Müjdeler olsun zenginleşiverdik!

12 Aralık haftasına bir müjdeyle girdik; şıppadanak bir anda zenginleşiverdik. Üstelik Milli Piyango’ya, Sayısal Loto’ya, at yarışına, İddaa’ya filan gerek duymadan, taş atıp da kolumuz yorulmadan. Hem de kur 3.50’lerin üzerinde salınırken, ABD doları cinsinden servetimiz hoplayıverdi. TL’ye vurunca katmerli zenginleştik. Nasıl mı?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yıllık Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’yı AB standartlarına uyum rivayetiyle yeniden hesaplamaya başladı. Tesadüf bu ya, küresel kriz nedeniyle ekonominin yüzde 4.8 daraldığı 2009 yılını baz alınca, tadından yenmez bir ekonomi manzarası ortaya çıktı.

Bu arada 2016’nın üçüncü çeyreğini bu hokkabazlıklar bile kurtaramadı, ekonomi Temmuz-Ağustos-Eylül aylarını içeren dönemde yüzde 1.8 daraldı. Özel tüketim harcamaları yüzde 3.2 gerilerken, yüzde 23.8’lik hormonlu kamu harcamaları bile zevahiri kurtarmaya yetmedi.

İsterseniz önümüze serilen bu pembe tabloyu kademe kademe bir değerlendirelim.

1) TÜİK’in kendi rakamlarına göre 2015 yılı GSYH’si 720 milyar dolardan, 861 milyar dolara sıçradı. Böylelikle kişi başına gelir de, 9257 dolardan, 11014 dolara hopladı.



2) 2015 yılı büyümesini yüzde 4 biliyorduk. Meğerse, kimsenin anlamadığı “zincirlenmiş hacim endeksiyle” yüzde 6.1 büyümüşüz de ruhumuz bile duymamış.



3) Gelelim 2016’ya; yılın ilk yarısında yüzde 3.9 büyüdüğümüzü zannediyorduk; meğerse daha da hızlı, tam yüzde 4.5’luk bir tempo yakalamışız. Dolar cinsinden de 350 milyar değil de, 406 milyarlık bir üretim yapmışız.

4) 2016’nın üçüncü çeyreğinde ise, tüm gayretlere karşın ne yazık ki pozitif bir büyüme rakamına ulaşılamamış. 2015’in dördüncü çeyreğinde, daha önce açıklanan istatistikler yüzde 5.7’lik bir performansa işaret ederken, bu oran yüzde 7.4’e çekilmiş. 2015 için yüz güldüren bu revizyon, bizden söylemesi baz etkisi nedeniyle 2016’nın dördüncü çeyreğini handikaplı hale getirmiş, gün ola harman ola, o vakit hele bir gelsin, bakarsınız yeni bir yöntemle dördüncü çeyrek için de harikalar yaratılır.




5) Yeni metodolojiyi bütün iyi niyetimizle incelesek dahi, bazı istatistikleri anlamakta zorlandığımızı itiraf edelim. Örneğin, daha önce hane halklarının harcamalarının 2016’nın ilk çeyreğinde yüzde 7.2, ikinci çeyreğinde ise yüzde 5.2 arttığını zannediyorduk; halbuki bu oranlar yüzde 0.2 ve yüzde 3.7’ymiş. Özel tüketimin ağırlığının yüzde 72 seyrettiği bir ülkede, hane halkı daha az tüketirken ekonominin daha hızlı büyümesi cenab-ı Allahın bir takdiri olsa gerek!

6) Yatırımlara gelince, yeni yönteme göre tablo bütünüyle farklılaşıyor. Birinci çeyrekte yatırımlar bir önceki yılın aynı dönemine göre duraklarken, ikinci çeyrekte yüzde 0.6 geriliyordu. Gerçek ise, gürül gürül akan bir yatırım iklimiymiş; sabit sermaye oluşumu birinci çeyrekte yüzde 7.8, ikinci çeyrekte yüzde 4.7 fırlayıvermiş. Ortalama sabit sermaye oluşumu yüzde 30’ları zorlarken, telefon muhabbetini koyulaştırdığımız sevgili Korkut Boratav, “Meğer Asya Kaplanları ölçüsünde yatırım yapıyormuşuz da haberimiz yokmuş!” demekten kendini alamadı.

7) Bu istatistik “devrimi” sadece pastayı büyütmekle kalmamış, aynı zamanda emekçilerin gelirinin göreceli olarak arttığını da kanıtlamış. 2002’de AKP hükümet oluşturduğunda yüzde 28.5 olan işgücüne ödemelerin payı, 2015’te yüzde 33.2’ye yükselmiş.

En Çok Okunan Haberler