Manson: Hiç kimseyi öldürmeyen ‘seri katil’

Elini hiç kana bulamadı ama katildi. Üstelik seri katil. Belki de bu özelliği yüzünden suç tarihinin en büyük figürlerinden biri kabul ediliyor. Charles Manson, 83 yaşındayken, 1971 yılından beri kapalı tutulduğu cezaevinde öldü. Toplum dışılığın acısını başkalarının yaşamlarına kast ederek çıkaran biriydi. Üzerlerinde kesin hâkimiyet kurduğu genç insanlara cinayetler işletmiş oluşuna olağanüstü anlamlar yükleyenlerin gözünde neredeyse bir “peygamber”, bir “filozof”tu. Hiçbir suçlunun bu adam kadar hayranı olmamıştır herhalde. 80 yaşındayken 26 yaşında gencecik bir kadının onunla evlenmeyi seçmesi böyle bir hayranlığın sonucudur.

Psikolojinin de, sosyolojinin de konusu olmuş bir suçluydu Charles Manson. Onu diğer suçlulardan ayıra, daha doğrusu diğerlerinden daha çok “magazin” nesnesi haline getiren, ünlü yönetmen Roman Polanski’nin hamile eşi Sharon Tate’i öldürtmesiydi. 9 ağustos 1969’da Polanski’nin Holwood’un en tanınmış semti Beverly Hills’teki evinde Tate ile birlikte misafirleri yazar Wojciech Frykowski, partneri Abigail Folger ve Jay Sebring öldürülmüştü. Manson diğer cinayetlerinde olduğu gibi bunda da yer almamış, en itaatkar dört müridi Charles ‘Tex” Watson, Susan Atkins, Patricia Krenwinkel ve Linda Kasabian cinayeti işlemişlerdi.

Bu cinayet sayesinde aslında Manson’un tam 35 cinayetten sorumlu olduğu ileri sürülmüş ancak bunların çoğu yargıya, delil yetersizliğinden ötürü taşınamamış, müritleri zaten Tate cinayetinden ötürü mahkûm olduğu için diğer cinayetlerin soruşturmasına da gerek görülmemişti.

Manson Ailesi Kültü
“Aile” bilinen anlamıyla 100 civarında Charles Manson takipçisinden oluşan bir gruptu. Bu grup Manson’un sıradışı yaşam tarzını, LSD ve Sihirli Mantar gibi, halüsinojenik etkiler uyandıran ilaç kullanım alışkanlıklarını paylaşan takipçilerinden oluşuyordu. Manson 1967’de, küçük bir suçtan ötürü girdiği hapishaneden çıktığında Manson Ailesi de önce San Fransisco’ya ardından San Fernando Vadisi’nde çölde bir çiftliğe taşındı. Manson Ailesi’nin çekirdek kadrosunda kolay etkilenir genç kızlardan oluşan birim de vardı. Tüm aile sorgusuz sualsiz Manson’ın İsa ve yakında başlayacak olan ırk savaşlarının kehanetçisi olduğuna inandılar.

Beatles’ın o şarkısı
Ünlü İngiliz topluluğu The Beatles’ın dünyayı kasıp kavurduğu yıllar. Kendisini asla müzik dünyasına kabul ettirememiş bir müzisyen olan Manson da The Beatles hayranı. Topluluğun White albümündeki Helter-Skelter parçasından da çok etkilenmiştir. Bu şarkıdan esinlenip ABD’de beyazların öldürüleceğini, suçun da siyahlara atılacağını ileri süren bir komplo teorisi geliştirmiştir. Bu kıyamet senaryosunda sadece kendisi ile kendisine inananlar hayatta kalabilecektir. Kimi iddialara göre bu “savaşı” çıkartmak için müridlerine beyazları öldürtüp bunu siyahların üzerine atmak istemiştir. Öyle ya da böyle sonuçta öldürttüğü tüm kurbanları gerçekten de beyazdır Manson’un. Bu “teorisi”ne inanan gençleri, hitabet yeteneği ile de yönlendirmesi kolay olmuştur.

Manson’ı diğer seri katillerden ayıran en büyük fark, kimseyi öldürmemesidir. Tüm cinayetleri “aile” bireylerine işletiyordu. Adresleri belirliyor, talimatları veriyordu. Çocukluğu da gençliği de suçla iç içe geçen biri olarak müziğe ilgi duyması tuhaf gelebilir ama yapmayı en çok sevdiği iş müzikti. Bu nedenle başarılı sayılacak kimi girişimleri de oluyor. Dönemin hatırı sayılır gruplarından Beach Boys’un da aralarında bulunduğu topluluklara şarkılar veriyor, kendisi de bir plak çıkarıyor. Ama hepsi bu. Daha sonra içinde yer almak istediği hiçbir grup tarafından kabul edilmiyor.

Topluma öfkesini tetikleyenin bu olduğu ileri sürülüyor. Polanski’nin evini hedef almasının nedenini de buna bağlayanlar var. Cinayeti işyleyen Manson Ailesi’nin üyelerinin ifadelerine göre Polanski’nin evi, Manson’un kabul edilmediği eğlence dünyasının o dönemdeki en bilinen temsilcisiydi. Hedef alınmasının nedeni budur.

Kendince gerekçelerle cinayet işleyip, insan öldüren çok sayıda katil var. Manson’ın aslında onlardan farkı yok. Ancak adı etrafında öyle bir efsane yaratıldı ki, Manson neredeyse topluma duyulan hıncı herkes adına çıkaran bir “kahraman”a dönüştürüldü. Ciddi ciddi bir “felsefesi” olduğu bile iddia edilir oldu. Manson’un mahkemede müridleri hakkında konuşurken “Onları siz et yiyenler katil yaptınız” demesi vejateryenlerin çok hoşuna gitti. “Bana yukarıdan baktığınızda bir aptalı, aşağıdan baktığınızda bir efendiyi, karşıdan baktığınızda kendinizi görürsünüz” dediğinde bu cümlesinde bir keramet var sanıldı.

Topluma duyulan hıncı, o toplumun bireylerini öldürerek almaya yapılan övgünün kahramanına dönüştürüldü Manson.

Eleştirildiği toplumun kuklalaştırdığı bireyler gibi, kendisinin kuklaya dönüştürdüğü müridler yarattığı hiç dikkate alınmadı.

Berbat bir cinayet özendiricisiydi. Ancak budalalar için bir “peygamber” gibi görüldü.

En Çok Okunan Haberler