Kore’nin eli daha güçlü

Vijay Prashad

Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un, Singapur’da ABD Lideri Donald Trump’la görüştü. Bu ülkelerin hükümet liderleri tarihte ilk kez buluştu. ABD, 1950’den beri Kuzey Kore’yle savaşta. Kuzey Kore’deki altyapının büyük bölümünü yok eden savaşın üçüncü yılında, Güney Kore ve Kuzey Kore, aktif çatışmayı durdurmaya karar verdi. Fakat savaş aslında bitmedi. ABD’nin Kuzey Kore sınırına askeri yığını, Kore Yarımadası’nda imha korkusunu devam ettirdi. Kim ve Trump arasındaki zirveyi çok önemli yapan da bu. Savaş tehditleri şimdi en düşük seviyesinde.

Çin, Kim’in kulağına fısıldıyor
Kuzey Kore Lideri Kim, Singapur’a Air China uçuşuyla geldi. Bu önemli. Kim’in güvenliğini garanti eden Çin’di. Daha önceki Kuzey Kore liderleri yalnızca Çin ya da SSCB gibi kardeş ülkelere seyahat etmişti. Çin’in bu zirvedeki rolü, Kim’e saygı gösterileceğini garantiledi. Singapur hükümeti, Kim’i misafir etti ve diyaloğun taslağı için aracı oldu. Bu görüşmelerde Çin’in durumuna dikkat etmek gerek. Çin uzun zamandır Kuzey Kore’yi, Güney Kore ve ABD’ye zeytin dalı uzatması konusunda teşvik ediyor. Çin’in en büyük korkusu Kuzey Kore’nin hızla çökmesi; ABD ya da Güney Kore’yle savaş ya da ABD tarafından uygulanan acımasız yaptırım rejimi nedeniyle… Böylesi bir çöküş, ABD’yi Çin sınırına kadar getirir. Kuzey Kore, Güney Kore’de konuşlanmış binlerce ABD askeri ile Çin arasında tampon.

ABD, dünyanın en büyük ordusuna sahip olabilir, fakat bu görüşmelerde, Kuzey Kore’ye koşulları zorla kabul ettirmiyor.

Buradaki durum, 1980’lerde Doğu Almanya’yla (Almanya Demokratik Cumhuriyeti-ADC) yaşanan gibi değil. O dönemde SSCB çöküşe yakındı ve ADC’nin liderliği, ADC’nin varlığını koruyarak Almanya’nın yeniden birleşmesi için uygun bir plan ortaya koyamamıştı. Bu yeniden birleşme aslında bir teslim olmaydı. Yeni Almanya’nın NATO’ya katılması, Batı askeri ittifakının gittikçe daha fazla Rusya’ya yaklaşması anlamına geliyordu.

Çinli yetkililer bu tarihi iyi bilirler. 1980’lerdeki SSCB’den çok daha güçlü olduklarını ve Kuzey ve Güney Kore arasındaki görüşmelerde ABD gibi aktif rol üsleneceklerini biliyorlar. Masada olmamaları Çin’in Kim’in kulağına fısıldamadığı anlamına gelmez.

Libya’nın yolundan yürünmeyecek
Kim ve Trump toplantıda, Kuzey Kore’nin olası ABD saldırısına dair korkusunu ve Kuzey Kore’nin nükleer silahlarını konuştu. Bu iki konunun yer aldığı kısa bildiri, iki lider tarafından imzalandı, iki ülke tarafından da kamuoyuyla paylaşıldı. Kuzey Kore Lideri Kim ve Güney Kore Lideri Moon Jae-in’in 27 Nisan 2018’de taslağını oluşturduğu Panmunjom Deklarasyonu’nun özünü kabul ettiler.

