PEYK: Piyasadan aforoz edildik

Burak Abatay @abatayburak burakabatay@birgun.net

1991 yılında temeli atılan ve 2007 yılında ‘Suluşaka’yı, 2011 yılında İçimdeki İz’i ve 2014’te de ‘Teslim Olma’ albümünü yayınlayan Peyk, dördüncü stüdyo albümleri Lay Lay Lom’u dinleyicisiyle buluşturdu. Albüme ismini veren şarkı Lay Lay Lom’da rapçi Fuat ile düet yapan Peyk, Spiros Peristeris bestesi olan To Minore Tis Avgis’i de yeniden yorumladı. Peyk’ten İrfan Alış, Serdal Ersoy ve Özgür Ulusoy ile Lay Lay Lom’u konuştuk

► Siz öyle lay lay lom insanlar değilsiniz. Sözünüzü doğrudan söyleyebiliyorsunuz. Doğru mudur?
İrfan:
Aynen öyle. Lafımız direkt muhatabına iletiriz. Ama bu yüzden aforozluyuz piyasada kıl abiler olarak. Ama aslında müzikte yaptığımız gibi ince ayrıntılara takığız.

Özgür: Sadece şunu söyleyebilirim: Bu durumu seçmek, bir sürü şeye kapıları kapatmak, maddi zorluklar yaşayıp da yaptığı müziğe ticari anlamlar yüklemeden devam edebilmek, git gide absürt bir kahramanlık sayılabilecek kadar ilginç bir lüks. Ama güzel baya.

► ‘Lay Lay Lom’ şarkısı da öyle. Bir akıllı siz misiniz?
İrfan:
Lay Lay Lom’da ‘artık bundan vazgeçiyoruz’ diyor gibi yapıp sonunda saydırıyoruz yine maalesef.

Özgür: Şarkının sözlerini İrfan ve kısmen Fuat yazdığı için ben kendi adıma dışarıdan bakan bir göz olarak şunu düşünüyorum: Başlangıcında örgütlü olmayan ama çağdaş bir yaşam isteyen insanların genel ruh hallerini özetliyor, sonlara doğru ise dürüstlük baskın çıkıyor yani kendince bir çıkış yolu öneriyor bence.

► Fuat da güzel bir sürpriz oldu. Nasıl çıktı düet fikri ortaya?
İrfan:
Fuat’la yolda karşılaştık. Sarıldık öyle. Köleler ve Kilitler’i çok sevmiş. “Abi elinize sağlık” dedi gözleri buğuluydu. Öyle tanıştık. Tertemiz biri o. İlk bakışta anladım. Çocuk gibi temiz ruhlu. Müzisyen olarak da zaten Hassicktir ve Batı Berlin’den beri takip eder, severdim. Onu düşünerek son kıtayı yazdım. Ve ayrıca ona da bir bölümü bu şarkıya yazmak isteyip istemediğini sordum. O da “seve seve” dedi. Sıfır kapris adam. Geldi o gün stüdyoya, elinde kartonlara yazılmış şarkı sözleri. Girdi yardırdı. Son kıtada tekrar ‘lay lay lom’a dönüyoruz. O kıtayı ona göre yazmıştım. Nasıl olacağını sordu. Ben de aynen onun ‘Batı Berlin’ şarkısında söylediği şekilde taklidini yaparak söyledim. Güldük. İçeri girdi önce yazdığı sözleri söyledi. Yardırdı adam. Ve sonra çıktı, “Oldu mu?” diye sordu bize. Dedim abi “Şaka mı yapıyorsun? Yardın bizi.” Dinledik ve sonra sevindik güzel bir şarkı yaptığımız için.

Biz hep bağımsızdık
► Daha önceki albümler bir plak şirketi bağlantısı vardı. Lay Lay Lom ise bağımsız çıkan bir albüm oldu değil mi? Var mıydı bunda özel bir sebep?
İrfan:
Evet bağımsızız. Hep öyleydik. Albümü yapıyorduk. Gidip bir plak şirketine veriyorduk. Onlar da basıp dağıtıyordu. Biz klip yapıyorduk. Onlar da satıyordu tekrar. Para kazanamıyorduk. Sonra sanal alem gelişti. Kendimiz yükleyebiliyor hale geldik gelişmeler sayesinde. Denedik memnun kaldık. Devam ediyoruz bu şekilde.

