KESK: 12 Eylül sürüyor!

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 12 Eylül askeri darbesinin 38. yılına ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada 12 Eylül faşist darbesinin; emperyalizmin ve sermayenin çıkarları doğrultusunda, finans kapitalin ve uluslararası tekellerin ihtiyaçlarına yönelik kurulan neoliberal politikaların rahatça uygulanması için gerçekleştiği vurgulandı.

"12 Eylül faşist cuntasının tüm hukuk-kurum ve yasaları bugün iktidardadır" denilen açıklamada, "‘Demokles’in Kılıcı’ gibi emekçi halkların üzerinde sallanmaya devam etmektedir. AKP+MHP ittifakının anti-demokratik, tekçi, otoriter, faşizan ve emek karşıtı uygulamaları 12 Eylül ve sonrası iktidarların devamı niteliğindedir" ifadeleri kullanıldı.

Açıklama, 12 Eylül’ün 38 yıldır sürdürülen karanlığında AKP darbesi ile şiddetlenen tüm saldırıları geriletinceye dek toplumsal muhalefetin tüm unsurlarıyla birlikte ortak mücadeleyi esas almaya devam edileceği belirtildi.

KESK'in yaptığı açıklamanın tamamı şöyle:

Sivil/askeri tüm darbeciler karanlıktan, gericilikten, milliyetçilik ve şovenizmden beslenirler. Barış ve demokrasi havarisi kesilip darbe gerçekleştirirler ancak kısa süre içerisinde barış ve demokrasi düşmanı olup demokratik birikimleri bir bir ortadan kaldırırlar. Toplumsal kutuplaşma ve yeni düşman odaklar yaratarak sürekliliklerini sağlamaya çalışırlar.

12 Eylül bunun tipik bir örneğidir.

Emperyalizmin ve sermayenin çıkarları doğrultusunda, finans kapitalin ve uluslararası tekellerin ihtiyaçlarına yönelik kurulan neoliberal politikaların rahatça uygulanması için gerçekleşen 12 Eylül faşist darbesinin üzerinden 38 yıl geçti.

Darbe ile 650 bin kişi gözaltına alınmış, 1 milyon 683 bin kişi fişlenmiş, 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atılmış (İşten atılanların 3 bin 854’si öğretmen, 120’si öğretim üyesi ve 47’si hâkim) 31 gazeteci cezaevine gönderilmiş, seçilmiş belediye başkanları görevden alınarak yerine sıkıyönetim tarafından atama yapılmış, 517 kişi idam cezasına çarptırılmış, 50 kişi acımasızca asılmış, yüz binlerce insan akıl almaz işkencelerle, göz altılarla, cezaevlerinde ölüme terk edilmiştir. Yüzlerce sendika, konfederasyon, dernek ve demokratik kitle örgütü kapatılmış, yöneticileri tutuklanmıştır.

"ÜLKEMİZİN GELECEĞİ GENÇLERİ İDAM SEHPALARINA YOLLADILAR"

Darbeciler ülkemizin geleceği gençleri idam sehpalarına yollamış, aydın, üretken beyinleri ülke dışına kaçırtmış, üniversiteleri YÖK karanlığına teslim etmiştir.

“Ülke elden gidiyor” gerekçesine sığınan darbeciler ülkenin kaynaklarını uluslararası sermayeye peşkeş çekmiş, yolsuzluk ve rüşvet çarkının parçaları olmuş, eğitim sistemini gerici ülkelerin finanse ettiği Türk/İslam sentezci laiklik karşıtı müfredatla donatmışlardır.

12 Eylül’ün Karanlığı Dağılmadı!

15 Temmuz’da ülkemiz yeni bir askeri darbe ile karşı karşıya kalmıştır. Son on yıllarda ve özellikle de AKP hükümetleri döneminde devlet fideliğinde büyütülen, “ne istediyse verilen”, devletin tüm kurumlarında kadrolaşmasının önü açılan cemaat, ikili iktidara son verip tek başına iktidar olma amacıyla darbe girişiminde bulunmuştur. 15 Temmuz darbe girişimi en sistematiği AKP Hükümetleri döneminde olmak üzere bir kez daha devlet kurumları içerisinde beslenmiş, halklarımıza ve emekçilere karşı gerçekleştirilmek istenmiştir.

Darbe girişimine hazırlıklı olan AKP, emekçilerin ve halklarımızın darbe karşıtı pozisyon almasını da değerlendirerek darbe girişimini bir lütuf olarak görmüştür.

"DARBE GİRİŞİMİ BİR FIRSAT OLARAK KULLANILMAYA ÇALIŞILMIŞTIR"

AKP 15 Temmuz darbe girişimini kendi otoriter-totaliter, tekçi, mezhepçi, dayatmacı, toplumu kutuplaştırıcı bir siyaset ile başkanlık sistemini inşa etmek için bir fırsat olarak kullanmaya çalışmıştır. AKP, darbe girişimini yarım kalmış operasyonlarını tamamlamak için de bir bahaneye dönüştürmüş durumdadır.

15 Temmuz’dan bu yana on binlerce kamu emekçisi ihraç edilmiştir. Bunlardan 4.237’si konfederasyonumuza bağlı sendikaların üyesi olup yüzlerce arkadaşımız açığa alınmıştır.

