Öğretim Birliğinden, Din Eğitim Birliğine..

Bugün yazıma iki resim ile başlıyorum.

1940 yılında Aydın-Ortaklar Köy Enstitüsü Öğrencilerinin fotoğraf albümlerinde yer alan bu resim bir dönemin tarihsel kazanımı içinde çağdaş ve laik eğitimin mümkün olduğunu gösteriyordu.

Bugün, 2016’da Aydın Ortaklar İmam Hatip Okul öğrencilerinin resimleri değişti. Hem okulda, hem camide Kuran kursları ile “çocuk ve öğrenci olmadan” dindar nesil olarak yetiştiriliyor. Eğitim müfredatı, kurumları ve uygulaması dinci gericilik devlet ve cemaatlerin işbirliği ile örgütleniyor.

Peki nasıl oldu da 76 yılda bu radikal değişim yaşandı?

17 Nisan 1940 tarihinde açılan Köy Enstitüleri “eğitim üretim içindir” felsefesiyle, aklın rehberliğinde, eleştirel düşünce ilkesini benimsemiş laik eğitim modeliydi.

Uzun sürmedi: 5 yıl sonra dinci gericilik eleştirel ve üretici akla dayalı Köy Enstitülerileri hakkında “komünistlerin dinsizlerin yetiştiği fuhuş yuvaları” olduğu gibi kara ve kirli propaganda yaptı. Ardından Köy Enstitülerinin müfredatları ve yöneticileri değiştirildi. Ardından Köy Öğretmen Okullarına dönüştürüldü.

Bu süreçte ABD boş durmuyordu. İsmet İnönü döneminde, eğitim sistemini ABD’nin iradesine teslim eden, “Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma” 1949 yılında imzalandı.

ABD ve NATO’nun Türkiye gibi ülkelerde, “komünizm tehlikesine karşı” uygulamaya koyduğu “dinsel eğitimi”, yani “eğitimin dinselleştirilmesini” projesi ile bu “anlaşmanın” etkisiyle Köy Enstitüleri sınırlandırılıp ve etkisizleştirildi.

ABD güdümlü Demokrat Parti ise, 27 Ocak 1954’te Köy Enstitülerini/Köy Öğretmen Okullarına kapattı.

Durmak yok... Andımızdan besmeleye denildi.

Cevdet Sunay’dan Demirel’e, Kenan Evren’den, Turgut Özal’a ve Recep Tayyip Erdoğan’a eğitim politikalarının hedefinde, “Öğretim Birliği”, adım adım “Din Eğitim Birliğine” dönüştürmek vardı.

1968 yılında Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın “Bugünkü okullarda yetişen gençlere ülke yönetimi teslim edilemez. Biz, laik okullara karşı İmam Hatip Okullarını bir seçenek olarak düşünüyoruz. Devletin kilit mevkilerine yerleştireceğimiz kişileri, bu okullarda yetiştireceğiz” demeci, “din eğitim birliği” için ABD taleplerini yerine getiriyordu.

Siyasetin gayesi dine hizmettir. Siyaset dini koruyacak, dine hizmet siyasetin vazifesi içindedir” diyen Süleyman Demirel’de, bu hedeflere uygun davranarak çok sayıda İmam Hatip Okulu açtı.

12 Eylül Generallerinin 5 Yıllık Kalkınma Planı İhtisas Raporu dindar toplum hedefi için “Türk milleti dindar olmalıdır. Türk milleti dini öğrenmelidir. Din ve ahlak derslerinin zorunlu hale getirilmesi toplumun İslamlaştırılmasında önemli faktörlerden biridir” belirmesi yapıyordu.

12 Eylül faşist darbesinin Generali Kenan Evren “İmam Hatip okullarında iyi eğitim veriliyor. O çocuklardan zarar gelmez. 1930’lardaki laiklik anlayışını yanlış olarak görüyorum” dedikten sonra, “Bu milleti dinsiz yapmak mümkün değil” diyerek, ABD’nin Yeşil Kuşak projesi kapsamında eğitimin gericileştirilmesine “durmak yok devam” dedi.

Turgut Özal “şimdiye kadar herkes İslam’ı toplumda yaygınlaştırmak istiyordu. Oysa asıl sorun devleti İslamlaştırmaktır” diyerek, hedefi yükselterek, siyasal İslamcılığın ve cemaatlerin devlet içinde güçlenmesine daha geniş zeminler sundu.

Öğretim Birliğini” salt “Din Eğitim Birliğine“ dönüştürmekle yetinmeyen AKP iktidarları ise, devleti de Sünnilik ekseninde yeni bir rejime dönüştürmek istiyordu. R. T. Erdoğan son sözü aslında şöyleydi: “Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor. Bu millet istedikten sonra tabi gidecek” diyerek, aslında 5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın 1968 yılındaki hayalinin gerçekleşen yüzünü gösteriyordu. Artık sadece kilit noktalarda değil, anahtarı da eline almıştı.

15 Yıllık AKP iktidarı, eğitim sistemini ve kamusal alanı tümüyle dinci gericilikle kuşattı. Ve “öğretim birliği” “din eğitim birliğine” dönüştü.

Başbakan iken “KADIKÖY Acıbadem Ahmet Sani Gezici Lisesi yıkılacak yerine imam hatip yapılacak” dedi ve yıktırdı! 28 Eylül 2015’te ise Cumhurbaşkanı olarak “Kadıköy İmam Hatip Lisesi” açılışı yaptı.

Şimdi o İmam Hatip Okulunun önünde “Bugün okulumu yarın ülkemi yönetmeye talibim” afişi asılı!

Dün devletin “kilit noktalarına yerleştirilen” imam hatipliler, bugün dinci bir rejim ve eğitim inşa ediyor. Laboratuvarları ve kütüphaneleri kapatıp, mescit açan zihniyetin, Köy Enstitülerini neden kapattığını bugün daha iyi anlıyoruz.

Çözüm yok mu? Var.

Omuz ver, çocuklarımızı dinci gericiliğin, tacizcilerin, tecavüzcülerin, düzenbazların karanlık dünyasından kurtaralım.

En Çok Okunan Haberler