Serdal: Sebep açık aslında. Şöyle anlatayım: Bu ülkede üreten değil aracılar kazanır hep; bir domates yetiştiricisi ile müzik üreten arasında hiçbir fark yok. Yarattığı değerden aldığı pay açısından. Üç albümden kazandığımız çok komik bir rakam. 3 single’dan 10 katını aldık sistemi by-pass ettiğimiz için. Üstelik bir senede. Yani para konuşuyoruz diye yanlış anlaşılmasın paragözlük değil bu; düşünün her şeyi siz yapıyorsunuz, şarkı, kayıt, kapak vs. ve götürüp birilerine veriyorsunuz tüm emeğinizi. Geçen gün bir festivalde bu ülkenin önemli kadın bir müzisyeni, bugüne kadar dijitalden hiçbir şey almadığını söyledi. Bir şeyler yanlış demek ki. Mesala Spotify aracıları kaldırmayı planladığını açıkladı. Direkt müzisyenle çalışmak istiyorlar.

► Peyk müziği hayli renkliyken, bu albümde enstrümanlarda da daha büyük bir çeşitlilik görüyoruz. Synth’lerde de, yaylılarda da… Siz nasıl anlatırsınız Lay Lay Lom albümünü?
Özgür:
Aslında albüm yapmak saçma bir şey. Albüm olunca illa birkaç şarkı elden kaçıyor, daha iyi olabilecekken olmuyor vs… Ama yine de önemli olan genelde albümden çok, şarkının ihtiyacını belirlemek ve imkanlar oranında gerçekleştirmek diye düşünüyorum. Örneğin ben kişisel olarak “Denizdeyiz” şarkısında, denizde olduğumuzu değil, denizde olduğumuzu gösteren eski bir fotoğrafa baktığımızı düşünüyorum. Bu bakış açısı o şarkının çalgı seçimlerinden mix’ine kadar her şeye yansıyor. Yani, şarkının ne istediğini bulup, “İnsan dinleyecek bunu” düsturunu koyunca kendiliğinden çıkıyor ortaya.

► “Sabıkan bol az çalınca/ Yakalanmazsın çok çalınca” gibi sözlerle sıkı laf oyunları yapıyorsunuz. Kim ne anlamak isterse istesin diye mi bırakıyorsunuz sözlerinizi, yoksa özellikle bir mesajınız mı var dinleyene?
İrfan:
Sözler tam anlamıyla gelişine vole. Kafama nasıl eserse. Yazıp duruyorum. Sonra düzeltiyorum. Ritmi oturuncaya kadar çalıyorum. Gelişiyor. Aklıma başka şeyler geliyor, sadeleşiyor ve sonra kayıt günü son hali oluyor. Kayıt edilmezse devam eder sürekli bu süreç.

Özgür: Peyk eninde sonunda popüler müzik dünyası içerisinde olan bir grup. Dolayısıyla popüler müziği çağdaş sanat gibi neredeyse tamamen kapalı anlamlar ve soyut çağrışımlar üzerine kuramazsınız. O zaman popüler olmuyor zaten. Veya tam tersine “ben seni seviyorum” açıklığında da sanat yönü yüzdesel olarak geride kalır. Bu ikisi arasında bir denge kurma işini, sözel anlamda İrfan’ın iyi yaptığını düşünüyorum.

► Lay Lay Lom’da hiç yayımlanmamış çok eski şarkılar da var değil mi? ‘Adın Batsın Superman’ gibi. Nasıl geçti hazırlık süreci?
İrfan:
Hazırlığı güzeldi. Baya prova yaptık. Kavga dövüş olmadı çok. Genelde ev provalarında güzel şeyler yakaladık. Sonra nasıl ve nerede yapmak istediğimizle ilgili araştırdık. Ve sonra Babajim’e gittim. Çünkü Harun Tekin ve Duygu Çetin’in orda olduğunu duymuştum. Gidip konuştum kapılarını bize açtılar. Bu bizim düşündüğümüz kaydı yapmamıza çok yardım etti. Altyapıları canlı hücum çaldık. Ve sonra üstüne diğer partisyonları çaldık söyledik, çaldırdık. Ve albüm çıktı meydana.

Özgür: Son iki albümdür, “Abi şu kalan iki üç şarkıyı kaydedelim de bitsin” diye başlıyoruz. “Yaa bi’ de şey vardı” falan derken nası olduğunu anlamadan albüme dönüyor iş.

