Neden sol değil de aşırı sağcılar güçleniyor?

Aşırı sağcı, yabancı düşmanı Norbert Hofer’in Viyana’daki tarihi Hofburg Sarayı’na çıkma ihtimali Avrupa’yı bir hayli ürpertti. Batı ülkelerinin birbiri ardına sağcı popülistlerin eline geçmesinin yarattığı ‘domino etkisi’nin Alplerin eteğindeki Avusturya’yı da döngüye dahil etmesi içten bile değildi. Ancak korkulan olmadı. Hofer’in yerine liberal kanadın adayı, eski Yeşiller başkanı Aleksander Van Der Bellen seçildi. Böylece “yaşlı kıta” rahat bir nefes aldı! Ancak şimdilik!

Özgürlükçü Parti adını taşısa da faşist bir parti olan FPÖ’nün adayı Hofer, toplumsal muhalefetin bütün bileşenlerinin Bellen’e oy vermesiyle ancak alt edilebildi. Hofer kaybetti, ama yüzde elliye yakın aldığı oy oranıyla aşırı sağcıların gücünü gösterdi. Ülkenin en büyük gazetelerinden Die Presse’nin, “Cumhuriyet bir kez daha üstündeki FPÖ tehlikesini önlemek için tüm kaynaklarını seferber etti. Ancak bu her zaman işlemez” sözleriyle bu duruma dikkat çekmesi kayda değer. Der Standard da ortak muhalefetin “bir Alman ulusalcısını” ancak durdurabildiğini belirtti.

Şayet Hofer kazanmış olsaydı Avrupa’da 1945’ten beri ilk kez aşırı sağcı bir aday cumhurbaşkanı seçilmiş olacaktı. Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung’un da belirttiği üzere Bellen’in zaferi, aşırı sağcı Özgürlükçü Parti’nin ve öne çıkardığı konuların yakında kaybolup gideceği anlamına gelmez. Haksız değiller. Neue Osnabrücker Zeitung ise Bellen’in seçilmesinin Avrupa’nın sorunlarına neşter vurulduğu anlamına gelemeyeceğini şu sözlerle anlatıyor; “Bu kez de ucuz atlatıldı. Sonuç herkesi rahatlattı ama tehlike geçti sayılamaz. Hofer kazanamadıysa da aldığı sonuç önemli bir sinyal sayılmalı.”

•••

Bu seçim de gösterdi ki Avrupa’da sol değil bir “sağ heyula” dolanıyor. Nazi özentisi partiler her geçen gün güç devşiriyorlar. Almanya’dan Fransa ve Hollanda’ya kadar kıtanın önemli ülkelerinde yeni yılda yapılacak seçimlerde de denklemi sarsacak nitelikteler. Finlandiya’dan Norveç’e, Macaristan’dan Polonya’ya birçok ülkede halihazırda ya iktidardalar ya da iktidarın parçası konumundalar.

Almanya: Almanya için Alternatif (AfD) partisi mülteci krizi rüzgarını arkasına alan sağcı popülistlerden. Geçen Mart’ta üç eyalette yapılan seçimlerde büyük bir çıkış elde etti. Saksonya Anhalt, Baden Würtemmberg ve Rheinland Pfalz eyaletlerinde meclise girmeyi başardı. Eylül ayındaki genel seçimlerde de federal meclise girmesi bekleniyor.

Fransa: Ulusal Cephe lideri Marine Le Pen, partinin kurucusu olan babası Jean-Marie Le Pen’in izinde yürüyor. Son bölgesel seçimlerde oyların yüzde 27’sini alıp ikinci parti oldular. Le Pen’in mayıstaki cumhurbaşkanlığı seçiminde son ikiye kalması kesin gibi.

İngiltere: Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP), ülkenin Avrupa Birliği’nden çıkmasının öncülüğünü yapıyor, “Bretix” ile başarılı da oldular. İki yıl önceki Avrupa Parlamontosu seçimlerinden İngiltere’nin en güçlü partisi olarak çıkmıştı.

Hollanda: Geert Wilders liderliğindeki Özgürlük Partisi (PVV) Parlamento’da on yıldır varlık gösteriyor, beşinci güç konumunda. Ana söylemi yabancı karşıtlığı üzerine kurulu.

Belçika: Flaman Çıkarı (Vlaams Belang) Avrupa Parlamentosu’nun bileşenlerinden. Faşist karakterli parti Flaman bölgesinde de Federal Parlamentoda da temsil gücüne sahip.

