Laiklik: Gezi düşleri ile Ensar işlerinin birbirinden ayrılması

BARIŞ İNCE
barisince82@yahoo.com
@barisince82

“Laiklik işiyle mi uğraşacağız” diyenleri görüyorum. Sanki her gün başka çok mühim işlerle uğraşıyorlarmış gibi… Sanırsın ki sabah akşam o direniş senin, bu grev benim koşuyorlar. ‘Yetmez ama’ bir de insanların hayatlarından endişe etmesi ile alay ediyorlar. Dinin toplumsal ve siyasal hayatımızda temel belirleyici olması yetmezmiş gibi buna bir de anayasal kılıf ayarlanması karşısında susmamızı bekliyorlar.

13 senedir her şeye susanlar, susmaya devam etsinler. Ama bu bir mevzi savaşıysa, laiklik tutacağımız en önemli mevzilerden biriyse yani, susmayanlar var ve ülkenin geleceği onlar.

“Başka şeylere ses çıkarmıyorsunuz” diyenler, neye ses çıkardınız ki bugüne kadar? Bu ülkenin ses çıkaranları belli... Toplumsal muhalefet, savaşa karşı barış için 10 Ekim’de yüzün üstünde canını yitirdi. AKP’ye laf eden her gazetecinin yazarın üzerinde 10’larca yıl hapis cezası var. İnsanların adliye adliye koşturmaktan imanı gevredi. Çocuklara tecavüzü ortaya çıkaranlar da o çocuklar için sokağa çıkanlar da gaza suya maruz kalanlar da belli.

Laiklik, snoblukla alaya aldığınız şakalarınızdan çok daha önemli? Türkiye gibi ülkelerde devlet ve sermaye faşist bir yapı kurarak emeğin hakları için mücadelenin önüne geçiyor. Her tür demokratik talep ya zorbalıkla bastırılıyor ya da hainlik ile etiketleniyor. Faşizmin kullandığı retorikler etnik milliyetçilik olabileceği gibi dincilik de olabiliyor. Kamusal alanın dinselleşmesi ile birlikte ezen ezilen ayrımının üstü örtülüyor, sınıfsal farklar flulaşıyor. Trilyoner patron ile hiçbir güvencesi olmayan işçi, İslamcılığın birleştiriciliği ile sanki aynı ülkünün bir parçası gibi gözüküyor. O yüzden emek mücadelesinin önünü açacak olan şeylerden biri de dünyevileşme yani laikliktir.

Öte yandan faşist saldırı nereden geliyorsa mevzi oraya kurulur. Dini kurallarla yaşamak istemeyen insanların kaygısına, tepksine yanıt üretemeyen, gerici saldırıya dur diyemeyen hiçbir siyaset ikna edici olamaz. “İnsanlar başka şeylere niye tepki vermiyor” diye kızılmaz. Tepki verdiği, canına tak ettiği noktadan örgütlenir.

Sen, onları yazan liberal! Ekonomik gücünle yurt dışına çıkar ve entelektüel faaliyetini orada geçirirsin, bu baskıya maruz kalmazsın belki. Ama Anadolu’da ya da büyük kentlerde yaşayan pek çok yurttaşın böyle bir fırsatı yok. Korkması, direnmek istemesi, tepki vermesi doğal. Bunu küçümsemek ise züppelikten başka bir şey değil.

Türkiye’de bir Ensar rejimi var. Ensar’ın panzehri de gerçek bir laiktir. Kazanacağımız laiklik… Denetlenmeyen, pedogojik formasyonu olmayan, uygar eğitim ilkelerinden bihaber, rant için organize olmuş, yasadışı kurumlara karşı aşağıdan yukarı bir mücadele… AKP iktidarı geleceğini Ensar gibi TÜRGEV gibi kurumlara bağlamış durumda. Her türlü finansal ilişki buralardan çözüldüğü gibi aynı zamanda toplumu küçük yaştan şekillendirip ideolojik ve ekonomik olarak kendisine bağımlı hale getiriyor. AKP rejimi dediğimiz şey, din kılıflı Ensar rejiminin kendisidir.

Hiç şüpheniz olmasın, araya birkaç da güzel sos katarak bu gerici hamleyi oylatabilir iktidar ve bu seçimi de kazanabilir. “Millet istedi” diyerek sandıkta her türlü gerici hamleyi meşrulaştırabilir. Sandığa gitse, idamı da getirebilir, kadın haklarını da tırpanlayabilir, farklı cinsel yönelimlere de zulmedebilir. Sen durdurmadıkça her türlü hamle elindeki medya ve propaganda gücüyle sandıktan geçirilebilir. Buna da “demokrasi” denebilir. Oysa uygar, demokratik, eşit bir yaşamı savunan bir kişi bile kalsa gerçek odur ve onun kurduğu barikatın arkası doldurulur.

Geri adım attığımız her noktada, her şeye alışıyoruz. Kendi yaşantımıza, kendi emeğimize, kendi geleceğimize sahip çıkmadığımız her an yok oluyoruz. Kendi özgürlük alanlarımızı kendimiz, ellerimizle kazıyarak geliştirebiliriz artık. Haziran günlerindeki gibi güldüğümüz, özgür olduğumuz, paylaştığımız günlere kavuşabiliriz. Birilerinden kurtarıcılık bekleyemeyiz. Belki de bu gericilerin tek yaptığı iyilik bu oldu ki halk nezdinde medet umulacak hiçbir sistem gücü kalmadı. Yaşadığımız bir çeşit mevzi savaşıdır. Ve bu mevzi savaşında laiklik; Gezi düşleri ile Ensar işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.

En Çok Okunan Haberler