Kuzey Kore’yle diyalog ve ABD’de fikir ayrılıkları

Ömür Şahin Keyif Washington @omurkeyif

Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ve ABD Başkanı Donald Trump’ın 12 Haziran’daki Singapur görüşmesi, ABD’de görüş ayrılıklarına sebep oldu. Trump’ı destekleyen Cumhuriyetçi medya görüşmeleri büyük bir başarı olarak ortaya koyarken liberaller, durumu ‘alarm verici’ buluyor. Anlaşma sonrası ana tartışma ABD’nin kazanımının ne olduğu. Öte yandan daha çok demokratlar, Trump’ın Kuzey Kore’ye çok fazla taviz verdiği kanısında. Bu sisli havada netçe görülebilen tek şey Kore halkının barış istediği. ABD’de de bu isteğe destek veren önemli barış grupları mevcut.

1950’den beri Kuzey Kore’yle savaşta olan ABD üç yıl süren bombardımanlarında nüfusun yaklaşık yüzde 20’sini yok ettiğini kabul ediyor. Bağımsız rakamların bunu neredeyse ikiye katladığı belirtiliyor. Öte yandan özellikle ana akım medya tarihsel olarak ABD’yi saldırıların müsebbibi değil, ‘mağduru’ olarak resmediyor. Bu bakış açısı, Trump-Kim görüşmesinin ardından da kendisini gösterdi.

Trump’ı İran nükleer anlaşması ya da Kuzey Kore konusunda provokatif ifadeler kullanırken diplomasiye davet eden liberal kesimler, Trump-Kim görüşmesi sonrası yüksek sesle rahatsızlıklarını dile getirdiler.

Rusya ve Çin kazanacak endişesi
Örneğin, Obama döneminde Ulusal Güvenlik ve Diplomasi Danışmanlığı yapan Kelly Magsamen, Amerikan İlerleme Merkezi’ne verdiği röportajda, Kuzey Kore’de askeri tatbikatları durdurmak, bölgedeki askeri kabiliyeti azaltarak çok tehlikeli senaryoları mümkün kılabilir, Trump’ın kendi yaptığı tatbikat için ‘provakatif’ tanımını kullanması, Rusya ve Çin’in elini güçlendirebilir, diyor. Trump’ın batılı müttefikleriyle gerginlik yaşaması sonrası Singapur’a giderek Kim’e yönelik olumlu sözler sarf ettiğini hatırlatan Magsamen’e göre, en büyük tehlike ise “dış politikada demokratik değerlerden uzaklaşmak”.

Obama dönemi danışmanlarından Mike Fuchs’a göre ise Trump’ın bu tavrı müttefikleri rahatsız ediyor. Diyor ki söz konusu müttefikler olmaksızın Kuzey Kore, uluslararası arenada BM kararları ve yaptırımlarla sıkıştırılamaz. Ona göre bu görüşmenin en büyük kazananı ise Çin.

Obama döneminin Dışişleri Bakanlığı çalışanlarından Wendy Sherman’a göre ise ABD ile Kuzey Kore bayraklarının yan yana görülmesi dahi rahatsız edici. “Çünkü”, diyor ABD basınına konuşan Sherman, “İki ülke eşit değil.”

Yaklaşık üç hafta önce, çeşitli barış örgütlerinden oluşan bir delegasyon Güney Kore’yi ziyaret etmişti. Kore Politika Enstitüsü ve Kore Barış Ağı üyelerinden Simone Chun da bu ekip arasında yer aldı. Güney Kore’nin Kuzey ile barış istediğine dikkat çeken Chun’un ABD’ye dönüşte hissettikleri, tarafların bakış açısını özetliyor. Foreign Policy in Focus’a yazan Chun şu ifadeleri kullanıyor: “ABD’ye dönüşte, barış sürecine ve hatta barış anlaşması fikrine devamlı sağcı saldırılarda farklı bir gerçeklikle karşılaştım. Uzmanlar, neocon şahinler ve kurumsal medya kuruluşları, saldırganca, aşırı bir standardı destekliyorlar. Bu standarda göre, Kuzey Kore, ciddi bir görüşme olmadan önce, tüm nükleer silah programından vazgeçmeli.” Ancak bu talep gerçekçi değil.

Öte yandan dönemindeki İran ve Küba diyalogları nedeniyle Obama’yı yerden yere vuran Cumhuriyetçi cephe, Trump’ın Kuzey Kore hamlesini ise çok hızlı şekilde kendi lehlerine propaganda malzemesi haline getirdi. Cumhuriyetçiler arasında diyalog yüksek oranda destek buluyor. Peki ABD’de Kore ve diplomasi üzerinden yaşanan görüş ayrılıklarının nedeni ne?

