Pakistan’ın başına gelen en “hayırsever” Başbakan

Nihayet demek lazım. Çünkü Pakistan’ın yeni Başbakanı eski bir kriket efsanesi olan İmran Han, spor kariyerini sonlandırdıktan sonra İngiltere’den döndüğü ülkesinde kurduğu siyasi partiyle yorulmaz bir mücadele verdi. İngiliz jet sosyetesinin göz bebeği olan, dünyanın sayılı yakışıklı erkeklerinden biri kabul edilen Han, ülkesindeki ilk yıllarında bu şöhretine uygun bir yakınlık görmedi doğrusu.

Ancak kurduğu, 1996’dan beri başında olduğu partisi Tehreek e Insaf (Adalet Hareketi) bir süre sonra girdiği tüm seçimlerde azımsanmayacak oy kazandı. Öyle ki ülkenin dört eyaletinden birini 2013’ten beri yöneten partisi Pakistan’ın ikinci büyük partisi bugün. Kendisini, Londra’daki son derece rahat hayatını geride bırakıp geldiği ülkesinin sorunlarını çözmeye adayan Han dün yapılan seçimlerin galibi oldu. O artık Pakistan Başbakanı.

Başarısının sırrı ne olabilir? Her şeyden önce asla pes etmiyor. İkinci olarak da, her politikacının sarıldığı “proje”ci politikacılardan değil. Topluma proje sunmadan önce ülkede kurumlaşmanın gerçekleştirilmesi gerektiğini savundu. Yani her anlamda savrukluk içinde olan ülkedeki en önemli eksiklik İmran Han’a göre siyasette, özel teşebbüste, eğitimde, sağlıkta bir kurumlaşmanın olmaması. Bunu sağlayacağı vaadiyle yaptı tüm politik çalışmalarını.

Üçüncüsü, artık bir aile yazgısı haline dönüşmüş olan “politikacı aile”den gelme geleneğinin dışında oluşu. Ailesinde politikada olan kimse yok. Politikacılığı bir aile (adeta) alışkanlığı olarak değil, bir yurtsever olarak sorumluluk bilinciyle yapması. Dördüncüsü, politikaya “almak” için girenlerin çok olduğu Pakistan’da “cebinden” yaptığı yardımlarla “veren” bir politikacı portresi çizmesi. Gerçekten de ülkesinin en büyük yardımseverlerinden biri olarak biliniyor. Birçok hayır kurumunun yöneticisi, Lahor ile Peşaver’de iki kanser hastanesi ile Mainwali’de bir üniversitenin kurucusu. Hastanelerden birisi, 1985 yılında kanserden ölen Han’ın annesinin adını taşıyor.

Dünyanın altıncı kalabalık ülkesini ayağa kaldırdığı kabul edilmeli artık. Ülkedeki eğitimlilerin hemen hepsinin kesin desteğine sahip. Amansız bir yolsuzluk düşmanı. Ülkede neredeyse yolsuzluğa bulaşmamış kimse yokken bunu çözeceğini söyleyen, bu konuda kararlılığını gösteren biri olarak şimdi elinde güç var.

Pakistan gençlerinin yüzde 60’ının kendisine İmran Han’ı örnek aldığı belirtiliyor. Ama onca gayretle Pakistan’da yakaladığı popülerliğe rağmen handikapları da var. Politik stratejisi yeterli görülmüyor. Yakınlarından birinin ifadesiyle “doğru zamanda yanlış kararlar” alan biri İmran Han.

Ama ne olursa olsun kendisini geleneksel Pakistan politikasından memnun olmayan kesimlerin lideri yapabildi. Bir süredir “Değişim”in ve “Yeni Pakistan’ın” sembolü durumundaydı Han. Kriket oyuncusuyken agresif olduğunu, politikada da aynısını yapmaya çalıştığını belirtiyor bir söyleşisinde. Ama ikisinin çok farklı olduğunu anladığını da. Krikette başarıyı stratejinin getirdiğini ama bunun politikada “korkunç” sonuçlar doğurabileceğini de vurguluyor. Bir dönem siyasi olarak kendisini yok etme noktasına getiren şey de kriket ile siyasetin aynı şey olduğunu ilk dönemler fark edememesiydi.