a) Güvenlik teminatı: ABD, Kuzey Kore’nin egemenliğini ve güvenliğini kabul etti. Bu, ABD’nin Kuzey Kore’ye saldırmamayı kabul ettiği anlamına geliyor. Güvenlik teminatına ilişkin bu cümle ABD’nin Kuzey ve Güney Kore arasında barış görüşmelerinin altını oymayacağı şeklinde de okunabilir. Bu da Güney Kore’nin ciddi barış görüşmelerini ilerletebilmesi anlamına gelir. Üstelik, söz konusu görüşmelerde ABD üslerinin kaldırılması ve ABD-Güney Kore askeri tatbikatlarının azaltılması konularının da dahil edilmesi zorunludur. Bunların Çin tarafından da talep edilmiş olması, gerçekleşmeleri halinde, Çin için nasıl bir kazanım olacağını da gösteriyor. Trump’ın askeri tatbikatların seviyesini düşürmeyi kabul etmesi, ABD’nin verdiği büyük bir taviz.

b) Nükleersizleşme: Bildiri birden çok kez nükleersizleşmeden bahsediyor. Tüm Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılmasından söz ediliyor. Bu, ABD’nin nükleer silahlarını yarımadadan çekeceği anlamına gelir. Kuzey Kore’nin bu pozisyonu 1992’den beri koruduğunu söylemek önemli. Kullanılan kelimeler bile aynı. Bu tür bildiriler detayları sonraki güne bıraktığı için Kuzey Kore’nin ne yapmaya karar verdiği şu anda net değil. Nükleer silah programını donduracak mı?

Nükleer silah programını kullanımdan kaldıracak mı? Cephaneliğini yok mu edecek yoksa sadece Çin sınırına doğru mu kaydıracak? Bu soruların hepsi cevapsız. Kuzey Kore de Çin de Libya’nın nükleer silah programından vazgeçtiğinde, kendi hükümetinin ölüm emrini imzalamış olduğunu biliyorlar. Kuzey Kore Libya’nın yolundan yürümeyecek.

Buna benzer zirvelerde, tüm plan genellikle açıklanmaz. Bu zirvenin önemi sadece bunun gerçekleşmiş olması. Kanada’daki zirvede G7 müttefiklerini şaşırtan Trump şimdi başarılı bir iş yapması gerektiğini hissediyor. Trump egosu tarafından yönetilen bir adam. Kuzey Kore’yle zirve, onu eylem adamı olarak gösteriyor, -kendi sevdiği tabirle- ‘anlaşma yapmak’ için onlarca yıldır devam eden durgun durumu canlandıran adam olarak… Fakat bu ‘anlaşma’da Trump ya da ekibinin çok az etkisi var.

Bu görüşmelerin zaman çizelgesini Çin tarafından desteklenen Kuzey Kore yaptı. Bir yıl önce, Kuzey Kore’nin misil ve nükleer testleri Trump hükümetini tehlikeli bir askeri karşılaşmaya teşvik edecek gibi görünüyordu. Hatta Trump yarımadayı enkaza çevirmekle tehdit etti. Fakat Güney Kore’nin (yolsuzluk skandalıyla boğuşan muhafazakârlar yerine seçilen) lideri Moon Jae-in’den iş birliği göremedi. Sakin ve samimi biri olan Moon, Kuzey Kore’nin füze ve nükleer testleriyle Trump yönetiminin saldırganlığına rağmen, barış kararı konusunda sıkı durdu. Kim, ‘olimpiyat diplomasisi’nin açılışını birden bire yapıyor gibi göründü. İki Kore’yi bir araya getiren ve ABD’yi çaresiz bırakan buydu. Trump şimdi Moon ve Kim’den çıkan ortak sesleri takip etmek zorunda.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin açıklaması önemli. “Kim ve Trump’ın ‘eşit diyalog’ için buluşmuş olması dikkate değer,” dedi. “Bu,” dedi Wang, “Yeni bir tarih yaratıyor”. Aynen öyle.

Çeviri: Ömür Şahin Keyif

En Çok Okunan Haberler