Podemos’un kader günü

İspanya’da 25 yaşın altındaki gençlerin yarısı işsiz. Eğitimli bu gençlerin azımsanamayacak bir kısmı tıpkı 1970’li yıllarda olduğu gibi tekrar Kuzey Avrupa ülkelerine çalışmaya gidiyor. Podemos seçim kampanyasında sadece işsiz gençlere değil işte bu gurbete çıkmış gençlerin anne- baba ve özellikle de ninelerine sesleniyor.
Podemos’a göre, anneanne ve babaanneler, torunlarını yılda bir kere sadece Noel’de görmekle yetinmek istemiyorsa Podemos’u seçmeli. Daha önce eşlerini ya da çocuklarını gurbete gönderen bu kadınlar, şimdi torunlarını gurbete gönderiyor. Noel’den birkaç gün önce, bu Pazar yapılacak genel seçimde Podemos’un bu kampanyası işe yaramış gibi görünüyor. Kamuoyu yoklamalarına göre, Podemos’a sadece gençler değil, yaşlılar da oy atacak.

Muhafazakâr El Mundo gazetesinin yayınlandığı ve birçok Avrupa medyasının kullandığı en son kamuoyu yoklaması rakamlarına göre, Podemos %20 oy oranına erişiyor. Seçimden 1,5 yıl önce kurulan bir parti için bu oran hiç de kötü değil ama Podemos’u iktidara taşıyacak kadar da iyi değil. Kaldı ki, diğer kamuoyu yoklamalarında Podemos %14 ila %17 arasında görülüyor.

Podemos umudu söndü mü?

Bu rakamlara göre, bugün eğer bir sürpriz olmazsa Podemos dördündü parti olacak ve bu da Podemos umudunun söndüğü anlamına geliyor. Çünkü Podemos hareket olarak yeni yeni siyaset sahnesine çıktığında sosyal demokrat partinin (PSOE) yerine geçecek gibi görülüyordu. Tıpkı Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras gibi 37 yaşındaki Pablo Iglesias’ın da İspanya başbakanlığına geleceği düşünülüyordu.

Öncelikle SYRIZA’nın tavrı Podemos tabanında hayal kırıklığı yaşattı. Podemos’un, girdiği yerel seçimlerde beklenilen büyük başarıyı sağlamaması da seçmende ikinci hayal kırıklığı yarattı. Ancak umut tamamen sönmüş değil: Podemos Avrupa Parlamentosu’nda 8 milletvekiliyle temsil ediliyor. Madrid ve Barselona belediye başkanları da Podemos’un da içinde olduğu sol birlikten seçildi.
Son kamuoyu yoklamalarının çoğunda Muhafazakârlar birinci, sosyal demokratlar ikinci, yine aynı Podemos gibi bir halk inisiyatifi olarak kurulan liberal Ciudadanos hareketi ise üçüncü görülüyor. Ciudadanos’un bile Podemos’un önünde görülmesi, elbette Podemos’a umut bağlayanların moralini bir hayli bozuyor.
Seçim günü, “şöyle olacak böyle olacak” diye ahkâm kesmek bir hayli riskli. Sonuca seçmen karar verecek. Genel manzaraya bakabiliriz ancak.

Asgari ücret 600 avro olsun
Podemos, bir sol parti olarak seçmen olarak elbette öncelikle işsizlere ve yoksullara sesleniyor. Podemos’a göre, asgari ücret en az 600 Avro, en düşük emekli aylığı ise 900 Avro olmalı. Podemos, belirli süreli iş sözleşmesini kaldıracağını, herkese iş güvencesi getireceğini söylüyor. Podemos, yeni iş alanları yaratılabilmesi için öneriler sunuyor.

Podemos’a göre, yenilenebilir enerji üretimine geçilirse, hem çevre korunmuş olur hem de sektör yeni iş imkânları yaratır. Podemos, devlet borçlarının geniş zamana yayılarak ödenmesini ve vergi alımı konusunda dar gelirlilerin korunmasını istiyor.

Bu politikaları savunurken Podemos, muhafazakârlardan çok sosyal demokratları karşısına alıyor. Daha doğrusu rakip olarak Podemos bilinçli bir biçimde sosyal demokratları seçiyor ve onları her yerde sıkıştırıyor. Örneğin geçen hafta başı televizyondan yayınlanan liderlerin konuştuğu programda parti başkanı Iglesias, muhafazakâr parti başkanı Mariano Rajoy’dan çok sosyal demokrat parti başkanı Pedro Sánchez’e yüklendi.

SYRIZA etkisi ve sosyal demokrasi
Kendini Marksist olarak nitelendiren Podemos şefi Iglesias, tıpkı Alexis Tsipras gibi, iktidara gelirse, Brüksel tarafından dikte edilen kemer sıkma politikasını terk edeceğini ve yolsuz politikacıların hırsızlıkla doldurduğu kasaları açacağını söylüyor. Podemos, Merkel tarafından gönderilen Troika’nın İspanya’yı çoktan terk etmesini kendi muhalefet başarısı olarak görüyor. Aslında SYRIZA’nın başarısı veya başarısızlığı Podemos’un kamuoyundaki görüntüsünü hep etkiledi. SYRIZA yükselişteyken Podemos da yükselişe geçti. SYRIZA popülerliğini kaybedince protest seçmen Iglesias’ın yerine sağ halk hareketi olan Ciudadanos’un şefi Albert Rivera’yı koydu hemen. Seçmen düzen partilerine tepkili ve tıpkı Tsipras gibi Iglesias’ın sözünde duramayacağından korkuyor.

Iglesias, başından beri aslında Alexis Tsipras kadar hiç radikal olmadı. Bu seçim öncesi kampanyalarda da bir “sistem değişikliği” düşünmediklerini vurguladı. Iglesias, “asıl sosyal demokrat biziz. Onlar sosyal demokrasiyi bıraktığı için biz sosyal demokrasiyi hatırlatıyoruz” diyor.

Podemos içinde de bazı sorunlar var. Iglesias ve ekibinin başında oldukça demokrat olduğu halde, popüler oldukça tabanının sesini dinlemediğini söyleyenlerin sayısı gittikçe artıyor. En kötüsü de Podemos stratejistlerinden, Venezuela hükümetine de danışmanlık yapan biri, vergi kaçırırken yakalandı. Hırsızlığa ve yolsuzluğa karşı oluşan bir hareketin önemli bir kısmının bu suçla yakalanması şok etkisi yarattı.

HDP-CHP koalisyonu
Podemos, sosyal demokratları geçmeyi umuyor. Sosyal demokratlarla koalisyona evet diyor ama sadece başbakan kendisinden olacaksa. Buna alternatif ve büyük olasılıkla da gerçekleşecek olan şey ise, muhafazakârlar ve Ciudadanos koalisyonu. Muhafazakârların tek başına iktidar olacağını söyleyen de var. Sosyal demokratlar ve Podemos koalisyonu ise CHP – HDP koalisyonu gibi görülebilir.
Seçimin sonucu teknik açıdan bize benzeyecek yanı var gibi: Bundan sonra İspanya siyasetinde iki değil 4 parti yerleşmiş olacak. Podemos’u HDP sayabiliriz ama Ciudadanos bir MHP değil, daha çok Boyner’in Yeni Demokrasi Hareketi’ne benziyor. En azından İspanya’da krizde büyüyen aşırı sağın olmaması ise, Avrupa’nın ve hepimizin bir şansı olarak görülmeli.

En Çok Okunan Haberler