Protest bir albüm nasıl yapılır?

Harbiye’deki Şan Tiyatrosu’nda, 2007 yılında izleme fırsatı bulmuştuk Antony and the Johnsons’ın o yoğun, derin, çok uzun zamandır akıllardan çıkmayan performansını. Henüz ikinci albümlerini yayınladıkları o dönemde, vokalistleri Antony Hegarty’ye Lou Reed’den Björk’e, Boy George’dan Rufus Wainwright’a kadar müzik dünyasının önde gelen pek çok ismi saygı duyuyordu.

Hegarty’le –şimdiki adıyla Anohni- ertesi gün Marmara Pera’da, Rolling Stone Türkiye adına röportaj yapmak için buluştuğumuzda konumuz ‘cinsiyet’ kavramına da gelmişti.

Bülent Ersoy’un, Zeki Müren’in Türkiye’deki öncülüğünden de bahseden Anohni, onların geçirdiği evrime duyduğu hayranlığı da dile getirmişti. Ona hediye ettiğim Zeki Müren albümünün kapağına uzun uzun bakıp, “Buradaki feminen görünümün arkasında yatan hikâye muazzam” demişti.

Bir trans birey olan Anohni o röportajımızda; “Kendine tamamen güvenen, kendisiyle ilgili rahat, dünya ile dengede, huzur içinde oturan biri olabilmeyi çok fazla isterdim” diyerek, müzikal yaklaşımına da yansıyan tüm o hüzünlü karakterle de uyumlu biçimde, iç dünyasındaki sıkıntıdan bahsetmişti.

Cinsel kimlik arayışına dair bu tip referanslar ve LGBT bireylerin hak arayışlarına dair mücadelesi, Anohni’nin kariyerinin o dönemlerinde müziğini ve sanatını zenginleştiren temel ögelerdendi. Antony and the Jonhsons’ın vokalisti olarak 2010 yılında yayınladığı son albümün, Swanlights’ın altı yıl ardından gelen ilk solo albümünde ise Anohni daha farklı konuları merkeze taşıyor.

Drone’lar ve küresel ısınma

Fazlasıyla agresif ve politik olan bu ilk solo albümü Hopelessness’da Anohni, odağında olan, tüm dünyayı ilgilendiren sorunları ön plana çıkartıyor.

Albümün açılış şarkısı “Drone Bomb Me” ailesi drone’lar tarafından öldüren bir Afgan çocuğunu konu alıyor. Ailesiyle ölümde kavuşabilmek için bir drone’a; “Bu gece seçtiğin ben olayım” diye yalvarıyor Afgan çocuk. Hemen ardından gelen küresel ısınma şarkısı “4 DEGREES” ise, özellikle sözleri açısından Radiohead’in aynı konuya göndermelerde bulunan “Idioteque”i kadar etkileyici.

“Watch Me” her ortamda (devlet tarafından) gözetleniyor oluşumuzu ‘Big Brother’ımsı bir tonda işliyor. “Execution”da ise idam cezasını uygulamaktan vazgeçmeyen Amerika’yı, bu konuda onunla aynı safta duran Çin’in, Suudi Arabistan’ın ve Kuzey Kore’nin yanına koyuyor Anohni. “Obama”da ise Barack Obama’nın seçildiği anda oluşan o kolektif inancın ve mutluluğun ardından nasıl bir hayal kırıklığı getirdiğinden dem vuruluyor. “Crisis”da drone’lardan atılan bombalarla ailesini kaybedenlerin ruh hali bir kez daha işlenirken, Guantanamo’da yapılan işkencelerin, haksızca işgal edilen ülkelerin de bahsi geçiyor.

Bir albüm için biraz fazla kaçabilecek düzeyde politik eleştiri barından Hopelessness’da Anohni, muazzam bir denge yakalıyor. Bu ağır konulara değinilirken kullanılan şiirsel dil, şarkıları yorucu bir manifesto ya da sıkıcı bir düz metin olmaktan çıkartıp ahenkli bir hale getiriyor. Anohni’nin elektronik müziğin çağdaş ve yenilikçi prodüktörleri Hudson Mohawke ve Oneohtrix Point Never’la bu albüm için yaptığı ortaklıksa, besteleri detaylarla dolu, üstün bir mertebeye taşıyor.

Hopelessness’da elektronik müzik, pop ve hatta R&B eşine az rastlanır lezzetteki bir kıvamla sunuluyor. Anohni’nin modern müzikte örneği neredeyse olmayan o dünya dışı sesi ise, tüm albümü bambaşka bir boyuta taşıyor. Çağımıza ait sorunları ironilerle yansıtan Hopelessness, protest bir albümün nasıl bir incelikle kotarılabileceğini de çok iyi gösteriyor.

En Çok Okunan Haberler