Zengin bir Peştun

Lahorlu bir hayli zengin bir Peştun ailesinin oğlu İmran Han. Hem Pakistan’da hem de İngiltere’de en seçkin okullarda eğitim gördü. İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde okudu örneğin. Kriket ailenin düşkün olduğu bir spor. İki kuzeni de Pakistan Milli Kriket takımında kaptanlık yapmış. İngiliz sömürge döneminden kalma bir spor tabii kriket. Pakistan’da neredeyse ulusal bir spor. Hatta Pakistan, kriketin anavatanı sayılan İngiltere’yi bile zorlayabiliyor müsabakalarda. Han, 1971’de Pakistan Kriket Milli Takımı’nda yer aldı. 1982’de de Kaptan seçildi.

Yeteneği, iyi görünümü hem Pakistan’da hem de İngiltere’de ünlü yaptı Han’ı. Londra’daki gece kulüplerinin müdavimi oldu, İngiliz tabloid basınında sürekli yer aldı. 1992’de Pakistan milli takımı onun kaptanlığında dünya şampiyonu oldu. Finalde İngiltere’yi yenmişti Pakistan. Emekliliği aynı yıldır. Hâlâ tarihin gelmiş geçmiş en büyük kriket oyuncusu olarak kabul ediliyor.

Bu tarihten sonra sadece “hayırsever”dir. Öyle anıldı hep. Sufi mistisizmini kucaklayan bir dini yaşama döndü. Ülkesine döndüğünde mevcut hükümetin yolsuzluklarına, olumsuz tutumlarına karşı adeta savaş açtı. Partisini kurduğu zaman bir playboy’un politika oyunu olarak değerlendirildi girişimi. Girdiği ilk seçimde partisi oyların yüzde 1’inden azını kazandı. 2002 seçimlerinde biraz daha iyi bir sonuç elde etti ve tek bir koltuk kazandı. 2007’de baskı yönetimini eleştirdiği için kısa süreliğine hapse de atıldı. Pervez Müşerref yönetimin kısa süren olağanüstü hal ilanını kınadı ve 2008 seçimlerini Müşerref’i protesto etmek için boykot etti.

Pakistan’daki yolsuzluk ve ekonomik eşitsizlik eleştirisini hep dile getirdi. En önemli tutumu bence Pakistan hükümetinin Afgan sınırına yakın militanlarla savaşmak için ABD ile işbirliğine karşı çıkmasıdır. 2013 yılının başında yapılması planlanan yasama seçimlerine doğru partisi kitleselleşmeye başladı. Bir önceki yıl ülkenin en popüler politikacısı seçilmişti bir kamuoyu anketince.

Mayıs 2013’teki seçimlerinden kısa bir süre önce bir mitingte platformdan düşerek başından ve sırtından ciddi bir yara aldı. Hastanede odasından seçmenlerine seslendi. Seçimlerde, Tehreek-e-Insaf’ın iyi oy topladı ama şimdi yolsuzluktan 10 yıl hapse mahkum edilmiş olan eski Başbakan Nawaz Sharif liderliğindeki Pakistan Müslüman Ligi-Nawaz (PML-N) karşısında yenildi.

Eşi bir aristokrattı

İmran Han, İngiltere’nin önde gelen ailelerinden Goldsmith’lerin kızı Jemima ile evliydi. Jemima, televizyon, film ve belgesel yapımcısı, gazeteci ve kampanyacı idi. İngiliz sosyetesinin en güzel kadınlarından biri olarak biliniyor. Annesi Lady Annabel Vane-Tempest-Stewart babası ise Sir James Goldsmith. Annesi Londonnerry Markisi’nin kızı.

1993 yılında Bristol Üniversitesine kaydoldu ve İngilizce eğitimi aldı, ancak 1995 yılında Imran Khan ile evlendiğinde, 2002 yılının Mart ayında ikinci sınıf onur derecesiyle lisans derecesini tamamlamadan önce okulu bıraktı. .Jemima, 16 Mayıs 1995’te, Paris’te geleneksel bir İslami düğünle İmran Han ile evlendi. Jemima evliliğinden önce Müslümanlığı kabul etmişti. Lahor’a yerleşti, geleneksel Pakistan giysileri giydi, Urduca öğrendi. Evlilik kısa bir süre önce son bulmuştu. İmran Han seçimleri kazanır kazanmaz ilk kutlama da Jemima’dan geldi.

Bakalım Pakistan’ın bu zaferi gerçekten “tırnaklarıyla engelleri kazıp aşarak” kazanan yeni Başbakanı, yolsuzlukla mücadelede neler yapabilecek. ABD karşıtlığını ne kadar sürdürebilecek?

En Çok Okunan Haberler