‘Paraları sıfırla’ derken Türk parasını kastetmiş

Döviz kurları neden yükseliyor? Cevabı kolay, RTE ağzını açmaya görsün kurlar fırlar diyorsanız haklısınız. Hazretin son “Eğer Merkez Bankası kurları yönetemiyorsa bunun hesabını verecektir.” sözleri tuz biber ekti ve bu satırlar yazılırken ABD Doları 2.50’ye dayandı. Yarın gazetenizi açtığınızda bu dönemeç de geride kalmış olabilir.

Ben yine de döviz kurlarının tarihi zirvelere ulaşmasının ekonomik ve politik nedenlerini, hepsinde AKP rejiminin parmağı olduğunu göz ardı etmeden sıralamaya çalışayım.

1-        Bank Asya’nın yönetiminin değiştirilmesi Türkiye’de kanun hakimiyetinin kalmadığı yolundaki yargıları güçlendirdi. “Paralel operasyonu” sırasında İslami camianın sınırlı sayıdaki ehliyetli kadrolarının tasfiye edildiği açıkça görüldü. Usulsüz bir işlem için, en azından kitabına uyduracak kılıfı bile hazırlamaktan aciz elemanlarla iş yapıldığı Fuat Avni tarafından deşifre edildi.

2-        RTE’ye yaranmak için cehalet sergilemekten çekinmeyen bakanlar listesine Nihat Zeybekçi de eklendi. Eski MB başkanı Durmuş Yılmaz’a hitaben sarf ettiği, “Sen hala Keynes’in kitabını yakmadın mı?”  cümlesi tüyler ürpertti. Marksistlerden liberallere kadar tezlerine katılmasalar da kalibresi az çok mürekkep yalamışlarca teslim edilen tarihi bir figürü aşağılamanın ötesinde, beğenilmeyen kitapların yakılabileceği ifadesi, ne yazık ki “Yeni Türkiye” nin ipuçlarını da veriyor. Döviz kurlarının aşırı oynaklığı 21 Şubattaki PPK’de faiz indirimi imkanını tamamen ortadan kaldırırken, “son 45 yılın en düşüğü” şeklinde müjdelenen enflasyon hedeflerinin tutturulması da bir mucizeye bağlı hale geldi.

3-        ABD’de tarım dışı istihdam verileri, beklentilerin üzerinde gelerek, Ocak ayında 257 bin yeni iş yaratılması, FED’in olası faiz artışının 2015’in ilk yarısında gerçekleşme olasılığını artırdı. Bu data, Brezilya Reali, Macar Forinti gibi paralar yanında TL’den çıkışı da hızlandırdı.

4-        Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, 2015 Ocak ihracatı geçen yılın aynı ayının yüzde 9.8 altında, 10.8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu gerilemenin bir nedeni, Avronun dolar karşısında değer kaybından kaynaklanan parite değişimi de olsa, 2015’in dış ticaret açığı ve cari açığın daralacağı, buna bağlı olarak dış kaynak ihtiyacının düşeceği bir yıl olması umudu azaldı.

5-        IMF’nin projeksiyonlarına göre, Türkiye’nin 2015 yılı dış finansman ihtiyacı 225 milyar dolar. Sırf kısa vadeli dış borç ödemeleri için 129 milyar dolar, orta ve uzun vadeliler için ise 39 milyar dolar taze kaynak gerekiyor. Cari açığın öngörülen 52 milyar doların altında gerçekleşmesi bu rakamı ancak yüzde 2 aşağı çekecek.

6-        Türkiye’nin dış borçları 2014’ün 2nci çeyreğinde 402 milyar dolara dayandı. 3üncü çeyrekte ise parite oynamalarından kaynaklı olarak 397 milyar dolara çekildi. Bu borçların 132 milyar dolarının bir yıl içerisinde vadesi gelecek kısa vadeli kapsamında bulunması haliyle riskleri artırıyor.

7-        Cari açık, büyüme sıkıntısı nedeniyle 2014’te 45 milyar doların biraz altında gerçekleşecek. Açık azalırken, finansman kalitesi giderek düşüyor. 2006’ta ve 2007’deki 20 milyar dolaylarında seyreden net doğrudan yatırımların 2014’te ancak 5 milyar doları bulması bekleniyor. Geri kalanın portföy yatırımları ve banka kredileri ağırlıklı, borç yaratan türden olması tehlike sinyali veriyor.

8-        Yurtdışı yerleşiklerin Aralık 2014 itibarıyla 155.3 milyar dolar portföyü bulunuyor. Bunun 20.3 milyar dolarlık yabanca para mevduatı dışındaki kısmı TL cinsinden. TL hızla değer kaybedince, özellikle 62 milyar dolarlık hisse senedi ve 52.1 milyar dolarlık hazine kağıdından dövize dönme eğilimi düşüşü katmerliyor.

9-        Finansal olmayan şirketlerin 176 milyar dolarlık döviz borcu çok önemli bir risk kaynağı. Bu tutarın yaklaşık yarısı dış aleme, yarısı yerli bankalara. Bu kuruluşların panik halinde pozisyon kapatmak için yaptığı döviz alımları da düşüş sürecini hızlandıran bir etmen.

10-    30 Ocak’ta Merkez Bankası’nın brüt döviz rezervleri 130.5 milyar dolardı. Net rezervlerin ancak 30 milyar  dolar civarında seyretmesi, kısa vadeli borçların ağırlığı da göz önüne alınınca diğer bir risk unsurunu oluşturuyor.

 

En Çok Okunan Haberler