PremIer Lig seyir defteri: Bir bahar akşamı Emirates Stadı’nda

1917 senesinde dünyaya gelmiş, 1993 senesinde 76 yaşında aramızdan ayrılmış İngiliz edebiyatçı Anthony Burgess yeni futbol nesillerinin asla bilmeyecekleri, şimdilerde çok eskide kalmış futbol zamanlarını şöyle özetler: “Five days shalt thou labour, as the Bible says. The seventh day is the Lord thy God’s. The sixth day is for football” (Beş gün çalışacaksın İncil’in buyurduğu gibi, yedinci gün Tanrı’nın günüdür, altıncı gün futbolun). Ada futboluyla haşır neşir olmaya başladığım 80’li yılların futbolu tam da böyle bir şeydi işte, henüz Premier Lig kurulmamıştı, Şampiyonlar Ligi günümüzdeki formatıyla bilinmezdi. Haftanın tüm maçları cumartesi öğleden sonra üçte başlar, saat beşi bulmadan futbol şöleni sona ererdi. Futbol sevdalıları için cumartesi haftanın yegane ayin günüydü. O gün farklı mabetlerde haftalık ritüeller gerçekleşir ve sabırla bir sonraki hafta beklenirdi…

Sonra, endüstriyel futbolun hayatımıza girmesiyle cumartesi alışkanlığı da değişti. Yayıncı kuruluşun planladığı futbol haftanın her günü televizyon ekranlarından evlerimize girmeye başladı. İlk zamanlar haftada iki, üç kez yayınlanan maçlar sonraları haftanın neredeyse her gününe dönüşecek, futbolseverle futbol arasındaki ilişki asla bitmeyecek bir evlilik tadında yaşanmaya başlanacaktı. Bir arkadaşım anlatmıştı, futbolsuz geçen yaz aylarında neredeyse depresyona giriyormuş, çareyi eski maçları izlediği arşivlerde bulmuş…

Bilir misiniz, Ada futbolunda ilk canlı maç 1946 senesinin Ekim ayında yayınlanmış, Barnet’in şimdilerde tarih olmuş Underhill Stadına gece karanlığı çökünce son 10 dakikayı yayınlayamamış BBC. 1980’li senelerde televizyon ekranlarında evlerimize giren ilk lig maçı 2 Ekim 1983’te Tottenham Hotspur ve Nottingham Forest arasında. Premier Lig’in kurulması, Avrupa Kupaları heyecanları derken futbol zamanlarına dair alışkanlıklar da değişmiş, eskiden tek gün kutlanan şölen haftanın tüm günlerine yayılmış. Günümüzde Premier Lig’in yayın haklarını elinde bulunduran Sky ve BT Spor’un 2016-2017 sezonundan itibaren kulüplere üç sezonluğuna 5,13 milyar Sterlin ödemiş olması, hemen her akşam televizyon ekranlarındaki maçlar, geldiğimiz çağın gündelik hayatında futbolun yerini anlatıyor o güzel oyunun sevdalılarına...

• • •

Bir hafta ortası maçında daha Emirates Stadında Slaven Bilic’in takımı West Ham, Arsenal deplasmanında. Ligin bitimine dokuz maç kala, küme düşme potasının altı puan üzerinde yer alan West Ham ligde son dört maçından puan koparamadı. Bu sezon öne geçtikleri maçlarda 20 puan kaybetmişler, sevdalıları adına istenmeyen bir rekor! Geçtiğimiz sezon bu statta oynanan maçı West Ham 2-0 kazanmış, takımın başındaki ilk maçında Bilic’in yüzü gülmüştü. Şimdilerde tarih olmuş Highbury’de en son kazanan rakibin onlar olması da kayda değer…

Yeri gelmişken, 29 yaşındaki kaptanları Mark Noble’ın da kulaklarını çınlatalım. 1987 senesinde Doğu Londra’nın Canning Town bölgesinde dünyaya gelmiş. 11 yaşında Arsenal’ın miniklerinde başlayan futbol serüveni ilerleyen zamanlarda West Ham’da devam etmiş. 15 yaşında rezerv takıma yükseldiği zamanlarda kulüp tarihinin en genç yedeğiymiş. 2004 senesinden beri demirbaşı olduğu takımda forma giyiyor 16 numaralı orta saha. Kariyerini sevdalısı olduğu, nicedir formasını giydiği takımda noktalamak istiyormuş…

Arsenal’ın bu maçtaki kalecisi Martinez kaleyi ligde en son 2014 senesinin Aralık ayında Stoke City deplasmanında korumuştu. Ligin iki formsuz takımı 4-2-3-1 dizilişinde başlıyor maça. Çekişmeli bir Londra derbisi olmasına rağmen tribünlerde yer yer boşluklar var. Topu ve oyunun kontrolünü ev sahibine bırakıp kontradan gol arıyor West Ham, en önemli silahları 1.91’lik 9 numara Carroll. Cazorla’nın yokluğunda Arsenal’de topu taşıyacak, tempoyu ayarlayacak oyun kurucunun yokluğu hissediliyor ilk yarıda. Takımın en göze batanı boş alan bulduğunda sağda oynayan Bellerin, bir de savunma yönü güçlü olsa! Topu yavaş çevirdikleri için pozisyon bulmakta zorlanıyorlar, West Ham savunmasının önünde oynayan Kouyate savunmasından dönen toplarda etkili. Arsenal’in rakip kaleyi altı kez yokladığı ilk yarı golsüz kapanıyor.

59.961 taraftarın önünde Özil’in kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonla başlıyor ikinci yarı. O pozisyonda West Ham savunmasında Collins kayarak mutlak golü önlüyor. Gol için yükleniyor Arsenal ve 58’de Mesut’un ceza sahasının dışından köşeyi bulan vuruşuyla öne geçiyor. Bu sezon 12. golü 11 numaranın. Sanırım kendisini eleştirenlerin en önemli argümanı da onca yetenekle donatılmış bir futbolcunun neden daha fazla gol atamadığıdır. Carroll’ın çıkmasıyla ilerde top tutmakta zorlanıyor West Ham. 69’da Sanchez’in yaratıcılığıyla iki farkı yakalıyorlar, Walcott ceza sahası içinden kaçırmıyor. Gollerden sonra özgüvenini kazanan Arsenal topu iyi çevirip pozisyonlar yaratıyor. Oyuna 74’te giren Giroud’un 84’teki golüne şapka çıkarmak gerek. Velhasıl yazı çağıran bir Emirates akşamında Arsenal rahat kazanıyor. Bir sonraki maçı pazartesi akşamı oynayacaklar, nasılsa nicedir haftanın her günü futbol…

En Çok Okunan Haberler