'Müziğimi ticari ya da popülarite kaygısı olmadan yapıyorum'

ÖYKÜ ÖZFIRAT

Şarkıcı–şarkı yazarı, arkeolog, sanat tarihçi ve rehber olan Betül Başak farklı disiplinlerden beslendiğini söyleyen bir müzisyen. İlk albümü “Karşılaşmalar” ile büyük beğeni toplayan Başak’ın bu albümünde Metin Altıok ve Edip Cansever şiirlerinden besteler de yer alıyor. 5 Ağustos’ta Trakya Müzik Festivali’nde sevenleriyle buluşacak Betül Başak ile yeni albümü üzerine konuştuk.

»Karşılaşmalar albümünün çıkış sürecini anlatır mısınız? Şarkıların yazılmasından albüm yapmaya kadar fikir nasıl gelişti?

Aslında yola albüm yapmak niyetiyle çıkmadım ama yolculuğun sonunda elimde “Karşılaşmalar” vardı. Şarkıların yazılmasına sebep olan duygular ve durumlar, albümün ortaya çıkmasını sağlayan duygular ve koşullarla bir birini tamamlamış oldu. Yani albüm ismiyle müsemma bir albüm oldu. Yaklaşık 6 yıldır yazıp çizdiğim şarkılardan sadece bir iki tanesini, kendim için kaydetmek üzere stüdyonun kapısını çalmıştım ama oranın büyüsü ve sevgili Rıza Erekli’nin cesaretlendirmesiyle hikaye başka bir yere taşınmış oldu. Acelem olmadığından kayıtları sakin sakin bir yılda tamamladık. Benim için çok heyecanlı, öğretici ve keyifli bir süreçti.

»Albümde ağabeyiniz Bertan Başak’ın iki bestesi bulunuyor. Müziğe olan ilgi aileden mi ?

Evet doğru, Metin Altıok şiiri olan “Nihavent” ve Edip Cansever şiiri olan “Gözleri” şarkılarının besteleri kendisine ait. Ailemde profesyonel olarak müzik yapan kimse yok ancak herkes müzikle çok iç içe. Böyle olunca çok küçük yaşlardan beri müzik, hayatımın merkezinde olmasa da hep çok yakınındaydı, doğal bir şekilde hep vardı. Yani olmasa olmazmış gibi. Ben de lise yıllarından itibaren korolarda ve gruplarda vokal olarak yer aldım.

Beğenileriniz, müzik zevkiniz ve dinleme alışkanlığınız değişiyor zamanla ama kendi müziğimde o temel hissediliyor sanki. Seviyorum ben o temeli.

»Profesyonel rehber olarak kültür turları yaparken aynı zamanda müzik çalışmalarınıza devam ettiğinizi görüyoruz. İki alanın da sizin için yeri nasıl?

Şimdi düşününce hep aynı anda birden fazla şeyle uğraştığımı fark ediyorum. Öğrencilik yıllarımda da, profesyonel hayatta da bu böyle oldu ama her daim kültür sanat ekseninde devam eden bir uğraştı benimkisi. Farklı disiplinlerden gelmek, sanata bakış açınıza ve onu algılayış şeklinize müthiş katkı sağlayan bir durum. Rehber olarak bir dönemi ya da mimariyi insanlara onların kafalarında canlandırabileceği şekilde aktarmaya çalışırken, müzikte bunu kendi duygum için yapıyorum. Tabii ki aynı şey değil ama bir anlatıcı olarak, kendi öykünüz ya da başkalarınınki, benzer kodlarla hareket ediyorsunuz, en azından sahnede. Sanırım benim şansım yaptığım her işi çok severek yapıyor olmam oldu. Bu da başka şeyler yapmaya gerekli heves ve enerjiyi bulmama vesile oldu. Bu biraz da hayata karşı iştahla ilgili galiba. İlgilendiğim alanlar genel olarak birbirine yol veriyor ve birbirinden besleniyor. Bu da size gerektiğinde, diğerinden kaçış alanı yaratmış oluyor.

»Yaptığınız müziğe ilgi nasıl? Gelecek projelerinizde nasıl bir çizgide ilerlemeyi düşünüyorsunuz?

Albümle ilgili en çok aldığım yorum çok samimi ve huzur verici olduğu. Bunu duymak bana çok iyi geliyor. Albümün çıkış sürecinde anlattığım gibi herhangi bir ticari ya da popülarite kaygısı olmadan, tamamen gönlüme göre, şarkılarda anlatmak istediğim duyguyu en iyi şekilde ifade etme odaklı yaptık her şeyi. Bunun hissedilmiş olması benim için en önemli sonuç. Bu tarz alternatif müzikler kendi dinleyicisini illa ki buluyor, ana akım işler kadar çabuk olmuyor ama daha içten ve sağlam oluyor. Gelecek projeler için kendime öğüdüm, o en baştaki en saf duygudan ve hevesten uzaklaşmadan ilerlemek, müziği bir iletişim ve paylaşım aracı olarak görmeye devam ederek yol almak. Bunu sağlayabildiğim noktada ben kendi adıma memnun olacağım ama gerisi dinleyiciye kalmış, orasını ben bilemem.

En Çok Okunan Haberler