Meksika'da solcu bir başkan seçildi: Peki o bir sosyalist gibi yönetebilecek mi?

Vijay Prashad

Andrés Manuel López Obrador, (AMLO olarak da biliniyor) Ulusal Yeniden Doğuş Hareketi’ni (Morena) Meksika’da seçimlerin galibi yaptı. Oyların yarısından fazlasını alarak başkanlık yarışını kazandı. Partideki yoldaşları Senato ve Temsilciler Meclisi’nde büyük bir varlık göstermeye hazır. Bu, Meksika’da deprem etkisi yaratacak bir değişim; 2000’de Ulusal Hareket Partisi’nden (PAN) Vicente Fox’un zaferiyle karşılaştırılabilecek bir durum. O dönemde Fox’un partisi PRI’nın (Kurumsal Devrim Partisi) uzun zamandır süren tek parti yönetimini kırmıştı. PRI ve PAN, son 15 yıldır, seçimlerde karşı karşıya geliyor, fakat seçmen kitleleri PRI-PAN dedikleri bir yapı altında birbirine karıştı. PRI-PAN, oligarkların tek parti yönetimine olanak sağlayan yeni yönetici blok haline geldi.

Obrador ve partisi Morena işte bu bunalımın içinden yeni bir yol gösterme sözüyle çıktı. Zaferi bu şekilde kazandılar. Obrador, görevi devralırken, “Dönüşüm ülkemizden yolsuzluğu defederek oluşacak. Yolsuzluk kültürel bir olgu değil, çökmüş politik rejimin sonucu” dedi. Obrador, Mexico City’nin Belediye Başkanıyken sarsılmasına neden olan skandallara rağmen, kendisini yolsuzluğun anti tezi olarak ortaya koymayı başarabilmişti. İşte ona PRI-PAN karşıtı oyları kazandıran bu oldu.

Seçim hilesi ve yolsuzluk
Obrador daha önce iki kere seçime girdi. 2006’da seçimi kazandığı düşünülüyordu - pembe kuşağın Latin Amerika’da hızla yayılmasının zirve noktasıydı.

ABD’nin desteklediği Meksika oligarşisi, o dönemde kazanmasına izin veremezdi. Seçim çalındı ve PAN’dan Felipe Calderon’a verildi.

Obrador, destekçilerinden Mexico City’nin merkezini kuşatmalarını istedi. Aylarca yaptıkları oturma eylemi işe yaramadı.
2012’de, Obrador, PRI’dan Enrique Peña Nieto’a yenildi. Obrador bir kez daha hile nedeniyle yenildiğini iddia etti. Bunun doğru olma ihtimali yüksek. Çünkü Meksika oligarşisinin ve ABD hükümetinin pembe kuşak büyük zafer kazanırken, Latin Amerika’nın en önemli ülkesinde sosyalist bir politikacının yönetime geçmesine izin vermesi düşünülemez. Meksika’da bir sosyalistin başkan olmasının 2006’da Bolivarcı hareket için ne anlama geleceğini hayal edin. Hile, ekonomik yolsuzluğun politik benzeri. Egemen sınıf belirli yöneticileri talere edebilir ve sadece belirli kişilerin sistemden faydalanmasına izin verebilir.

Obrador’un sosyalizmi Meksika’nın tarihine dayanıyor. Güney eyaleti Tabasco doğumlu Obrador, Ulusal Meksika Özerk Üniversitesi’ne (UNAM) Meksikalı öğrencilerin öldürüldüğü ünlü Tlatelolco katliamından beş sene sonra gitti. Kirli Savaşlar döneminde Meksika Solu’na yönelik sert engellemeler Obrador’un ne gözünü açtı ne de onu aşırı sola yönlendirdi. O dönemde hâlâ sözde sosyalist olan PRI’ya katıldı.

1987’de PRI sosyalizm iddiasını bıraktığı netleşince, Obrador, PRI’dan ayrılarak diğer sosyalistlere katıldı. Cuauhtémoc Cárdenas’ın başkanlık kampanyasını destekledi. Pek çok kişi Cárdenas’ın 1988 seçimlerini kazandığını fakat mazbatanın kendisine verilmediğini düşünüyor. Cardenas, Meksika’yı yöneten son sosyalist Lázaro Cárdenas’ın oğlu. 1930’larda Lázaro Cárdenas, petrol endüstrisini kamulaştırdı ve Meksika’nın geniş çaplı refah sistemini oluşturdu. Oğlu Cuauhtémoc Cárdenas, Meksika Devrimi’nin babası tarafından geliştirilen kazanımlarını savunmak için seçimlere girdi. Cárdenas’ın Demokratik Devrim Partisi (PRD) Meksika solunun akımlarını içine aldı.

