Neden olmasın?

Oldu… oldu… Çok beklediler. Olsun diye yılları, ayları, günleri saydılar. Oldu.

İsveç, 10 milyon oldu. Devlet İstatistik Enstitüsü, 2017 Ocak ayının ikinci yarısı itibariyle ilan etti, İsveç nüfusunun 10 milyon olduğunu. Enstitünün internet sayfasına yerleştirilen dijital sayaç da artık ülke nüfusunu 10 milyon olarak gösteriyor. Bu işin kaç ocakta olduğu daha sonradan resmi olarak duyurulacak.

2004’te 9 milyonu bulan İsveç’in 10 milyonluk bir ülkeye dönüşmesi çok zaman aldı. İsveç’i artık “kalabalık” bir Kuzey ülkesi yapan bu “psikolojik” sınırın çok daha önceden aşılması bekleniyordu. Konuyu çok dağıtmadan bir dilbilgisi notu da aktaralım. İsveç dilinde de “kalabalik” kelimesi kullanılıyor ve sözcüğün Türkçeden İsveççeye geçtiği biliniyor. Anlamı ise kaos ve karmaşa.

Bu işin dönüşü yok. Artık İsveç, “kalabalik” olmasa da kalabalık bir Kuzey ülkesi. Doğum oranlarının ölüm oranlarını aşması, yeni göçmenlere verilen oturma izinleri ya da bir dönem yurtdışında yaşayıp da ülkeye dönen İsveçliler; bu üç nüfus artışı faktöründen hangisinin önde gelen olduğu söylenemiyor. Yine de gazeteler “Bizi 10 milyona taşıyan yeni doğanlar” diye bir iki yeni doğan bebeği seçip haber yaptılar. Haberin içine “Tabi tam olarak hangi kişiyle bu sınırın geçildiğini cevaplayamayacağız” notu da düşüldü. Her şey o kadar kayıt altında ki okuyucu bunu da merak eder deniyor. 10 milyon kişi sınırında İsveç nüfusu ortalama her iki dakikada bir, bir kişi olarak arttı. En azından İstatistik Enstitüsünün nüfus sayım sayacı böyle gösterdi. Hikâyede ulusal bir heyecan var. Şimdiki nüfus artış hızı baz alınacak olursa tahmini 2040’ta İsveç’in nüfusu 12 milyon olacak.

Metro gazetesi haberi verirken olaya şenlik de katmış. “2004’ten beri nüfus dışında daha iyi olduğumuz dokuz şey neydi?” diye bir toparlama yapmış. İsveç toplumunun 2004’ten 2017’ye yaptığı iyi şeyleri sıralamış. Habere göre, İsveçliler daha az sigara içiyor. Halk Sağlık Kurumu’nun verilerine göre 2004’te İsveçlilerin yüzde 27’si sigara içtiğini söylerken 2016’da bu oran yüzde 14’e düşmüş.

Daha fazla insan seçim sandığına gidiyormuş. Haberde “Demokratik bir sistemde yaşayan bizler, böyle bir avantajımız varken herkes seçim hakkını kullanmak istemiz mi?” diye soruluyor. İsveç’te seçime katılım oranları artmış. 2002 seçimlerinde yüzde 80’lik bir katılım olurken 2014’teki son seçimlerde ise bu oran yüzde 85,8’e yükselmiş.

Gençler daha az içki içiyor. Alkol ve Uyuşturucu Bilinçlendirme Derneği verilerine göre, 2016’da dokuzuncu sınıflar arasında 16 yaş grubunda, yapılan çalışmalarda “Son bir yıl içinde hiç içki tükettiniz mi?” sorusuna verilen “Evet” cevabı erkek çocuklarda yüzde 36, kız çocuklarda yüzde 44’müş. Bu oranlar 2004’ün bahar döneminde erkek çocuklarda yüzde 69, kız çocuklarında yüzde 73 olarak belirlenmiş.

Daha az hırsızlık oluyor. İsveç Suçu Önleme Kurumu’na, 2004’te 119 bin 287 hırsızlık suçu raporlanmış. Bu sayı 2016’da 88 bin 784 olarak belirlenmiş.

İsveçlinin kişisel ekonomisi daha iyi olmuş. 13 yıl önce neredeyse her beş İsveçliden biri (toplumun yüzde 19’u) bir ara ekonomik kriz yaşarken 2016’da bu sayı yüzde 13’e düşmüş.

Daha az insan trafik kazalarında ölüyor. İsveç Ulaşım Kurumu’na göre trafik kazalarında ölüm oranlarında sürekli bir azalma var. 2008’de 397 kişi trafik kazalarında ölürken 2015’te bu sayı 259 olmuş. İsveç Devlet İstatistik Enstitüsü’ne göre, ülkede ortalama hayat süresi sürekli artıyor. Günümüzde İsveç’te doğan erkek çocuklarının 80,9 kız çocuklarının ise 84,3 yıl yaşayacağı tahmin ediliyor. 2004’te bu ortalama erkeklerde 78,4 kızlarda ise 82,7 idi.

Dişlerine daha iyi bakıyorlar. 2004’te nüfusun yüzde 71’i iyi bir diş sağlığı olduğunu söylerken Halk Sağlık Kurumu, 2016’da bu oranın yüzde 77’ye çıktığını duyuruyor. İsveç toplumunun 2004’ten bu yana daha iyi yaptığı son konu ise daha fazla insanın ölümünden sonra başka insanların hayatlarını kurtarıyor olması. İsveç’te 2016’da 786 organ nakli yapılırken 13 sene öncesine göre bu oran yüzde 35 daha fazla.

Toplum, bir şey yapar. Birlikte yapar.

Bazen 10 milyon olur, bazen dişlerine daha iyi bakar ya da gidip oy kullanır, bazen bir “kalabalik” önlenir... Olur, sonra oldu deriz.

En Çok Okunan Haberler