Referandum Gerçekleri-6: Neyi oylayacağız?

Yazdıklarım 16 Nisan’da ‘Evet’ diyecek vatandaşlarımıza ya da henüz karar vermemiş olanlara ne kadar ulaşabiliyor bilmiyorum. Ama arka arkaya yazdığım/yazacağım “Referandum Gerçekleri” içerisinde en önemlilerinden birisi bu yazı bence. Umarım bir tek kişinin bile olsa sorgulamasına vesile olur.

Öncelikle başlık sıkıcı. Sanırım “Referandumda neyi oylayacağız?” ya da benzer başlıklı yüzlerce yazı yazılmıştır.
Anayasa değişikliğinin getirdiği olası riskleri ve apaçık yanlışları anlatmaya çalışan ve ‘Hayır’ verilmesini düşünenler, genellikle değişiklik teklifinin içeriğini anlatmaya çalışıyorlar. 16 Nisan oylamasının, doğrudan siyasi iktidarı değiştiren, siyasi partilerin ve programlarının yarıştığı bir seçim olmadığına bir memleket meselesi olduğuna dikkat çekmeye çalışıyorlar, çalışıyoruz. Hatta mevcut liderlerin üzerinden tartışmamaya çalışıyoruz. 30-40 yıl sonrayı düşünün diyoruz. Bu yetkileri kötüye kullanacak birisinin çıkma ihtimalinden bahsediyoruz.

Kafanızdaki liderden başkasına bu yetkileri verir misiniz diyoruz?

Ama ‘Evet’i savunanlar bu alana girmemeye çalışıyorlar. Gündemi teklif dışı tartışmalara çekmeye çalışıyorlar. Bu bazen yapay bir yurtdışı krizi oluyor, bazen bir gafın/yanlış ifadenin köpürtülmesi oluyor, bazen de doğrudan kişisel saldırı oluyor. Zorunlu olarak teklifin içeriğine girdiklerinde de ya eksik ya da doğrudan yalan söylüyorlar. Örneğin; Cumhurbaşkanının artık yargılanabildiğini söylüyorlar. Ama getirilmek istenen sistemin siyasi sorumluluğu tamamen ortadan kaldırdığını ve fiilen sonuç almanın imkânsız bir yöntem olduğunu saklıyorlar. Sanki cezai sorumluluğu bugüne kadar iyi işletmişler gibi! Tüm anayasa hukukçuları, ve hatta bir kaç ay öncesine kadar kendi hukukçuları da CB’ye koşulsuz tek başına TBMM’yi feshetme yetkisi verdiklerini söyledikleri halde şimdi buna yok diyorlar.

Şimdi ‘Evet’i savunanlara göre neyi oyluyoruz bakalım!

‘Sihirli değnek!’
Her şeyden önce “bir sihirli değneği oyluyoruz!” O kadar ki, bu değişikliklerle Türkiye adeta uçacak, güçlenecek! Terör bitecek, güvenlik sorunu çözülecek, işsizlik bitecek… Güzel; kim istemez ülkesinin güçlenmesini sorunların çözülmesini. Ama defalarca okumama rağmen “güçlü bir ülke” olmamızı sağlayacak tek bir madde göremedim. Gördüğüm, tüm güçlerin tek bir adama verilmesi! Eğer çözüm buysa, tek bir yetki bırakmayalım başka bir merciye ya da kişiye!

Ama işin çelişkisi şurada; tüm sorunların ilacı olan bu “sihirli değnek”/ bu değişiklik, birkaç maddesi hariç yaklaşık iki buçuk yıl sonra, yani 3 Kasım 2019’da yürürlüğe girecek!

Herkesin sorması gereken temel sorulardan birisi bu: Madem tüm sorunlarımızın ilacı bu değişiklikler niye 2,5 yıl bekliyoruz?
Bu arada niye şehit verelim? Niye gençlerimiz ölsün? Niye işsizlik devam etsin?

Yok, eğer bu arada o sorunları çözeceğim diyorsan zaten yeterli yetkiye sahipsin demektir. O zaman bu gerilim, kamu harcaması ve oyalanma niye?