Obrador, bir PRD üyesi olarak, Meksika demokrasisinin hileli doğasını hızla deneyimledi. Tabasco valisi olmak için seçimi kazandığında, makamı ondan çalındı. Silahlı adamlar onu makam odasından çıkardı ve yerine PRI adayını koydu. Julio Hernandez López’in La Jornada’da yazdığı “Meksika hızla halksız bir demokrasi oluyor” sözleri işte bu noktaya referans veriyordu. Sol halkı harekete geçirebilirdi, fakat bunun oligarşinin çıkarlarını korumak için çalışan bu demokratik sistem içinde bir anlamı yoktu.

Halkın mobilize olması Obrador’un politikaları için gerekli. 2006’da ve 2012’de mazbata verilmediğinde, destekçileriyle Mexico City’i doldurdu. Bu protestolar Obrador’un ne çeşit bir politika yapacağını belirledi; aslında protestoların başını çekme isteği 2006’dan öncesine dayanıyordu. 1996’da, Körfez Kıyısı boyunca uzanan petrol kuyularından gelen kirliliğe karşı binlerce çiftçiye katıldı. 1998’de doğduğu Tabasco eyaletine gidip Mexico City’e doğru uzun ve ünlü bir yürüyüşe önderlik etti.

Ona ‘popülist’ denmesinin sebebi, popüler mücadelelerde olan ısrarı. Fakat bu aceleci bir tanım. Cesaretine ve tavizsizliğine, açlığa karşı ve toprağın yeniden dağıtımı için verdiği mücadeledeki inadında aynı zamanda oligarşinin mallarını kamulaştırma konusundaki başarısızlığına bakıldığında onu Meksika Devrimi’nin mirasından gelen biri olarak daha net görmek mümkün.

2018 seçimlerinde zafer kazananın sadece Obrador olmadığını söylemek önemli. Seçimde Morena liderlerinin başka pozisyonlarda başarıları bulunuyor. Bilim İnsanı Claudia Sheinbaum Pardo, Mexico City’nin Belediye Başkanı oldu. Futbol yıldızı Cuauhtémoc Blanco, Morelos valisi seçildi. Madenci lideri Napoleón Gómez Urrutia’nın ise Senato’da yer alma ihtimali yüksek.

Gerçek bir mafyöz devlet
2014’te Obrador, Morena’yı kurdu. Parti, ekonominin liberalleşmesine karşı güçlü bir pozisyon alarak, bu politikaya ‘baskı, yolsuzluk ve ayrıcalık rejimi’ dedi. Bunlar güçlü tabirler, Meksika’nın ‘Gerçek bir mafyöz devlet’ tanımını hatırlatıyorlar. Fakat bütün bunlar ne anlama geliyor? Meksika sosyalizminin herkesçe kabul edilen savunucusu Obrador, neo-liberal politikalara karşı bir ajanda yürütebilecek mi?

Durum kötü. Meksika uzun süreli bir mali krizden muzdarip, kriz 2007’deki küresel kredi çatırdamasında keskinleşmişti. Yolsuzluğa batmış devlet, çözülmemiş binlerce şiddet olayını üreten acımasız iç savaşlarla, darma dağın olmuş durumda.

Buna bir de ABD’den gelen göçmen karşıtı baskıyı ve gümrük savaşlarını, IMF tarafından dayatılan kemer sıkma politikasını ve insani gelişim için gerekli kaynağa erişilememesini ekleyin… Dahası Bolivarcı dinamik, Venezuela, Nikaragua ve Küba gibi diğer devletlere yönelik kuşatmanın büyük bir baskıyla devam etmesi nedeniyle derin bir krizde.
Obrador, seçimi hakkaniyet ve dürüstlükle kazandı. Bu sefer etki alanı seçimin ondan çalınmasına engel olacak kadar büyüktü. Fakat nasıl bir ülke devraldı? Çatırdamış ve yoksullaşmış bir ülke. Bankaların ve Washington’un baskısı acımasız olacak. Manevra alanı kısıtlı. Sosyal demokrat bir ajanda bile çok fazla görülebilir.
Obrador, halka yakın kalacağını söyledi. Büyük ihtimalle yoksullara, yaşlılara, işsizlere ve engellilere devlet yardımını genişletmek için bastıracaktır. Uyuşturucu savaşıyla ve güvenlik devletiyle ilgili açıklamaları, halk ve hükümet arasındaki anlaşma çerçevesinde bir tartışma başlatabilir.

Bunun Meksika’nın politik söylemi üzerinde niteliksel bir etkisi olacaktır. Bütün bunlar önemli. Meksika’da seçimi bir sosyalist kazandı. Peki bir sosyalist olarak yönetebilecek mi?

Çeviri: Ömür Şahin Keyif

En Çok Okunan Haberler