Okurlarla söyleşi

“BirGün’ü De Eleştirin”

“Attila Bey, 

Öncelikle merhabalar. Uzun süredir, daha doğrusu düzenli okumaya başladığımdan bu yana farkettiğim ama bazan diyelim ki yandaş hoşgörüsü ile bağışladığım, bazan ‘demek bu kadar olabiliyormuş’ diye geçiştirdiğim, bazanda kızıp söylenip gerisini getiremediğim bir konuya parmak basmışsınız bu günkü (1 Eylül 2014) yazınızda. Olayın beni ilgilendiren boyutu, CUMHURİYET yazarları, onların yazım hataları ve karmaşık bir dil kullanmaları falan değil, doğrudan BİRGÜN gazetesi.

Gezi olaylarının ilk günü başladı BİRGÜN alışkanlığı ve o günden bugüne devam ediyor. Aslında bu macera, yeniyetme günlerimde YENİORTAM ile başlamıştı; halen şu ya da bu şekilde devam ediyor. Çok uzun yıllar CUMHURİYET okuruda olmuştuk. Halen arasıra almaktayız. Gelelim asıl meseleye, eleştirilerinizin bir bölümünü lütfen yazmakta olduğunuz gazeteye yöneltiniz. Hemen hemen hergün daha ilk sayfada başlayan yazım hataları mevcut. Bunların bir bölümü gülünç olup bu kadarda olmaz dedirtirken, bir bölümü anlam değişikliğine yada yitimine neden oluyor. Geçenlerde elime keçeli kalem alıp hataları işaretlemeyi denedim, ilk sayfada iki belirgin yazım hatası buldum. Hemen hemen hergün hata bulma olasılığı çok yüksek. Özellikle yazınıza aldığınız HATAY MUTFAĞI ÇALIŞANLARI ile ilgili bölümün benzerlerini gazetenizde-gazetemizde görmek o kadar kolayki.

Umarım bu uyarılarım, ismini teknik olarak bilmediğim gazete görevlilerine tarafınızdan ulaştırılarak ileride birgün ciddiyetini anlatmak istediklerinden öte anlatma şeklinede yansıtan BİRGÜN okumamıza aracı olur. Hoşcakalın.” (Haluk İşgenç)

Haluk Bey Merhaba,

BirGün’de hemen her gün dil ve yazım yanlışı yapıldığı doğrudur. Ama mademki gazeteyi sürekli izliyorsunuz, benim hatır gönül dinlemeden bunları eleştirdiğimi de görmüş olmanız gerekirdi.

Dil konusunda çok iddialı konuşmanıza karşın, mektubunuzdaki yazım yanlışlarının fazlalığı beni şaşırttı. Durumu görebilmeniz için bunları koyu harflerle işaretledim. Özellikle hangi sözcüklerin ayrı, hangilerinin bitişik yazılacağı konusuna kafa yormanız gerekiyor. Nitekim “de, da, ki” gibi sözcükleri de bağlaç olduklarına bakmadan, inatla bitişik yazıyorsunuz. Son tümcenizi ise birkaç kez okuduğum halde anlayamadım.

• • •

Cumhuriyet Ve BirGün Okurundan…

“Sayın Attila Aşut,

41 yıllık Cumhuriyet, aşağı yukarı da 3 yıllık BirGün okuruyum (oğlum tavsiye etmişti). Gazetesi kapanan bir arkadaşıma da BirGün’ü önerdim. Her iki gazetemden de memnunum. Sizin yazarlarınız daha genç ve iyi yazıyorlar. Bugün Cumhuriyet’i yazım yanlışlarından dolayı eleştiriyorsunuz. Bunu kendi okurları da yapıyor. Bu şekilde eleştirileri gazete dikkate alır herhalde. BirGün gazetesinde de -özellikle haberlerde- hatalar oluyor. Bazen haberin devamı olmuyor, haber yarım bitiyor. Bunları da dikkate almanızı rica ederim.

Dünkü (10 Ağustos 2014) başsayfanızdaki resim çok yerinde olmuş. Yazısı da güzeldi, çok duygulandım. Gezi’de öldürülen çocuklarımız aklıma geldi. Onları hiç unutmadım zaten. Yüzleri hep gözümün önüne geliyor, içim acıyor. Ancak halkımızın umurunda değil bu çocuklar. Bir anneyi yuhalayan kadınları da asla unutmayacağım. Nasıl bu kadar vicdansız olabildiler, anlamam mümkün değil. Nasıl anne bunlar ki, acılı bir anneyi yuhalayabiliyorlar?

 Size de yazı yazmak zor, neyse hatalarım varsa söylersiniz. Saygılarımla.” (Handan Kesim)

Saygıdeğer Handan Kesim,

İçten satırlarınıza teşekkür ediyorum. Ben de 60 yıllık bir Cumhuriyet okuruyum. Son günlerde bana yazanların çoğunun, sizin gibi hem Cumhuriyet, hem BirGün okuru olmaları dikkatimi çekti. Bunu, köklerimizin ortak olmasına bağlıyorum.

Eski yazılarımı okumuşsanız, köşemde en çok BirGün’deki dil ve yazım yanlışlarını eleştirdiğimi görmüşsünüzdür. Merak etmeyin, Türkçe konusunda kimseye ayrıcalık tanımayan bir ödünsüzlüğüm var.

Size iyi dileklerimi ve saygılarımı sunuyorum. Oğlunuza selamlar...

En Çok Okunan Haberler
  • “Negri,Agnoli ve Anti-Parlamentarizm” başlıklı yazımda (BirGün, 13 Eylül 2011) çok kısa da olsa Agnoli’nin devlet ve
  • Biraz da dilden konuşalım... Bıkkınlık veren “siyasal gündem”den başımızı kaldırıp “Dil
  • Türkiyeli öğretmenlerin bir ‘Öğretmenler Günü’ bile yoktu, ama  mangal gibi
  • Atıf Yılmaz’ın Osman Şahin öyküsünden uyarladığı Adak’ın (1979) başında, köylü karakterlerden birinin röportaj sırasında