Prof. Dr. İlhan Uzgel: Türkiye bölgesel siyaset gereği ABD ile yakınlaşacak

HÜSEYİN ŞİMŞEK

Afrin’de TSK ve ÖSO güçlerinin kontrolü sağlamasının ardından, Suriye’deki olası gelişmeleri Prof. İlhan Uzgel’e sorduk. Uzgel, “Rusya, bu operasyona izin vererek Türkiye’yi ABD ile karşı karşıya getirmeye çalıştı. Ama bölgesel siyasetin gidişatı Türkiye’yi kaçınılmaz olarak ABD’ye yakınlaştıracak” diyor

■Afrin operasyonu sonucunda Türkiye’nin merkezde kontrolü sağlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bölgedeki dengeyi ne şekilde etkiler bu sonuç?
Türkiye Fırat Kalkanı’ndan sonra Suriye’nin kuzeyinde ikinci saha kontrolünü sağlamış oldu. Dolayısıyla, üç kantondan oluşan PYD hâkimiyetinde önemli bir gerileme yaşandı ve coğrafi bütünlük ağır bir darbe yedi.
Afrin operasyonu, Erdoğan ile milliyetçi/ulusalcı cephe arasındaki en önemli dayanışma noktalarından biri. Bu açıdan iç politikada bu ittifakı güçlendirdi, Erdoğan’ın seçmen kaybını geçici de olsa azaltabildi. Bütün beklentiler buradaki direnişin daha güçlü olacağı yönündeydi. Göreli olarak, Fırat Kalkanı’ndan bile daha hızlı gerçekleşmesi ordunun moralini yükseltti ve kendine güveni geri getirdi.

Bölge siyaseti açısından uluslararası politikanın değişmez bir kuralı işleyecek. Sahada olan ve sahada güçlü olan diplomasi alanında daha fazla pazarlık gücüne sahip olur. Bundan sonra Türkiye’nin Suriye, ABD ve Rusya karşısında daha geniş bir diplomatik pazarlık gücüne sahip olacağını söyleyebiliriz.

Bundan sonraki süreçte Türkiye’nin burada asker bulundurması giderek riskli hale gelecek. Rejim, Doğu Guta ve İdlib’de bir süre sonra hâkimiyetini elde etmesinin ardından Afrin’e yönelecek. Bu da Türkiye’yi bir ikilemle karşı karşıya bırakacak. Ya ÖSO’ya bırakıp geri çekilecek ya da çatışmaya girmek zorunda kalacak, ki büyük bir olasılıkla bundan kaçınacak.

YPG’nin çekilmesi rasyonel
■YPG’nin Afrin’de uyguladığı taktiği nasıl değerlendiriyorsunuz?

YPG’nin Afrin merkezinden çekilmiş olması rasyonel bir seçim. Türkiye çatışma deneyimi olan gelişmiş teknolojik imkânlara sahip ve özellikle İHA, helikopter ve savaş uçağından oluşan açık bir hava üstünlüğüne sahip bir ordunun karşısında tutunması mümkün değildi. Bu direniş kent merkezinde daha yoğun olabilirdi ve söz konusu hava üstünlüğünü kent merkezinde önemini yitirecekti. Buna rağmen YPG, belli ki bir pazarlık sonucu geri çekildi. Burada şaşırtıcı olan YPG’nin savunması güç ön hatlarda fazla kayıp vermesi ama savunması daha kolay kent merkezinde direnmemiş olması. YPG eğer Afrin merkezinde direnmeyecek idiyse, kırsalında neden bu kadar kayıp verdi bunun açıklanması gerekir. Burada çekilme kararının kırsaldaki kayıpların belirleyici olduğu, önceden verilmiş bir karar olmadığı anlaşılıyor. Muhtemelen ABD’nin de talebiyle Afrin’deki YPG’liler, son nokta olarak Menbiç ve Fırat’ın doğusuna çekildiler. Aslında ABD, Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlerin nüfus, ekonomik ve askeri güç açısından bu kadar geniş bir bölgeyi yönetmelerinin mümkün olmadığının farkındaydı. O yüzden ısrarla Fırat’ın doğusunu kırmızı çizgi olarak tanımladı ve Afrin’i Ruslara bıraktı. Çünkü elde tutması zor ve maliyetli bir geniş bölge yerine savunulabilir, petrol ve su kaynaklarını da içine alan bir bölgenin tahkim edilmesi daha önemliydi. ABD, Fırat’ın doğusunda ihtiyaç duyacağı YPG’lilerin Afrin’de kaybedilmesini tercih etmedi, öyle görünüyor ki YPG de bu tercihi kabul etti.

ABD’nin önceliği Afrin değil
■Afrin operasyonunun bu aşamaya gelmesi Türkiye-Amerika ve Türkiye-Rusya ilişkilerini ne şekilde etkiler?

ABD, Türkiye’nin Afrin operasyonuna özellikle fazla bir tepki göstermedi. Öncelikle burası Rusya’nın nüfuz alanına bırakılmıştı. Yukarıda saydığım nedenler yüzünden öncelikli korumak istediği alan orası değildi. Aslında Afrin, hem Suriye rejiminin hem PYD’nin hem Rusya hem de ABD’nin ilk gözden çıkardığı yer oldu. Öyle olunca da, Türkiye hızlı hareket edebildi. Dolayısıyla Afrin’in alınması Türkiye’nin ABD ile ilişkilerine doğrudan bir etki yaratmayacak. ABD, Afrin’ı bırakıp Menbiç’i ise pazarlık için kullanacak, Fırat’ın doğusuna ise Türkiye’yi yaklaştırmayacak. Türkiye’de bu yüzden pazarlığa tabi Menbiç’i gündeme getirip arada Kandil’i dillendiriyor ama ABD’nin koruduğu bölgeyi ise görmezden geliyor hatta burayı gözden uzak tutmak için Afrin ve Kandil’i öne çıkarıyor. Rusya ise zaten bu operasyona izin vererek Türkiye’yi ABD ile karşı karşıya getirmeye çalıştı. Ama bölgesel siyasetin gidişatı Türkiye’yi kaçınılmaz olarak ABD’ye yakınlaştıracak. ABD, önümüzdeki dönemde İran’ın Ortadoğu’daki kazanımlarını geri sardırmaya çalışacak ve bunun için Türkiye’nin aktif katkısını talep edecek.

■Afrin operasyonu Suriye’ye ilişkin görüşmelerin yapıldığı (Astana-Soçi vb.) konferansları ne şekilde etkiler?
Rusya, Kürtlerin tepkisini azaltmak için onları Astana ve Soçi süreçlerine doğrudan davet edebilir. Türkiye’nin bu süreçlerdeki etkisi ve gücü yukarıda saydığım nedenlerden dolayı artacak. Çekilmek istese bile bunun için bir pazarlık yapmaya çalışacak.

En Çok Okunan Haberler