Metal grup toplu pazarlığında grev kapıda: Bu işyerinde cesaret var!

Türkiye’nin en büyük toplu pazarlığı olan metal grup toplu pazarlığında grev kapıda. 5 Ekim 2017 tarihinde başlayan ve Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) le Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Çelik-İş sendikaları arasında ayrı ayrı yürütülen toplu pazarlıkta anlaşma sağlanamadı ve uyuşmazlığa gidildi. Metal grup toplu pazarlığı yaklaşık 140 bin metal işçisini kapsıyor. Metal grup toplu pazarlığı özel sektör toplu iş sözleşmeleri için çok önemli bir gösterge niteliğinde. Diğer bir ifade ile metal pazarlığı sadece metal işçisini değil, tüm özel sektör çalışanlarını yakından ilgilendiriyor.

Metal toplu pazarlığı greve gidiyor
Metal grup toplu pazarlığı önceki yıllara göre oldukça sert geçiyor. Metal sektöründe ücretlerin düşüklüğü bunun en önemli nedenlerinden biri. Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından yapılan araştırmaya göre metal işçilerinin aylık ortalama net geliri 2 bin 223 TL. Araştırmaya göre metal işçilerinin yüzde 85’i borçlu. Borçlu olanların yüzde 93’ü borçların kendilerini zorladığını söylüyor (Metal İşçisinin Kimliği, 2017). Türk Metal Başkanı Pevrul Kavlak ise ücretlerin düşüklüğünü şöyle ifade ediyor: “5 yılda yüzde 110 zam almamız gerekirken yüzde 66 zam alabildik. Yüzde 44 kaybımız var. Bizde 10 yıllık işçinin eline her şey dahil 2 bin 370 lira geçiyor” (Sözcü, 7 Ocak 2018).

Bu nedenle sendikalar bu dönem ücret kayıplarını telafi edecek zam teklifleri verdiler. Türk Metal ilk altı ay için yaklaşık yüzde 38’e karşılık gelen bir zam teklifi ile, Birleşik Metal ise yüzde 30,5’e karşılık gelen aylık net 695 TL zam teklifi ile masaya oturdu.
Müzakere süreci içinde altı toplantı yapılmasına rağmen kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Müzakereler sürerken MESS Genel Sekreteri Özgür Barut, üç yıllık sözleşmenin ve ikramiyelerden devamsızlık kesintisi yapılmasının MESS’in kırmızı çizgileri olduğunu ilan etti. MESS ücret zammı konusunda da sendikaların tekliflerinden oldukça uzak zam oranları teklif etti. MESS, 1 Aralık 2017’de yapılan toplantıda, ilk 6 aylık dönem için yüzde 3,2 zam teklif ederken, 11 Ocak 2018 tarihinde sendikaları tekrar toplantıya çağırdı ve ilk altı ay için yüzde 6,4 zam teklif etti. MESS, kırmızı çizgi ilan ettiği üç yıllık toplu iş sözleşmesi önerisi yineledi. Şimdi arabulucu raporu bekleniyor ve ardından grev gündeme gelecek.

Uyuşmazlık süreci devam ederken sendikalardan kararlılık mesajları geliyor. Birleşik Metal-İş Sendikası 8 Aralık 2017’de bir dizi eylem kararı aldı. İşçiler işyerlerinde sabah ve öğle aralarında protesto yürüyüşlerine devam ederken, 5 Ocak 2018 Perşembe günü Gebze’de kitlesel bir basın açıklaması yapıldı. 2 bini aşkın metal işçisinin katıldığı basın açıklamasında işçiler kararlılığını ve greve hazır olduklarını attıkları sloganlarla dile getirdiler. İşçiler MESS’e “OHAL’e güvenme” mesajı verdiler.

Uyuşmazlık sürecinde Türk Metal’den de tepkiler geldi. Türk Metal Başkanlar Kurulu’nun 9 Ocak 2018 tarihli açıklamasında, sendikanın bugüne kadar sürdürdüğü direnişini ve eylemlerini işyerlerinde ve kent meydanlarında artırarak sürdüreceği, işyerlerinin bulunduğu kentlerde, meydanlarda kitlesel basın açıklamaları yapılacağı belirtildi. Türk Metal Başkanı Kavlak, yaptığı açıklamada işverenlere, “OHAL’e güvenmeyin, fabrikalarınız durur” dedi.