ABD Dışişleri’nden istifa etti, barış aktivisti oldu


Simone Chun’un Güney Kore’ye gittiği ekipte, Dışişleri Eski Çalışanı Ann Wright da bulunuyordu. Wright dikkat çekici bir isim. 2003’te Irak Savaşı başlamadan hemen önce Dışişleri Bakanlığı’ndaki görevinden istifa edip barış için çalışmaya başlamış. Şu anda Barış için Gaziler, Kore Barış Ağı, Tarafsız Bögeyi Geçen Kadınlar isimli gruplar için gönüllü olarak çalışan Wright, Kuzey Kore ile diyaloğu desteklemeyen kesimleri BirGün’e şöyle anlatıyor: “Demokratlar bu konuda Trump’a, Cumhuriyetçilerin zamanında İran konusunda Obama’ya yaptığını yapıyor. Bunun tek nedeni de bu konu üzerinde çalışanın Trump olması.”

Dışişleri’ndeki görevinden önce 30 sene kadar Amerikan ordusunda görev yapmış olan Albay Wright’ın ABD’de savaş yanlılarının motivasyonlarına dair ifadeleri önemli: “İnsanlar genellikle finansal sebeplerle, barış yerine savaş, istikrarlı bir dünya yerine istikrarsızlık isterler. Genelde bu kişilerin askeri endüstrisi ve savaş şirketleriyle ilişkisi vardır. Bütün bu savaş makinaları büyük paralar kazanırlar ve Kongre üyelerine para sağlarlar. Bu pek çok insanın barışı sevmeme nedenidir. Çünkü paralarını barış üzerinden kazanmazlar. Savaştan ve her şeyi militarize etmek üzerinden para kazanırlar.”

Wright’ın bu ifadeleri, Trump tarafının savaşların devamını istemediği anlamına gelmiyor. Ona göre Trump’ın Kim’le görüşme hamlesinin altında yatan en önemli sebep seçim kampanyasında verdiği sözü tutmak istemesi: “Başkanlık için yarıştığında, en başından beri herkesle ve her yerde görüşebileceğini söylüyor, Rusya, Kuzey Kore; bunu bir tek İran için söylemedi. Ve bir açıdan bunu kampanya sözünü tutmak için yapıyor. ABD ordusu tatbikatlarını savaş oyunlarını askıya alıyor, bu iyi bir şey, umarım başarılı olur.”

Ona göre Güney Kore bu diyalogdan memnun. Öte yandan 2015’te Kuzey Kore’yi ziyaret eden Wright, “2015’te bir haftalığına Kuzey Kore’de bulundum. Pyongyang’da 250 Kuzey Koreli kadının katıldığı bir sempozyuma katıldım. Kuzey Kore halkı bu diyalogdan çok memnun. Çünkü barış istiyorlar” diyor.

Amerikalılar K. Kore’ye gitmek istiyor
Wright Amerikan halkının isteklerini ise şöyle sıralıyor: “ABD, vatandaşlarının Kuzey Kore’ye girişini kısıtlayan tek ülke. Şu anda Kuzey Kore’ye gitmek isteyen bir ABD vatandaşının özel izinli pasaporta ihtiyacı var. Trump yönetimi sınırlı sayıda izin veriyor. Tarihte ilk kez ABD hükümeti, özel pasaport istiyor. Trump hükümetine bu politikayı değiştirmesi için baskı yapacağız. Hem ABD vatandaşlarının hem de dünyanın dört bir yanındaki insanların Kuzey Kore’ye gidip orada neler olduğunu görmesini, insanlarla konuşmalarını istiyoruz.”

“Yaptırımlar Kore halkının yaşamı önünde engel”
Wright öte yandan, Kuzey Kore halkının üzerinde büyük bir yük olan yaptırımların da kaldırılmasını istiyor: “Kuzey Kore halkı, yaptırımlar nedeniyle acı çekiyor. Bunlar dünyadaki en sert yaptırımlar. Tıbbi malzeme ve insani programlar gibi istisnai durumlar, çeşitli sebeplerle uygulanmıyor. Örneğin şu an uygulanan yaptırımlar ülkeye metalin giremeyeceğini söylüyor, bu doğrultuda enjeksiyon iğnesi gibi tıbbi malzemeler ülkeye sokulamıyor. Ya da kürek, tarımsal üretim için gerekli ama metal olduğu için ve askeri amaçlarla da kullanıma açık olduğu için ülkeye girmesine izin verilmiyor. Bu yaptırımlar Korelilere en temel haliyle hayatta kalma şansı verilmesi için kaldırılmalı.”

“ABD K. Kore’yi eleştirirken dikkatli olmalı”
Trump’ın Kim ile görüşmesin, Kuzey Kore’deki insan hakları ihlallerine vurgu yaparak eleştirenlere Wright şu cevabı veriyor: “Kuzey Kore’de esir olan, hapishanelerde tutulan, pek çok kişi var, bu korkunç ve bunun için üzüntü duyuyoruz. Fakat aynı zamanda, ABD’nin Guantanamo’da çeşiti zamanlarda toplam 800 kişinin kaldığı bir tutukluluk kampı olduğunu biliyoruz. Ayrıca ABD, en çok hapishane nüfusuna sahip ülke. Meşru bir eleştiri zemini olsa dahi, ABD, Kuzey Kore’yi eleştirirken dikkatli olmalı.”