“Mevzuat değişikliği yapacağız” savunması da aldatmaca. Hani bu Meclis çalış(a)mıyordu? Ayrıca Anayasa değişiklikleri yürürlüğe girmeden içtüzük değişikliğinin yapılması vesaire gibi tam bir mevzuat kaosu yaşanacak.

Ne gerek var bunlara? Yürürlüğe girsin tüm değişiklikler hemen, biz de uçalım!

Burada iki önemli husus var; birincisi mevcut Cumhurbaşkanı’nın görev süresi dolmadan değişikliği başlatmak istemiyorlar. Yani uzatmayla birlikte 15 yıl yetersiz geliyor olmalı ki, görev süresi uzasın diye değişiklikleri geç yürürlüğe sokuyorlar. Hem de sorunların çözümünün geciktirilmesi pahasına!

Fazladan 3 ay
Bir diğeri, ki çok vahim ve gözlerden kaçırılıyor: Mevcut Cumhurbaşkanı’na seçimsiz ve milletten yetki almaksızın 3 aylık bir süre uzatması veriliyor. Normalde CB görev süresi 10 Ağustos 2019’da doluyordu. Bu tarihten önceki 60 gün içinde de seçim yapılmalıydı. Ama değişiklik teklifi ile görev süresi 3 ay, seçimler ise yaklaşık 5 ay geriye bırakılıyor. Bilindiği üzere seçimler öne alınabilir. Ancak savaş hali hariç geriye bırakılamaz. Ancak aynen 12 Eylül Anayasası oylanırken aynı zamanda Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığının da oylanması gibi bir durum söz konusu. İşte bu karşı karşıya kaldığımızın “referandum” değil başka bir “şey” olduğuna dair bir kanıt daha!

Şu değişikliği de oyluyoruz; Anayasa’nın 114. maddesinin ilga edilmesi öngörülüyor. Bu maddeye göre “seçimlerden önce Adalet, Ulaştırma ve İçişleri bakanları çekilir. Seçim süreci başladığında tarafsız ve bağımsız bakanlar atanır.” Ne kadar adil ve delikanlıca değil mi? Seçim dürüstlükle yürütülsün diye getirilmiş bir hüküm.

Şimdi ‘Evet’ diyenler bu madde de kalksın demiş olacaklar. Seçime etki edebilecek bakanlar partili olacaklar. ‘Evet’ vermeyi düşünenler hadi diyelim hep kendi partilerinin iktidarda olacağını düşünüyorlar, peki nerede kaldı eşit koşullarda yarış?

Seçimin adil ve temiz yürütülmesi?
‘Evet’i savunanlara göre yukarıdaki saydıklarımı değil, şunları oyluyoruz;

“Vatan, Millet ve Türklüğün Bekası!”
“Köprüler, Yollar ve Havaalanları!”
“Hollanda ve Almanya krizi!”
“Haçlılarla Mücadele!”
“İstikrar!”
“Herdoğan!”

Vatandaşlarımızın teklifi okuyup incelemeyip kendilerinin söylediklerine inanacaklarına dair sonsuz güvenle heybelerinde ne varsa ortaya döküyorlar. 2010 referandumunda kullandıkları sloganların neredeyse aynısını kullanıyorlar. O referandumun 15 Temmuz faciasına giden yolu açtığını bildikleri halde yapıyorlar bunu. Nasılsa “Ne dersek gider! Birkaç gün önce dediğimin tersini desem de alkışlanırım!” özgüveniyle yapıyorlar bunu.

Tüm tarihimizin en önemli kararını vermeden önce bir kez daha hatırlatalım:

Oylama şu ya da bu siyasinin söylediklerinin yalan ya da yanlış olması üzerine değil,

Oylama hepimizin istediği ve hedefi olan Türkiye güçlü olsun mu, olmasın mı üzerine değil; bu ortak hedefimiz,

Oylama köprü, otoyol, havaalanı oylaması değil,

Oylama partiler arası ya da terör örgütlerinin yarıştığı bir oylama değil,

Sadece iki soruya arayacağınız cevaplar bile yeterli olacaktır;

Niye temel değişiklikler 2,5 yıl sonra yürürlüğe giriyor?

Memleketin hangi sorununu bu değişiklikle nasıl çözeceksin anlat bana, elini tutan mı var?

Aldatmaca ile hazırlanan anayasaya HAYIR!

En Çok Okunan Haberler