Köroğlu’ndan beri böyle:Birileri susmaz, bir şey söyler
► “Birileri çıkıp yazdı korkmadan hep, acısını çekip durdu kaçmadan” sözleri var Lay Lay Lom’da. Sanki bizi, bağımsız gazetelerde çalışan gazetecileri ifade ediyorsunuz.
İrfan:
Ta Köroğlu’ndan beri bu böyle. Birileri çıkar ve bir şeyler der. Susmaz. Ama cezasını çeker. Ha şimdi bu gazeteciler olur, yarın işçiler, kadınlar, köylüler. Değişir belki ama konu değişmez. Güçlüler güçsüzleri ezer.

Serdal: Size ve kanun hükmünde kararnameler ile işlerinden atılanlara, işsiz bırakılan tiyatroculara.

► ‘Teslim Olma’ albümü için verdiğiniz söyleşide*, “Biraz sinirliyiz. Özeleştiri yapacak vakit olmadı. Orada faşist bir devlet baskısı varken buna affedersiniz ‘s.. git’ çekmeden olmazdı” diyorsunuz. Bu albüm için de geçerli mi bu?
İrfan:
Albüm değil hayat için geçerli. Bunu hep yaptık. Yapıyoruz. Haksızlık olan her yerde.

Serdal: 90’dan beri söylüyoruz. Hatta yola çıkış nedenimizdir. Ortada bir saçmalık, yanlışlık, haksızlık varsa iktidarda kimin olduğuna bakmadan, haksızlığa uğrayanın yanında durmaya çalışmak.

İşlerin kalitesi düşüyor
► Bugün yapılan rock müziğin fazla gayri-ciddi olduğunu düşünüyor musunuz?
İrfan:
Gayrı ciddi bulmuyorum. Ciddi de bulmuyorum. Bulmuyorum çoğu kez. Çok fazla dinlemiyorum. Maalesef işlerin kalitesi düşüyor. İşçilik meraklısıyız biz. Söz vursun. Düzenleme vursun, müzik vursun, melodi vursun… Biz de yapamıyoruz ki her zaman bunu. Zor iş yani. Çok fazla bileşen gerek.

Özgür: Dünyada rock müzik de diğer türler gibi, popülerleştikçe “pop”laşmış bir tür. Onun için, geçmiş olsun. Zaten en başında da sağlam bir felsefesi var mı yok mu, sadece isyan mı ediyor bir şey öneriyor mu, bence tartışmaya değer bir konudur. “Lan sen John Lennon ağabeyimize laf mı ediyon düdük!”çülere bir daha düşünmelerini önerebilirim naçizane.

► Bir müzisyen nasıl bir dünya hayali kurar ki, üretimi en iyi şekilde çıksın?
İrfan:
Benim hayalim yok. Hatta bazen bırakmayı düşünüyorum. Giderek yoruluyorum. Konserler, ortam, giderek anlamını yitiriyor. 4 albüm yeter gibi geliyor. Teklilerle devam ederiz belki. Dünyayı değiştirmek değil istediğim. Anlasın insanlar birbirlerini. Empati gerek. Kimse kimseyi anlamıyor. Ve ben bu yüzden çok öfke doluyum son zamanlarda. Hüzün doluyum. Çünkü artık müziğin devrim olduğuna inanan insanlar yok etrafta. Tüccarız. ‘Koy G*tüne’de anlattığım şey bu. Tüm müzisyenlere yazdığım şarkı. Nasıl bir dünya hayal edeyim ki. Icığını cıcığını görmüşüm. Hayal etmeyi sevmem hayallerimin gerçek olmasını isterim. Çünkü ihtirasım var. O yüzden gereksiz. Beklentiler kötü şeyler.

Özgür: Obje olarak müziği alan müzisyen doğru müzisyendir kanımca.

Herkes oyunu kullansın lütfen
► Seçimler için ne hissediyorsunuz?
İrfan:
24 Haziran’da bir şey değişmeyecek. Çünkü demokrasi bir yalan. Sermaye ve sınıflar arası sömürü gerçek… Asıl 25 Haziran’da ne olmayacağını söyleyeyim: Özgürlük. Ama tabii seçimde oyunu kullansın herkes lütfen.

Serdal: İyi olan kazansın! Olmadı, önümüzdeki maçlara bakacağız.

En Çok Okunan Haberler