MESS neye güveniyor?
MESS, sendikaların yüzde 30 ile 40 arasındaki zam teklifine karşılık, grev aşamasında dahi yüzde 6 civarında bir zam teklifinde bulunarak adeta alay ederken neye güveniyor? Bu sorunun yanıtı çok net. MESS hükümetin grevleri ertelemesine ve OHAL’e güveniyor. MESS’in ilan ettiği kırmızı çizgilerden vazgeçmeden ve işçilerin kayıplarını karşılayacak bir ücret teklifi ortaya koymadan grevin kaçınılmaz olduğu açık. Bunu MESS de görüyor. Ama uzlaşmaya yanaşmıyor. Yanaşmıyor, çünkü MESS biliyor ki hükümet bir ricalarını iki etmeyecek ve grevleri erteleyecek. MESS, hükümetin gözünü kırpmadan metal grevini erteleyeceğini umuyor ve bekliyor. Ancak 140 bin işçinin grevini bir çırpıda ertelemek o kadar kolay değil.

İşte bu noktada sendikaların hem grev kararı alırken hem de olası bir grev erteleme sonrasında nasıl tutum alacağı önemli. Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu işkolundaki diğer sendikalara çağrı yaparak “aynı gün greve çıkalım” dedi. Serdaroğlu’nun bu önerisi hayati önem taşıyor. Olası bir erteleme kararından 140 bin işçi aynı anda etkilenecek. Bu çapta bir erteleme şimdiye kadar görülmedi. Bunun bedelinin ağır olacağı açık. Türk Metal’in bu çağrıya olumlu yanıt vermesi ve grev kararı ile uygulama kararlarının eşzamanlı alınması kritik önem taşıyor.

Grev ertelenirse ne olacak?
İkinci önemli husus, kötü senaryoya hazırlanmak. Grev erteleme olursa ne olacak? Birleşik Metal-İş Sendikası böyle bir erteleme kararının hukuksuz olacağını, Anayasa’nın ve uluslararası sözleşmelerin ihlali olacağını ve daha önce EMİS sözleşmesinde olduğu gibi bu kararı tanımayacaklarını ve Anayasa’nın 90’ıncı maddesine dayanarak barışçı toplu eylem haklarını kullanacaklarını söylüyor. Nitekim Kristal-İş Sendikası da son Şişecam grev ertelemesini takiben işyerlerinde fiilen greve devam etmişti.

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Serdaroğlu, 13 Ocak 2017’de İstanbul’da düzenledikleri grev hakkı ve grev yasakları konulu konferansta yaptığı konuşmada, hukuksuz bir grev ertelemesine boyun eğmeyeceklerini ve işyerlerinde üretimden gelen güçlerini kullanacaklarını net bir biçimde ortaya koydu.

Bu konuda Türk Metal’den gelen sinyaller ise çok net değil. Keyfi bir oldubitti ile hukuksuz bir karar ile grevleri ertelenirse Türk Metal ne yapacak? Türk Metal Başkanı, Olay TV’de yaptığı açıklamada grev erteleme beklemediğini söyleyerek, grevin ertelenmesi durumunda ne yapacaklarına dair net bir ifade kullanmadı. “Bu taslaktan geriye gitmemiz mümkün değil” ve “Bizi YHK’ye götüremeyecekler” dedi. Ancak ısrarlı sorulara rağmen grev ertelemesi durumunda ne yapacakları konusunda net bir ifade kullanmadı.

Yüzde 38 ile yüzde 6 arasında devasa fark devam ederken metalde grevsiz bir uzlaşma olası görünmüyor. Bu durumda grevin ertelenmeyeceğini düşünmek fazla iyimserlik olur. Grev hakkı ülkemizde kâğıt üzerinde. Hükümet her istediği grevi erteliyor. Metal grevinin ertelenmesi de büyük olasılık. Bu durumda işkolunun en büyük sendikasının B planı nedir? Bunun yanıtı yok.

