Mangan: İrlandalı doğdu, Türk gibi öldü

Dublin’in Saint Stephen meydanında heykeli vardır. 19. yüzyılda fakir bir ailede doğmuş, ailesine yardım etmek için okumayı bırakmış, kendi kendini yetiştirmiş, yabancı diller öğrenmiş birinin heykelidir bu. Adı James Clerence Mangan. Ülkesinin en büyük şairidir. Öyle böyle değil, İrlanda Ulusal Marşı’nın sözleri ona aittir.

Dublin’den hiç dışarı çıkmadığını söylerler. Geçimini el yazmalarını çoğaltarak kazanması aslında geniş bir dünya açmıştır önünde. Bilmediği uzak köşelere o el yazmalarında okudukları sayesinde “ulaşmış” olması pek mümkündür. İrlanda’nın, Türkiye ile Türklerle bir muhabbeti var mıdır o yıllarda bilmem, bildiğim, eğer yanılmıyorsam büyük İrlanda kıtlığında, Osmanlı’dan İrlanda’ya tonlarca patates yardımı gittiğidir ama bu da Mangan’ın yaşadığı yıllarda olmuş değildir. O nedenle Türkiye’ye ilgisinin nereden geldiği sırsa da kopyalarını çıkardığı el yazması Türkçe metinlerde karşılaştığı bilgiler belki bu ilgisinin nedenidir. Bunun dışında ne Türkiye’ye gelmişliği vardı ne de Türkler hakkında doğru dürüst bir bilgisi.

O kütüphanede başladı her şey
Kendi kendine öğrendiği dillerden biri olan Almancası kusursuzdu. Bir Alman’ın bile Mangan’ın İrlandalı olduğunu anlaması zordu, derler. Gittiği bir kütüphanede Türk şiirine ilişkin, kitap kurtçuklarının tahrip ettiği Almanca yazılmış kitaplar bulmuş. Şiirlerimizle tanışması böyledir. Söz konusu kitaplarda şiirlerine yer verilen şairlerimizin kim olduğu maalesef bilinmiyor.

O kütüphaneden artık çıkmaz olmuş Mangan. Şiirlerden çok etkilendiği belli. Araştırmış, incelemiş, yavaş yavaş Türkçe de öğrenmeye başlamış. Öğrendiği Türkçesiyle Türk şiiri hakkında dergilerde yazılar da yazmış sık sık. Bulup okumak lazım, ne tür değerlendirmeler kaleme almıştır kim bilir. Bir edebiyat tarihçisi için ne güzel bir konu işte. Yapılmamışsa pek günah, yapılmış da haberimiz yoksa bu daha büyük bir facia, duyurulmamış demek ki. Daha fazla bilgimiz olsa Mangan hakkında keşke.

Türk Şairi diye anılır
Türkçe şiiri, Türk şairini merak etmekle kalmamış üstelik. Türkçe zor bir dil, böylesine zor bir dille şiir de yazmış. Hem de o kadar muhteşem şiirler yazmış ki, ülkesinin ulusal marşını yazan birisi olmasına rağmen Oxford Şiir Antolojisi’nde Türk Şairleri bölümünde yer alır adı. Bir İngiliz şiir antolojisinde tek bir gazel vardır, on altı mısralık, Mangan’a aittir. Fuzuli’nin bir gazel ile yan yana konsa fark edemez diyenler de var. Söz konusu gazelde “dünya bir kervansaraydır” mısrası geçer. İrlandalılar ne bilir kervansarayı. Mangan yazmış işte.

Şiirlerinin adı bile Türk tarihi hakkında bilgisi olduğunun ipucunu verir bize; Karamanian Exile (Karamanlı Sürgün) ya da Three Chalenders (Üç Kalanders). Three Chalenders, La ilahe, illallah diye başlar örneğin. Boğaziçi’ni hayatında görmemiş biri olmasına rağmen Meadowy Bosphorous (Çayırlı Boğaziçi) adlı bir şiiri de vardır.

Ciddi ciddi kafa yormuş Türk şiirine Mangan. Yapabildiği kadarıyla, yine Almanca üzerinden olmalı, gelişmeleri de izlemiş. Çok araştırmacı, meraklı biri olduğu anlaşılıyor. Hiç gitmediği yerleri nasıl betimlediği merak ya da eleştiri konusu olabilir belki ama Doğu merakı bunu birçok Batılı yazara, şaire yaptırmıştır aslında. Victor Hugo da Doğu’ya hiç gitmedi ancak onun da Doğu Şiirleri diye bir kitabı vardır.

Böylesi bir tutku az görünür. Mangan gibi olamazdım doğrusu, tüm yaşamını neredeyse belkirleyen bir uğraş olmuş Türk şiiri ya da edebiyatı. Ölümüne yakın zamanlarda ne hissettiğini bile Türkçe yazdığı bir şiirde betimlemiş. Şiir “Şimdi kervan yola çıkıyor… Meçhul bir ülkeye doğru/ Çanları hareket işaretini vermeye başladı bile” mısrasıyla başlıyor. Hayret gerçekten.

Zamanındaki çoğu yazar, şair, müzisyen, ressam, gezgin, hykeltraş artık ne kadar para getirmeyecek iş varsa onunla uğraşan insanlar gibi yoksuluk içinde öldü James Clerence Mangan.

Yastığının altında bir kitap buldular. Bir Türk şairinin Almancadan çevrilmiş şiir kitabı.

Mangan, “bazı” bizimkilerden daha çok “bizden”di.

En Çok Okunan Haberler