“Niçin Siyah Giyiyorum?”

Sinema ödül törenlerinin en sevmediğim yanı kırmızı halıdır. Ne yazık ki, asıl törenden önce uyuyakalırım korkusuyla her seferinde iyi kötü izlemek zorunda kalırım. Yıldızlar ile onlarla söyleşmeyi iş edinmiş Kırmızı Halı röportajcıları sahte sahte konuşur, yıldızların pahalı kıyafetlerine (bazısı iyice rüküş olsa da) iltifat edilir. Bir an önce bitse de içeri girsek diye beklersin.

Ama bu yılki Altın Küre’nin en heyecanla beklenen kısmı, Kırmızı Halı’ydı. Yoksa Siyah Halı mı desek? Kırmızı halıyı çeşit çeşit, model model ama neredeyse hepsi siyah giysili sinemacı kadınlar süslüyordu çünkü. Onların mücadelesine, bu mücadeleyi simgeleyen renkle destek veren erkekler de vardı. “Zaten siyah giymiyorlar mı?” diyeceksiniz ama bazılarının benimsediği “baştan aşağı siyah” tercihin (beyaz yerine siyah gömlek) daha şık olduğu da bir gerçek. Kadınlı-erkekli sinemacılar, başını Reese Witherspoon’un çektiği “Time’s Up / Zaman Doldu” hareketinin rozetlerini de takmışlardı. Meryl Streep’in de uzun süredir öncülük ettiği protestocular, “Why am I wearing black / Niçin siyah giyiyorum?” başlığıyla daha önce açıklamalarda da bulunmuşlardı.

Hollywood Foreign Press Association / Hollywood Yabancı Basın Birliği’nin verdiği Golden Globe / Altın Küre ödülleri, Los Angeles The Beverly Hilton Oteli’nde düzenlenen törende dağıtıldı. Protestocular, ödüllerini alırken de Hollywood’daki cinsiyet eşitsizliği ve cinsel tacize dikkati çekti. Başka türlü bir şiddet, Neo-Nazi şiddeti üzerine bir film de ödül alanlar arasındaydı. Fatih Akın’ın filmi “In The Fade / / Aus dem Nichts / Paramparça”, Yabancı Dilde En İyi Film ödülü aldı. Başrol oyuncusu Diane Krueger daha önce aynı filmle Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık bulunmuştu. Akın’ın Oscar’a sağlam bir şansla gittiğini, çok beğenilen “Square/Kare”i sarsabileceğini umuyorum.

Hasılı kelâm, mücadeleci bir törendi. Hollywood Yabancı Basın Birliği, genelde olduğu gibi Oscar’a göre daha marjinal seçimler de yapmıştı ki, bazıları bizi çok sevindirdi. Altın Küre’yi, NBC’nin “Late Night” programının yaratıcısı Seth Meyers sundu. İşi nasıl idare edeceği merak ediliyordu. Doğrusu yüzüne gözüne bulaştırmadı. Hatta ilk baştan cepheden meseleye girmesi, iyi de oldu. “İyi akşamlar,” dedi, “hanımefendiler ve geriye kalan beyefendiler.” Biraz sonra da, erkek adaylarının isimlerinin okunmasından söz ederek “Bir beyaz adam kendini Hollywood’da bu kadar tedirgin hissetmeyeli yıllar oluyor” dedi. Salondakilere de sataştı. “Willem DeFoe! Yok yok, sadece aday.”

Kadın yıldızlara eşlik eden, onlar tarafından davet edilmiş eylemcilere geçmeden önce, ödüllerden de söz edelim. Törene yedi adaylıkla giren “The Shape of Water”, yönetmeni Guillermo del Toro’ya ve özgün müziği besteleyen Alexandre Desplat’ya Altın Küre getirdi sadece. Daha önce 9 kez aday olan besteci, 2007’de de “Painted Veil” ile kazanmıştı. Her ikisinin de 6’şar adaylığı olan “The Post” ve “Three Billboards Outside Ebbing, Missouri”den ikincisi, dram dalında En İyi Film seçildi. Yönetmen Martin McDonagh’ın senaryosu da ödüllendirilirken, Francis McDormand En İyi Kadın Oyuncu, Sam Rockwell ise En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu oldu. Bu dört önemli ödül, filme Oscar’da doğrudan doğruya şans tanımasa da, önünü açtığı kesin.

Beni sevindiren bir ödül, bugüne kadar değil Altın Küre almak, aday bile olamayan Gary Oldman’ın “The Dark Hour”daki, Churchill ailesinin de övgüsünü alan Winston Churchill performansı ile bir Altın Küre’ye kavuşması oldu. Televizyonun galibi, kadın oyuncularının büyük başarısı ve Alexandre Skarsgard’ın onlara ayak uydurmasıyla , “Little Big Lies” oldu. Evet yanılmıyorsunuz, Skarsgard’ı “True Blood”ın Eric’i olarak tanıyoruz. Ama saçları upuzun ve sapsarıydı. Bir de, vampirdi, tabii. Kıymetli David Thewlis’imin “Fargo”daki adaylığını çiğnediği için üzgünüm gene de. “Fargo”yu, ikizleri oynayan Ewan McGregor En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle kurtardı. Diğer favorilerden “Coco”, “Lady Bird”, “I, Tonya”, “The Marvelous Mrs. Maisel” ile “The Handmaid’s Tale” de (“Coco” dışındakilerin oyuncuları da ödül aldı) iyi bir akşam yaşadılar.

Eylemcilere gelince... Kırmızı/Siyah Halı’nın bazı sakinleri, yanlarında eylemcilerle gelmişti: Meryl Streep’e, Ulusal Ev İşçileri İttiifakı direktörü Ai-jen Poo eşlik ediyordu. Michelle Williams’ın yanında “Ben De”hareketinin yaratıcısı Tarana Burke vardı. Williams onun yanında durmanın kendisine büyük heyecan verdiğini söylüyordu. Eylemcilerin gelmesinin ‘fikir annesi’ de oymuş. Emma Stone’a kırmızı halıda, aday olan filmi “Battle of the Sexes”in kahramanı, şampiyon tenisçi Billie Jean King eşlik ediyordu. İçiçe Halı-Tören akşamını, Cecille B. deMille ödülü alan Oprah Winfrey’in merakla beklenen konuşması toparladı. Kırmızı Halılar’ın her yıl doğru dürüst bir konsepti olmasını istiyoruz.

En Çok Okunan Haberler