Mutfak azizlerinin şehri: San Sebastian

San Sebastian amatör ya da profesyonel gurmeler için bir cennet. Atlas Okyanusu kıyısına konuşlanmış bu harika şehir ne Ibiza, Kanarya Adaları veya Mallorca gibi ışıltılı, ne Barcelona gibi kalabalık ne de Endülüs’ün sahil şehirleri gibi güneşiyle yakıyor. Her şeyin tam kıvamında olduğu, ziyaretçilerinin genelde elit tabakadan geldiği ve Bask Diyarı’nın o kendine has kültürünün biraz daha yumuşadığı San Sebastian veya yerel halkın diliyle, ‘Donostia’ adeta bir terapi merkezi. Stresli bir döneminizde burada geçirilecek 4-5 gün sizi tekrar hayata döndürebilir. Bunu da muhteşem sahilinde geçirilecek bir gün sonrası boş midenizi bayram ettirerek yapıyor.

Bir önceki yazımızda 2018’de seyahat kültüründe meydana gelmesini beklediğimiz değişiklikleri yazmıştık ve bu maddelerden bir tanesi gurme turizmiydi. Damak tadı artık seyahat kültürünün önemli bir parçası. Rotalarını belirlerken sadece doğal ya da tarihi güzellikleri değil gidilecek bölgenin yemek kültürünü de inceleyen hatırı sayılır bir kitle oluştu. İşte San Sebastian bu anlamda gurmelerin Mekke’si gibi. Şöyle söyleyelim, dünyada metrekare başına en çok Michelin yıldızının düştüğü bir şehirden bahsediyoruz. Mugaritz, dünyanın en iyi 50 restoranı listesinde ilk 10’da ve Bask Bölgesi’nden toplam 5 restoran listede. Hatta 2018 yılındaki ödül töreni bu bölgedeki Bilbao’da yapılacak.

Türkiye’den direkt uçuş yok
Türkiye’den San Sebastian’a doğrudan uçuş yok, ancak Madrid veya Barcelona aktarmalı olarak şehre ulaşabilirsiniz. Madrid’e uçuş sonrası araba kiralayarak 450 kilometrelik yolun üzerindeki şehirlere uğrayacağınız bir macera da alternatifler arasında. Daha kısa bir seçenek ise kuzeydeki Bordeaux. Fransız şehrine İstanbul’dan direkt uçuş mevcut ve sadece 250 kilometre güneyde Bask diyarı sizleri bekliyor.

San Sebastian sahilinin 2 ünlü plajı var. Playa de la Concha ve Plage de Zurriola. Bu 2 plajın arasında, uç noktasında Urgull Tepesi’nin bulunduğu bir burun var ve bu burun, içinde tarihi Parte Vieja’yı da bulunduruyor ki şehirde bulunan turistlerin ve yerli halkın sosyalleşme yeri de burası. Parte Vieja’da Bask mutfağının en lezzetli ürünleri sizleri bekliyor ve akşamınızı geceyle birleştirerek muhteşem bir restoran turu yapmanız mümkün. Bunun için Bask bölgesinin geleneksel tatlarını kısaca tanıtalım.



Karmaşık basitlik: Pintxos
Pintxos, dünya mutfakları içerisinde gördüğüm hazırlanışı en basit ve bu basitliğin içerisinde en fazla alternatifi bulunduran atıştırmalık yemeklerden bir tanesi. Bildiğimiz baget ekmeğinin 2-3 santimetre kalınlığında dilimlenmesi sonrası üzerine konulan malzemelerden oluşuyor. Ton balığı salatasından, patlıcana, pesto sosundan jamon serranoya aklınıza gelebilecek her türlü sos veya malzeme birbiriyle kombine edilerek servise sunuluyor. Pinxtosu en lezzetli halleriyle tadacağınız yer Aziz Mary Basilikası’nın 100 metre kadar uzağında bulunan Gandarias Jatetxea. Yapmanız gereken; birkaç omuz darbesiyle tezgâha ulaşmak ve elinize büyük bir tabak alıp üzerinde bin bir çeşit malzeme olan dilimleri tabağınıza dizerek zevkini çıkarmak. Bu maceranın sürprizi, yağda kızartılıp üzerine deniz tuzu serpilerek servis edilen sivri biberler. Pintxos fiyatları porsiyon başına 1,5 ve 4 euro arasında değişiyor. Büyük sivri biber tabağı ise 5 euro.