***

“Trump daha fazlasını istemeliydi”

Politika Çalışmaları Enstitüsü’nde Ulusal Öncelikler Projesi Program Direktörü Lindsay Koshgarian, son yazısında, Kuzey Kore-ABD ilişkileri konusunda eleştiri sahiplerini ‘diplomasiye şans vermeye’ çağırmıştı. ABD’nin her yıl diplomasinin 20 katı kadar savaş için harcama yaptığına dikkat çeken Koshgarian, BirGün’ün sorularını yanıtlarken, ABD’deki ortamı şu şekilde değerlendiriyor: “Şu anda ABD’de Kuzey Kore üzerine güçlü bir anlaşmazlık var. Bazı liberallere göre, Trump, daha sert davranmalıydı ve elde ettiğinden daha fazlasını istemeliydi. Aslında, Trump’ın ne elde ettiği de net değil. Öte yandan pek çok liberal de uzun zamandır, Kuzey Kore’yle doğrudan irtibatın ve daha fazla görüşmenin iyi olacağı kanısındaydı, bu bakış açısını da değiştirmediler.

Sağda ise popüler medya kuruluşları, Obama’yı çok fazla görüşmek istemesi dolayısıyla eleştirirdi. Fakat pek çoğu Trump’ın Kim Jong-un’la görüşmesini desteklemek için, tavırlarını değiştirdiler. Fakat hepsi değil - Trump yönetiminin içinde bile onun yaklaşımını desteklemeyebilecek kişiler var, Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton gibi.”

“Bolton tehlike”
Pek çok barış grubunun görüşmeleri desteklediğini söyleyen Koshgarian, liberallerin ‘insan haklarına ve daha sert görüşme talebine odaklanan eleştirileri olduğunun altını çiziyor. Görüşmelere Trump’ın ekibinden de karşı çıkanlar olduğu ifade ediliyor. Koshgarian’a göre, John Bolton bu kişilerin arasında: “Eski CIA Direktörü, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Kuzey Kore konusunda düşünülenden daha farklı olduğunu kanıtladı. John Bolton barış karşısında daha büyük bir problem teşkil ediyor. Kuzey Kore, İran ve diğer ülkelerle görüşülmesi karşısındaki tutumunu yüksek sesle dile getirmişti. Çıkan haberlere göre Singapur’daki varlığı görüntüden ibaretti, farklı görüşleri nedeniyle zirveye önemli ölçüde katkıda bulunmadı. Bolton hâlâ bu görüşmeler için tehlikeli bir kapalı kutu.”

Koshgarian’a göre, “Anketler, çoğu Amerikalı’nın Trump’ın Kuzey Kore konusundaki yaklaşımını onayladığını ve zirvenin başarı olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Haziran ortası açıklanan ankete göre, 10 kişiden 7’si Trump’ın Kuzey Kore ile görüşmesini onaylıyor. Son ankette, Trump’ın destek oranındaki artış da Kuzey Kore görüşmesine bağlanıyor. Fakat bu oran politik taraflara göre değişiyor. Cumhuriyetçilerin yüzde 70’i Demokratların ise yarısı destekliyor. Muhtemelen şunu söylemek yerinde, bu zirveyi Obama yapmış olsa, bu sayılar ters çevirilirdi.”

“Trump desteği sabitledi”


Kamuoyu yoklamaları yapan Analist John Zogby’e göre ise Kuzey Kore ise görüşme anketlerde büyük oynama yaratmaz: “Pek çok Amerikalı’nın Trump’la ilgili fikirlerinde donmuş durumda, destek oranlarında büyük değişiklik olması zor. Yüzde 40’ların ortalarında bir destek oranında sabitlenmiş gibi duruyor. Önemli olan şu; görüşmeler ona özellikle taban açısından zarar vermedi. Cumuriyetçilerin arasında yüzde 86 destek oranı var. Kuzey Kore’yi bombalamaya karar verseydi de destek oranının aynı kalacağını düşünüyorum. Eğer çok kötü bir şey yapmazsa (muhafazakar ortodoksiye zarar verecek bir hamle yapmazsa; yani kürtajı savunmazsa ya da vergileri kaldırmazsa) taban onunla kalır. ”

“İran politikasını örtmek için”
Zogby, Trump’ın Kim’le görüşmesinden ne umduğunu ise şöyle anlatıyor: “Trump için mümkün olduğunca çok kampanya vaadini yerine getirmek çok önemli. Bu vaatlerden biri İran nükleer anlaşmasını sonlandırmaktı. Bence Kuzey Kore görüşmelerini ve anlaşmasını yapması İran anlaşmasını sonlandırmasına bir örtü oldu.”

En Çok Okunan Haberler