Bu işyerinde cesaret lazım!
Grev ertelendiğinde bu hukuksuz kararın Anayasa’ya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu söyleyerek barışçı toplu eylem hakkını kullanmaya cesaret edemeyen bir sendika, işçilerin hakkını koruyamaz.

Bilindiği gibi grevde işyerlerine “bu işyerinde grev var” pankartı asılır. Ancak yaşanan keyfi grev ertelemeleri karşısında artık bu pankartın yanına şunu da eklemek lazım: “Bu işyerinde cesaret var.” Metalde keyfi grev ertelemesi kapıda ve bunun panzehiri grev hakkını cesaretle kullanmak ve korumaktır. Grev hakkına sahip çıkmak yasadışı değil, tamamen hukuka uygun bir tutum olacaktır. Anayasa’nın 90’ıncı maddesi ve ILO normları tam da bunun için barışçı toplu eylem hakkını güvence altına almaktadır. Metal toplu pazarlığı, keyfi grev ertelemelerinin geri püskürtülmesi için çok önemli bir fırsattır ve bunun için işkolundaki tüm sendikalara büyük görev düşüyor.

***

Grev yasaklarına karşı ortak mücadele

Metal işkolunda 130 bini aşkın işçi greve hazırlanırken, Birleşik Metal-İş Sendikası’nın düzenlediği konferansta konuşan uzmanlar, OHAL’in grev hakkını daha da kullanılamaz hale getirdiğine dikkat çekti. Uzmanlar, grev yasaklarına karşı ortak bir mücadele hattı oluşturmanın gerekliliğini vurguladı.

Birleşik Metal-İş, geçen hafta sonu İstanbul Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde ‘Grev Yasakları ve Sendikal Haklar Konferansı’ düzenledi. Metal işkolunda 130 bin işçiyi kapsayan MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi’nde grev aşamasına gelindiği bir süreçte düzenlenen konferansta, panelistler, Türkiye’de yaşanan OHAL sürecini ve grev yasaklarını, bu yasaklara karşı ne yapılması gerektiğini tartıştı.

Akademisyenlerin, hukukçuların ve sendikacıların yanı sıra IndustriALL Küresel Sendika Genel Sekreteri Valter Sanches’in de katılımcı olduğu konferansta; OHAL sürecinde grev yasaklamalarıyla işçilerin kazanılmış haklarının büyük bir tehdit altında olduğu vurgulandı. Konuşmalarda, bu grev yasaklarına ve antidemokratik uygulamalara, hukuksuzluklara karşı birlikte mücadele etme zorunluluğunun altı çizildi.

AKP 13 grevi yasakladı
Konferansın sonuç bildirgesinde grev hakkının temel ve evrensel bir insan hakkı olduğuna dikkat çekilerek, Türkiye’de bugün işçilerin yalnızca yüzde 8’inin bu hakkı kullanabildiği belirtilerek, “OHAL ve Bakanlar Kurulu’nun elinde bulundurduğu grev erteleme yetkisi ile grev hakkı olan bu yüzde 8’lik kesimin bile bu hakkı kullanması neredeyse imkânsız hale gelmiştir. AKP döneminde 13, OHAL sürecinde 5 grev erteleme adı altında yasaklanmıştır” ifadeleri kullanıldı.

OHAL’de yasağa rağmen grev meşrudur
Bildirgede, metal işkolundaki grup toplu sözleşme sürecinin OHAL koşullarında yürütüldüğüne işaret edilerek, şöyle denildi:
“Bugün bir kez daha işkolunda metal işçilerinin grev hakkı tehdit altındadır. Giderek demokrasiyi ve işçi haklarını ihlal eden bir uygulamaya dönüşen OHAL derhal kaldırılmalı, grev hakkının kullanımının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Hükümet, Bakanlar Kurulu’nun geçmişte aldığı grev erteleme kararlarını mahkûm eden Anayasa Mahkemesi kararlarını dikkate alarak keyfi grev ertelemelerine son vermelidir. OHAL’de grev, grev yasaklarına rağmen meşru; erteleme ve yasaklamalar ise gayrimeşrudur. İşçiler grev hakkını gerektiğinde çekinmeden kullanacaktır.”

En Çok Okunan Haberler