Parte Vieja’da Bask tarzı tapas yemek için adresiniz Borda Berri olmalı. Borda Berri kapılarını akşam saatlerinde açıp 22.00 sıralarında yemeklerin tükenmeye başladığı küçük bir mekân, dolayısıyla bu saatten sonra giderseniz tahtada yazılı bazı yemekleri bulamamanız mümkün. Zaten açıldıktan 15 dakika sonrasında içerisi tamamen doluyor. Sonrasında ise bara kendinizi atabilirseniz mekânın en iyi noktasındasınız demektir. Borda Berri’de rayına oturmuş bir kaos ortamı var. Küçük bir mutfak ve bar alanındaki personel, müşteriler dâhil herkese bağırıyor (merak etmeyin sadece yemeğinizi teslim ederken) ve bu sebeple içeriye ilk kez adım attığınızda tam bir karmaşa ortamına girdiğinizi hissedebilirsiniz ama burası ziyaret eden herkesin ikinci seferi iple çektiği bir mekân olduğundan daha sonra kaosun müthiş bir eğlence yarattığını anlıyorsunuz. İnternet üzerinde de Borda Berri’nin çok iyi yorumlar almış bir yer olduğunu göreceksiniz. Borda Berri’nin imza tabağı “buzağı yanakları”. Evet ilk duyduğunuzda sempati uyandırmayabilir, ancak insanlar bu yemek için her akşam barda köşe kapmaca oynuyor.

Peki bu yemekleri yerken yanında ne içmeliyiz. Bask diyarının resmi içeceği Sidra. Elma şarabı olarak da tanıtabileceğimiz bu içecek sadece % 5 alkol oranıyla, ilk içtiğinizde size turşu suyu gibi gelebilir (en azından bana öyle geldi). Ancak Bask mutfağının hewr türlü yemeğine gayet güzel uyum sağlıyor ve sizi ferahlatıyor. Hemen her süpermarkette bu içeceği bulmanız mümkün ve fiyatı da oldukça ucuz.

Tatlı ve deniz ürünleri
Geldik yemek sonrası tatlıya. Adresiniz La Vina. Gandarias’tan çıkıp sokağın aşağısına doğru 100 metre yürüdüğünüzde La Vina ile karşılaşıyorsunuz. Burası da aynen diğer bar ve kafeler gibi pintxos ile ünlü ama asıl ünlerini, yıllardır tadıyla herkesin aklını başından alan peynirli tarta (cheesecake) borçlular. La Vina’nın tarifinin diğer tartlardan farkı daha yoğun bir yapıda olması. Belirtelim biz La Vina’ya bu tartı tatmak için gitmiştik, ancak sirke ve limonla yapılmış hamsi ve ahtapot salatası eşimin favorisi oldu.

La Vina sonrası tekrar Aziz Mary’nin yolunu tutabilirsiniz, zira Atari Gastroteka’nın kokteylleri sizleri bekliyor. Burası özellikle lokasyonu sebebiyle maça 1-0 önde başlayan bir mekân. Basilika’nın merdivenleri adeta bir sosyalleşme alanı ve eğer Gastroteka’nın içinde yer yoksa bardağınızı alıp merdivenlere oturabiliyorsunuz. Burada turistler birbiriyle kaynaşıyor, yerel halk kalabalığa katılıyor ve muhit bir açık hava buluşmasına dönüşüyor. Havanın sıcak olduğu günlerde gecenin sonu gelmiyor adeta ve sabahın ilk ışıklarına kadar sokaklar ağızda patlayan lezzetleri mideye indirmenin mutluluğuyla turlayanlarla doluyor.



Vedat Milör’e göre dünyadaki en iyi balık lokantası Getaria’da bulunan Elkano. Getaria, San Sebastian’a 25 kilometre uzaklıktaki bir balıkçı kasabası. Biz Getaria’ya uğradığımızda Elkano kapalı olduğundan ve 3 saate kadar kapılarını açmayacak olduğundan karnımızı Politena isimli pintxos kafesinde doyurup (bir hayli memnun kalarak) yolumuza devam ettik. San Sebastian’da balık için önereceğimiz restoran Marinela-İgeldo. Tarihi kısmın hemen dışında kalan bu lokantada tavsiye üzerine tattığımız fener balığına bayıldık. İgeldo’nun bulunduğu sırada 4-5 tane balık lokantası var ve Parte Vieja’nın kalabalığından kaçmak için ideal bir adres. Tabii fiyatlar da biraz daha yüksek.

San Sebastian her yönüyle “şık” bir şehir. Film festivali, muhteşem plajları, kendine özgü yemek kültürü ve gece hayatıyla Bask, İspanyol ve Akdeniz kültürünün harmanlandığı bir zevk şehri. Çok bahsetmedik ancak yazın ardı ardına sahile vuran sıcak dalgalarıyla denizi de eğlenceli bir hal alıyor. Her şeyiyle sizi memnun bırakıp evinize gönderiyor.

En Çok Okunan Haberler