Krizin arka planında Brunson mı var? Brunson buzdağının sadece görünen yüzü

Ankara-Washington hattındaki krizin görünürdeki nedeni rahip Andrew Brunson’un tutukluluğu. Erdoğan yönetimi krizi Brunson’a bağlamak için özel bir gayretkeşlik içerisinde. Oysa ki Bronsun krizi buzdağının sadece görünen kısmı. İki ülke arasında uzun bir süredir devam eden kriz ikliminin çok daha yapısal nedenleri var. Mesele Brunson olsaydı tıpkı Almanya ile Deniz Yücel olayında yaşanan krizde olduğu üzere olay kapalı kapılar ardında sorun bu aşamaya gelmeden çözülür, Brunson da bir gecede bırakılırdı. Fakat mesele Brunson değil!

O halde yaşanan krizin arka planında ne var? En son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim. AKP ile ABD arasında yaşanan krizin temel nedeni Suriye özelinde Ortadoğu’ya dair yaşanan bölgesel fikir ayrılıkları. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) de, AKP’nin BOP’tan ilham alan yeni Osmanlıcı tahayyülleri de Suriye’de çöktü. Çöküşle birlikte ortaya çıkan yeni denklemde iki ülkenin bölgeye yönelik konumlanışında farklılıklar oluştu. Suriye, İran, Irak politikalarındaki ayrışmalar iki ülke arasındaki makası daha da açıyor.

Rusya’dan alınması planlanan S-400 füzeleri, ABD’nin vermeyi durdurduğu F-35 savaş uçakları, Fethullah Gülen’in iadesi, Rıza Sarraf davasında eski bakan Zafer Çağlayan hakkındaki tutuklama kararı, Halkbank’a kesilen ceza, Washington’un İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e yaptırım kararı, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz’un FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanması ve Brunson’un tutukluluğu krizi zirve noktaya ulaştıran unsurlar.

Suriye krizi
ABD ile Türkiye’yi karşıya getiren, Erdoğan ile Trump yönetiminin arasını bozan temel mesele Suriye özelinde vuku bulan gelişmeler. Suriye savaşının ilk dönemlerine kadar AKP ile ABD arasında sular sızmıyordu. Her iki ülke de rejimin değiştirilmesi, İhvancıların işbaşına getirilmesi konusunda uzunca bir süre ortak hareket etti. Savaşın Şam lehine dönmesiyle birlikte ABD ile AKP arasındaki sorunlar da gün yüzüne çıkmaya başladı. ABD’nin Suriye’nin yeni dizaynına yönelik A, B, C planlarını devreye sokmasına karşılık AKP iktidarı, “Esad gidecek, Şam devrilecek” politikasında ısrar edince, çıkarlar çatıştı. Bitmeye yüz tutan savaş sonrasında yeni Suriye’nin dizaynına yönelik görüş farklılıkları belirgin bir şekilde kriz üretiyor.

Kürtlere statü
Temel kırılma noktalarından bir diğer ise Kürtler. ABD Suriye’deki rejim değiştirme projesinin çökmesinin ardından Kürtlerle özel bir ilişki içerisine girdi. Geliştirilen bu ittifak Ankara nezdinde büyük bir rahatsızlık yarattı. Suriye’nin doğusunu ve kuzeyini kapsayan coğrafyada Kürtler üzerinden yeni bir dizayna girişen ABD, Fırat’ın doğusunda varlığını SDG üzerinden meşrulaştırma arayışında. Kürtlerin olası bir statü kazanmasına şiddetle karşı çıkan, bu durumu “kırmızı çizgi” ilan eden Ankara, ABD ile ciddi bir yol ayrımına girdi. ABD’nin yeni Suriye’de Kürtlere özel bir önem atfettiği, müttefiklik ilişkisini daha geliştirmek istediği ortada.

Rusya faktörü
Birlikte yola çıktığı ABD ile savaşın sonlarına doğru yol ayrımına düşen Erdoğan yönetimi, koşulların da etkisiyle Rusya-İran hattına yanaşmak zorunda kaldı. Astana sürecine dahil olan ve birçok konuda Moskova-Tahran ittifakıyla hareket eden Ankara’nın bu cepheye yanaşması, bölgede farklı tasavvurlar peşinde olan ABD’nin tepkisini çekiyor. Rusya ve İran’a yönelik ekonomik, politik, askeri yaptırımlar uygulayan ve bu ülkelerle bilek güreşine tutuşan ABD açısından Türkiye’nin bu ülkelerle hareket etmesi bir sorun.

İran’a ambargo
Başından itibaren Tahran’ı hedef alan Trump, İran’a karşı saldırgan politikasında Türkiye’yi de yanına çekmeye çalışıyor. Ancak Ankara, uygulamaya geçen ambargolardan yana değil. Başta enerji olmak üzere İran ile birçok konuda anlaşmaları olan Ankara, Tahran ile işbirliğinden yana ve ambargonun kendisini derinden etkileyeceğini farkında. Hayata geçirilen yaptırımların ikinci ayağından ciddi şekilde etkilenecek olan Türkiye, İran’a yönelik müdahalenin kendisini de vuracağını hesapladığından ayak diretiyor. İran ile Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmayı kağıt israfı olarak gördüğünü söyleyen Trump yönetimi İran ile yapılan ve Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya’nın da yer aldığı anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmiş ve ambargo uygulama kararı almıştı.

Sarraf/Halk Bankası etkisi
ABD’de görülen Halkbank’ın eski genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın cezalandırıldığı dava da iki ülke arasında sorun yaratan konulardan. Ankara, bu davanın bir komplo teorisi hâline getirilerek “Türkiye’ye saldırı amacıyla” kullanıldığını düşünüyor. Halk Bankası’na kesildiği belirtilen cezanın yakın bir süre içerisinde açıklanması bekleniyor. Ambargoyu delmekle suçlanan Rıza Sarraf’ın itirafçı olması, eski ekonomi bakanı Zafer Çağlayan hakkındaki tutuklama kararı hepsi İran’a yönelik kuşatmanın kendisiyle ilgili.

S-400 tehdidi, F-35 ambargosu
Krizin tırmanmasındaki bir diğer konu da Rus hava savunma sistemi S-400. Türkiye, Amerika’dan Patriot hava savunma sistemleri istemiş ancak olumlu karşılık alamamıştı. Türkiye ise kendisini savunma gerekçesiyle alternatif Rusya’ya yöneldi. Rusya ile Türkiye arasında uzun müzakereler sonunda anlaşma ile bitti. Ancak ABD, hem Türkiye’ye Patriot’ları vermeyerek, hem de S-400 sistemlerini almayı gerekçe göstererek Ankara’yı birçok kez tehdit etti. S-400 sistemlerinde artan gerilim F-35 savaş uçaklarına da yansıdı. Trump önceki akşam 2019 yılı ABD Savunma bütçesinin tasarısını onaylarken savaş uçaklarının Türkiye’ye verilmesini reddetti.

En Çok Okunan Haberler