Ortadoğu'dan Latin Amerika'ya, Asya-Pasifik'ten Avrasya'ya: Hegemonya Savaşı

Artık olan bitene hiç kimsenin kayıtsız kalmasının mümkün olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz coğrafya da daha uzak kara parçaları da aslında etraflıca ele alınmayı hak eden bir kavram olan “kaos”la açıklanacak bir alt üst oluş içinde. Ama İbrahim Varlı, Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya, Asya-Pasifik’ten Avrasya’ya kadar geniş bir coğrafyada olanları Hegemonya Savaşı olarak adlandırmayı tercih etmiş.

Bunda isabetli olduğunu söylemeye elbette gerek yok ama bunu yapmakla aslında cesur bir işe kalkıştığını belirtmem gerekir. Çünkü hegemonya, hâlâ tartışılan, anlamı farklı disiplinlerde değişen, ilk olarak Karl Marx’ın 1848 devrimlerine ilişkin değerlendirmelerinde rastladığımız bir kavram. Tarihsel materyalist yaklaşıma göre hegemonya egemen sınıfın çıkarlarının küresel çıkarlar olarak temsilini ifade eder. Antonio Gramsci’nin hegemonya kavramı ise kapitalist toplumda sermaye sınıfının egemenliğine vurgu yapar. Yani kavram özünde “tahakkümü” vurgulasa da kısmen farklılıklar taşıyabiliyor diğer disiplinler içinde.

Uluslararası ilişkilerde örneğin, daha farklı bir içeriğe bürünür “güç”e dönüşür anlam, Hans Morgenthau sayesinde tabii. Onun, her uluslararası ilişkiler öğrencisinin okuduğu ya da okuması gereken Uluslararası Politika adlı kitabında uluslararası alanda geçerli olan tek bir gerçekten söz edilir, o da “güç”tür. Bu alanda mücadele hep güç çerçevesinde verilir. Bu gücü elinde bulunduran devletin/devletlerin diğerleri üzerindeki “baskısı”nı anlatan yegâne kavrama dönüşür hegemonya.

Bu nedenle Varlı’nın dünyanın farklı farklı bölgelerinde süren güçler mücadelesine Hegemonya Savaşı adını vermesi son derece isabetli olmuştur.

Geçen yüzyılın başından başlayarak küresel jeopolitiğin önemli ve de küresel güçler açısından vazgeçilmez parçası haline gelen Akdeniz, ancak hegemonya savaşları çerçevesinde değerlendirilebilecek bir bölge. Varlı’nın kitabında Akdeniz’deki bu “savaş”ın ayrıntıları kolay anlaşılacak bir dille aktarılıyor. Kıbrıs’ın ‘Afrodit’i, İsrail’in ‘Leviathan’ı. Mısır’ın Zohr’u (bunların hepsi enerji sahalarıdır, verilen isimlerin mitolojik isimlendirmeler oluşuna dikkat edin) nedir, kolayca kavrayabilir okuyucu.

“Amerika için en önemli jeopolitik ödül Avrasya’dır. Artık, Avrasyalı olmayan bir güç Avrasya’da üstün güçtür ve Amerika’nın küresel üstünlüğü doğrudan doğruya Avrasya kıtasındaki hâkimiyetinin ne kadar süre ve ne kadar etkili sürdürüldüğüne bağlıdır”.

Bu sözler Zbigniew Brzezinski’ye aitti. Hegemonya savaşının Avrasya kıtasında ABD tarafından nasıl gayretle sürdürüldüğünün nedeni bu sözlerle açıklanmıştı. Brzezinski bu tezi aslında İngiliz coğrafyacısı Sir Halford John Mackinder’in Kara Hâkimiyet Teorisi üzerine kurdu. Deniz gücünün önemini yitirdiğini ileri sürerek karaların daha önemli olduğu tezini ortaya atmıştı Mackinder. Bu eski bir tezdir. Tezinin en ünlü cümlesi “Kim Doğu Avrupa’ya hükmederse Dünyanın Kalbi’ne hâkim olur; kim Dünyanın Kalbi’ne hâkim olursa Dünya Adası’na hükmeder, kim Dünya Adası’na hükmederse Dünya’ya hâkim olur”du. Medeniyetlerin denizlerde başladığını ama limanların, gemilerin, deniz üslerinin karalara bağlı olduğunu vurgulamıştı.

Çürütülmüş bir teoridir bu, ayrı mesele, ama Avrasya’yı oluşturan ülkelerin “demokratikleştirilmesi” ya da “liberalleştirilmesi” de ABD’nin Yeni Dünya Düzeni politikalarının uygulanabilirliğini kolaylaştıracağından ABD bu coğrafyada kendisine uygun “devrimleri” desteklemiştir. Tabii, Brzezinski’nin asıl derdi de ABD’nin hiçbir şekilde Avrasya dışında bırakılmaması, buna yol açacak herhangi bir gücün bastırılmasıdır. Bu nedenle Rusya-Çin-İran ittifakının kendi içindeki zorluklarını bilmekte bu zorlukları ABD için Avrasya’da kalış garantisi saymakta. İşte Varlı’nın kitabında Avrasya kıtasında ABD ile diğer güçlerin bu “Hegemonya Savaşları” Rusya-Ukrayna kapışması, Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik krizi, Hindiçini/Çinhindi’ndeki yükselen nüfuz mücadelesi örnekleriyle detaylı olarak ele alınıyor. Okuyucu Brezilya ile Venezuela’da son zamanlarda yaşanan, yaratılan krizleri de nedenleriyle öğrenme şansına sahip olabiliyor kitap sayesinde.

Dış politikaya ilgi duyanların, gelişmelerin nedenleri konusunda bilgi sahibi olmak isteyenlerin başvuracakları derli toplu bir çalışma Hegemonya Savaşı.

En Çok Okunan Haberler