Kürt açılımları ve nüfus meselesi

Gazete ve televizyonlar tartışma programlarından geçilmiyor. Herkes üç beş kişiyo bir araya getirip olayı masaya yatırıveriyor. Sırtı nasır tuttu meselenin masada yatmaktan. Gül başladı açmaya ve taa İmralı’ya kadar açılındı. Daha nerelere gidilir bilemem ama ortada dolaşan Kürt nüfus ile ilgili sayılara ilişkin bir not düşmek istedim.
Bir nüfus bilimci olarak 10 yılı aşkın bir süredir bu etnik nüfus meselesini araştırıyorum. Tarih boyunca devletler şu veya bu şekilde nüfus mühendisliği yapmıştır ve yapmaktadır. Bundan kastım iktidardaki etnik grupların kendi iktidarlarını korumak ya da güçlendirmek amacıyla diğerlerinin gerek sayısını az gösterme, göç ettirme, asimilasyon ve aşırı örneklerde etnik temizliğe kadar varan çabaları kastediyorum. Bunun çok yakın ve acımasız örnekleri Saddam Hüseyin Irak’ında görüldü. Bugün de Irak’ta Kürtler, Araplar ve diğer azınlıklar arasında Kerkük gibi bölgelerin kontrolü üzerinden nüfus mühendisliği girişimleri söz konusu.
Türkiye de bundan nasibini almıştır. 1965 yılındaki son nüfus sayımından sonra etnik aidiyetlere ilişkin istatistik toplanılmasından vazgeçilmiştir. Etnik verilerin tasnifi Fransa gibi devletlerin de reddettiği bir pratiktir ve bir yere kadar kabul edilebilir bir durumdur. Ancak ciddi etnik anlaşmazlıkların ve taleplerin olduğu durumlarda bu uygulamanın masumiyeti tartışmalı hale gelir.
Bugünkü Kürt açılımı tartışmalarında gündeme gelen Kürt nüfusunun büyüklüğüne ilişkin sayılar ve istatistikler de kaçınılmaz olarak eksik verilere ve çoğu zaman kaba hesaplamalara dayanıyor. Yani bunlar iyimser ihtimalle tahminidir. Türkiye’deki Kürt nüfusunun sayısının 10 ila 13 milyon arasında olduğu ve toplam nüfusun yüzde 18’ine karşılık geldiği en çok verilen sayılar. Bunun çok daha üzerine çıkan ya da yarısından daha azını işaret edenler de mevcut.
Peki ortada veri yoksa nereden çıkıyor bunlar? Belli ki nüfus bilimcilerin yaptığı bazı çalışmaları okuyanlar da var. Öncelikle bu hesaplamaların çoğunun referans kaynağı anlaşılır biçimde 1965 Nüfus sayımı ve ondan önceki sayımlardır. Kimisi ise tamamen izlenimler ve kişisel yorumlardır. Örneğin Van Bruinessen’in 1998 tarihli çalışması nüfusun yüzde 20’si Kürttür der. Yabancı araştırmacıların yayınlarında bu yüzde 20 dolayındaki tahminler yaygın görülüyor.
Aralarında benim de olduğum az sayıda Türk araştırmacının ileri hesaplamaları ise daha muhafazakar. Servet Mutlu 1996’daki çok değerli çalışmasında 1935 ve 1965 nüfus sayımlarından hareketle 1990 itibariyle Kürtlerin nüfusun yüzde 12.6 olması beklendiğini belirtiyor.
1992 tarihli Hacettepe Nüfus Etütleri Enstitüsü araştırmacıları ise Mutlu’nunkinin aksine muhafazakar bir senaryo ile yüzde 6.2 olduğunu ileri sürüyor.
Benim 2000 yılında Genus dergisinde yayınlanan makalemde ve 2006 yılındaki kitabımda ise Kürt nüfusunun en azından Türkiye nüfusunun yüzde 17.8’i olması gerektiğini belirtiyorum. Bu hesaplamada kullandığım veriler 1968’den bu yana Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından beş yılda bir tekrarlanan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’ndan gelmektedir. Kanaatimce elimizde bulunan en güvenilir temsili örneklem de budur. Bu araştırmalarda güvenilir örneklem kullanılarak ülke genelinde yapılan anketlerde detaylı anadil kullanım soruları sorulmaktadır.
Yani çok sık duyduğumuz yüzde 18 tahmini gerçeğe en yakın Kürt nüfusu oranıdır.
Bu konuda en son veri setini kullanan bazı arkadaşlar çok yakında yayınlayacakları çalışmalarında daha yüksek oranların hesaplanmasının mümkün olduğunu gösteriyorlar. Yayınlandığında onların değerlendirmelerini de göreceğiz.
Ancak altı çizilmesi gereken bir başka nokta da bu çalışmaların neredeyse tamamının İngilizce yayın yapan yabancı akademik dergilerde yayınlanıyor olması. Eminim bunu duyup ‘işte dış mihraklar yine başımıza çorap örüyor’ diyenler çıkacaktır. Bu aklı evvelleri bir kenara bırakıp, hazır açılmaya başlamışken akademide de acil bir “Kürt açılımı” başlatılsın ve konu üzerindeki toz duman dağılsın.
Nüfus sayımlarında dil ve din sorularının yeniden sorulmaya başlanması pek çok meseleyi çözebileceği gibi kamu hizmetleri planlaması açısından da son derece önemli ve faydalıdır. Zaten tam da bu nedenle gelişmiş dünyanın neredeyse tamamında bu veriler toplanır ve politika yapımında kullanılır.
İyi pazarlar ve bol şanslar.

En Çok Okunan Haberler