Macaristan: Viktor Orban liderliğindeki milliyetçi muhafazakar FIDESZ 2010 yılından beri tek başına iktidar. Sığınmacı karşıtı Jobbik partisi de son seçimde yüzde 20 oy aldı.

Polonya: Hak ve Adalet Partisi (PiS), Polonya’da iki dönemdir iktidar koltuğunda. Kürtaj karşıtı, yabancı düşmanı özelliğiyle biliniyor.

İsveç: Aşırı sağcı muhalefetteki İsveç Demokratları (SD), ulusalcı ve Avrupa karşıtı. Çokkültürlülüğü reddediyorlar. İki yıl önceki genel seçimlerde oyların yüzde 14’ünü aldı ve 349 sandalyeli parlamentoda 49 sandalye elde etti. Azınlık koalisyonuna dışarıdan destek veriyorlar.

Danimarka: Danimarka Halk Partisi yabancı karşıtı “Danimarka değerlerini” savunuyor. Sağcı popülistler, Avrupa Birliği karşıtı ve göçün de etkili bir şekilde sınırlandırılmasını talep ediyor. Azınlık hükümetini kurdu, ülkenin en güçlü partisi.

Norveç: Göç karşıtı İlerleme Partisi Norveç, 2013’den beri muhafazakarlarla hükümeti yönetiyor. Göç ve Uyum Bakanı Sylvi Listhaug da sağ popülist parti üyesi.

Finlandiya: Gerçek Finler (PS) partisi 2015 yılından beri ülkede üçüncü büyük güç ve merkez sağ hükümetinde de Dışişleri Bakanlığı sahibi. Parti, sağ popülistler ve Avro karşıtlarından oluşuyor.

İtalya: Kuzey Ligi (Lega Nord), Padania adı verilen Kuzey İtalya’nın otonomisini savunan, aşırı sağcı, popülist, AB ve göçmen karşıtı koalisyon. İtalya meclisinde 18, Senato’da 15, Avrupa Parlamentosu’nda 5 vekile sâhip.

Yunanistan: Irkçı Altın Şafak Partisi son seçimde 18 sandalye kazandı.

Sırbistan: Aşırı sağcı Ulusalcılar (SRS), Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde beraat eden Voyislav Seselj’in liderliğinde parlamentoya yeniden girmeyi başardı. Üçüncü siyasi güç konumundalar.

•••

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ki en büyük krizlerinden birini yaşayan Avrupa kıtasında aşırı sağcılar neden yükseliyor?

1) İşsizlik: Avrupa Birliği hem ekonomik hem de siyasi olarak derin bir krizde. Krizin tetiklediği işsizlik korkusu yabancı düşmanlığını alevlendiriyor.

2) Yabancı düşmanlığı: Göçmen/sığınmacı akını karşısında halkın “güvenlik” korkusuna oynayan aşırı sağcılar buradan faydalanıyorlar. Birçok ülkede ortaya çıkan aşırı sağcı gruplar, göçmen karşıtı sloganlarını her yerde dile getiriyorlar.

3) Göçmenler: Pew Search Center tarafından 10 ülkede yapılan son araştırmaya göre, Avrupalılar mültecilerin ülkelerine gelmesinin “terör” saldırılarını arttıracağını düşünüyor. Halkın korkularına oynayan aşırı sağcılar da oy devşiriyorlar.

4) Merkezin çökmesi: İkinci dünya savaşından bu yana süren geleneksel siyasetin yani merkez kuvvetlerin çökmesi aşırı sağa alan açıyor.

5) Solun güçsüzlüğü: Avrupa çapında aşırı sağın bu denli güç toplaması solun güçsüzlüğünden de kaynaklanıyor. Güçsüzlüğün ana nedeni ise kitleleri sağa yönelten temel konularda solun geniş kitleleri ikna edecek çözümleri yüksek sesle ifade edememesi.

Avrupa coğrafyasında krizin yarattığı boşluğun sol tarafından doldurulması beklenirdi. Ancak solun dağınık hali sağın güçlenmesine önemli fırsatlar sunuyor. Solun güçlü olmadığı ülkelerde krizi fırsata çeviren aşırı sağcılar ipi göğüslüyor. Bunun istisnaları da yok değil. Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi Akdeniz havzası ülkelerde sol ittifaklar önemli başarılar elde etmiş durumda.

En Çok Okunan Haberler