş fotoğraflar gibiydi diyebilirim. Dediğim gibi bunun detaylarını bir sonraki yazıya saklıyorum. Burada Bosch’a kısa bir parantez açmalıyım. Hatırlarsanız çok kısa bir zaman evvel Bosch Boxberg test merkezine gitmiş ve yenilikleri yerinde denemiştim. Bu fuarda öyle bir yenilik tanıttılar ki otomobil sektöründe büyük ses getirecek çok önemli bir adım diyebilirim. Elektrikli araba başlangıç kiti. Nedir bu? Elektrikli araba üretmek isteyenler Bosch’un geliştirdiği bu teknoloji alarak üzerine araç inşa edebilecek. Yani siz elektrik ve yürüyen aksamla uğraşmayın, ben onu yaptım. Siz araçın kaportası, multimedyası ve tasarımıyla zaman harcayın demiş resmen. Çok güzel bir hareket etkilenmedim desem yalan olur. Hem bir standart gelmiş olur. Dediğim gibi devamı gelecek yazıda diyelim ve sizi Tekno Safari sayfasının geri kalan bölümleriyle baş başa bırakayım. Keyifli haftasonları…

***

Apple sadece iPhone X’i tanıtmadı

Apple’ın geçen hafta gerçekleştirilen son lansmanında her ne kadar en büyük ilgiyi iPhone X toplasa da markanın tanıttığı tek ürün tabii ki bu olmadı. Hatta herkes iPhone X’i beklerken Apple, iPhone 8 ve iPhone 8 Plus’ı da tanıttı. Önceki yıllarla karşılaştırdığımızda iPhone SE ile aynı noktada konumlandırabileceğimiz iPhone 8 serisi, iPhone 7 serisiyle X arasında bir geçiş sağlıyor.

iPhone 8’deki en büyük değişiklik, kablosuz şarj teknolojisine izin veren arka cam yüzey. Apple, hem ön hem de arka yüzeyi kaplayan bu camın ise şimdiye kadar akıllı telefonlarda kullanılan en güçlü cam olduğunu iddia ediyor. Kablosuz şarj için Qi adı verilen standart kullanılacak. Böylece kullanıcılar kablosuz şarj cihazlarını Apple’dan satın almak zorunda kalmayacak. Ayrıca daha önce bu standarda uygun kablosuz şarj cihazı alan kullanıcılar bunları kullanabilecek.

iPhone 8’in ekranında ise 10.5 inç ekranlı iPad’de kullanılan TrueTone teknolojisi kullanılıyor. Ayrıca cihazın ekranı ortam ışığına göre parlaklığını değiştirerek renklerin doğru şekilde gösterilmesini sağlıyor. iPhone X’te yer alan A11 Bionic işlemci, iPhone 8 serisinin de kalbinde yer alıyor. Altı çekirdekli bu işlemcinin iki çekirdeği performans için kullanılıyor.

iPhone 8 bünyesinde 12MP’lik ve optik stabilizasyona sahip arka kamera bulunduruyor. iPhone 8 Plus’ta ise f/1.8 ve f/2.8 diyaframlı iki kamera yer alıyor. iPhone 8 Plus’ın kameralarında yeni “Portre Işığı” özelliği bulunuyor. Bu özellik cihazın artırılmış gerçeklik teknolojisinden de faydalanarak portre modunda çekilen fotoğraflara yeni ışıklandırma seçenekleri ekliyor. Kameralar ayrıca 4K/60fps ve 1080p/240fps video çekebiliyor.

iPhone 8 serisinin ülkemizdeki satış tarih ve fiyatıyla ilgili henüz bir bilgi bulunmuyor.

Apple Watch Series 3
Markanın, lansmanda dünyanın en çok satan saati olduğunu belirttiği Apple Watch’ın da yeni versiyonu tanıtıldı. Uzun zamandır birçok markanın üzerinde çalıştığı SIM kartlı akıllı saat özelliği cihazın en çok dikkat çeken yanı oldu. GSM ve LTE özelliği olan cihazla böylece kullanıcılar akıllı telefonları yanlarında olmadan da arama yapabilecek ve müzik dinleyebilecek. Bu da spor sırasında telefonu yanına alma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Önceki nesille aynı incelikte olan Apple Watch Series 3’te ekranın tamamı anten görevi görüyor.

Şimdilik sadece GPS özellikli modelleri ülkemizde 1649TL fiyatla satışa sunulacak olan Apple Watch Series 3’ün GSM versiyonun ülkemizde ne zaman satışa çıkacağı bilinmiyor.

Apple TV 4K
4K televizyonların yaygınlaşmasıyla Apple kendinden uzun zamandır beklenen adımı atarak Apple TV’nin 4K HDR desteği olan versiyonunu tanıttı. Dolby Vision ve HDR10 teknolojilerini destekleyen Apple TV 4K, kullanıcılara daha zengin bir görüntü kalitesi sunmayı hedefliyor. Arayüzünde de 4K’ya uygun değişiklikler yapılan cihaz, canlı spor yayınları ve haberlere de artık daha fazla yer verecek.

Apple TV 4K, ülkemizde 999TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunulacak.

En Çok Okunan Haberler