AKP, darbe girişiminden hemen sonra, 20 Temmuz 2016 tarihinde OHAL ilan edip sivil darbe ile Meclisi devre dışı bırakarak ülkeyi KHK’lerle yönetmeye başlamış, torba yasalar, genelgelerle her türlü demokratik hakkın kullanımını ortadan kaldırmış, kendisine muhalif olarak gördüğü tüm kesimlere karşı adeta savaş başlatmıştır.

Öncesinde ve oy kullanma günü 24 Haziran’da yaşananlara bakıldığında AKP’nin OHAL’i niçin kaldırmadığı bir kez daha görülmüştür.

24 Haziran seçimi sıradan bir seçim olmanın ötesinde, fiilen uygulanan tek adam rejimi kurumsallaştırılmış, parlamenter rejimini sona erdirilmiş, “Reis”e göre uyarlanmış, Türkiye tipi başkanlık rejimi yürürlüğe sokulmuştur.

Artık Meclis üyelerinden oluşan ve seçimle gelen Hükümet değil, Başkanın atadığı kişilerden oluşan, biçimsel de olsa güven oylamasına dahi sunulmayan Hükümetlerle yönetilen bir ülke gerçekliği ile karşı karşıyayız.

Darbe Mekaniği Devam Ediyor!

İçte ve dışta uyguladığı savaş politikaları ile ülkeyi tam bir cehenneme çeviren AKP iktidarı, Kürt sorununun demokratik, barışçıl ve diyaloğa dayalı siyasal çözümü yerine bir kez daha silaha, çatışmalara sarılmıştır.

"12 EYLÜL CUNTASI BUGÜN İKTİDARDADIR"

12 Eylül faşist cuntasının tüm hukuk-kurum ve yasaları bugün iktidardadır ve ‘Demokles’in Kılıcı’ gibi emekçi halkların üzerinde sallanmaya devam etmektedir. AKP+MHP ittifakının anti-demokratik, tekçi, otoriter, faşizan ve emek karşıtı uygulamaları 12 Eylül ve sonrası iktidarların devamı niteliğindedir.

12 Eylül’ün sadece anayasası değil politikaları da günümüzde uygulanmaktadır. OHAL’in adı değişse de tüm uygulamaları kalıcı hale getirilerek devam ettirilmektedir. Akademisyenlere ve üniversitelere yönelik artan baskı ve davalar nedeniyle bir kez daha 12 Eylül’de olduğu gibi yurt dışına doğru beyin göçü yaşanmaktadır.

İşçilerin ve emekçilerin kendi kaderlerini belirleme haklarını ellerinden alan, iradelerini yok sayan, kazanılmış haklarını gasp eden 12 Eylül zihniyeti bugün AKP iktidarında da işçilerin ve emekçilerin yaşamlarını tek başına belirlemek istemektedir.

İşçilerin yaşamlarını bile değersiz gören ödünç işçilik, kiralık işçi büroları, vb. Uygulamalar gibi 19.yy’ın kölelik koşulları bu hükümlerden aldığı mirasla bugün yaşamımıza taşınmaktadır.

Neo liberal politikaların kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkan ekonomik krizin faturası emekçilere çıkarılmak istenirken, sermayeye kriz ortamında da yeni ayrıcalıklar tanınmakta, kamu kaynakları peşkeş çekilmektedir.

Bugün, halkın büyük çoğunluğunun yoksulluk ve sefalet içinde yaşadığı, özgürlüklerinin kısıtlandığı, anayasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan hakların askıya alındığı, gençlerin gelecek umutlarının yok edildiği, kamu emekçilerinin hukuksuz ve keyfi olarak açığa alınıp, işten atıldığı, ülkemizin siyasi, ekonomik ve askeri bakımından emperyalizme daha da bağımlı olduğu, gericiliğin toplumsal alanı kuşattığı bir ülkede yaşıyorsak, bu 12 Eylül ile birlikte kurulan ve bugün AKP iktidarıyla devam eden yeni sömürü düzeninin bir sonucudur.

"12 EYLÜL KOŞULLARININ DEVAM ETTİĞİ BİR SÜREÇTE MÜCADELE SÜRECEKTİR"

12 Eylül koşullarının devam ettiği bir süreçte, yasaklara rağmen fiilen kendi sendikalarını kuran emekçiler, yeni rejimin baskılarına ve dayatmalarına teslim olmayacak, ülkemizin aydınlığı ve çocuklarımızın geleceği için eşitlik, özgürlük, barış, demokrasi ve laiklik mücadelesini sürdürecektir.

KESK olarak, 12 Eylül’ün 38 yıldır sürdürülen karanlığında AKP darbesi ile şiddetlenen tüm saldırıları geriletmeye, barışı egemen kılmaya dönük laik, demokratik bir ülke temelinde halkların özgürlüğü ve eşit yurttaşlık talepleriyle, yeni bir demokratik anayasayı hayata geçirinceye dek toplumsal muhalefetin tüm unsurlarıyla birlikte ortak mücadeleyi esas almaya devam edeceğiz.

En Çok Okunan Haberler