Sağın bütçesini uygulayacak “sosyalist”: İncil’e el basmayan ilk İspanya Başbakanı

İspanya’da geçen hafta bir yolsuzluk davasında iktidardaki Halk Partisi’nin (PP) bazı üyelerinin hapis cezası alması gerekçesiyle İspanya Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) bir gensoru verdi ve hükümeti düşürdü. Böylelikle Başbakanlığı düşen Mariano Rajoy’un yerine PSOE Lideri Pedro Sanchez ülkenin yeni Başbakanı oldu.

Aslında yolsuzluk patlak vermeseydi de Rajoy hükümetinin ömrü uzun sürmeyecekti. Çünkü 2011’den beri İspanya’yı ciddi bir ekonomik durgunluk içine sokmuş, avro bölgesinin en borçlu ülkesi durumuna getirmişti Rajoy.

Kimdir bu Sanchez?
Politika sahnesinde yeni sayılmaz. Beş yıl Madrid Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptıktan sonra 2009’da milletvekili seçilmiş, 2014 yılında da Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) Genel Sekreteri olmuş genç bir politikacı. Daha önce 2015 ve 2016 genel seçimlerinde partisinin başbakan adayı oldu, ama başarı kazanamadı. Genel Sekreter olarak görev yaptığı ilk dönemde Rajoy’un Başbakan olarak yeniden seçilmesine ağır bir şekilde karşı çıktığı için (çünkü Rajoy, meclis çoğunluğunu güvence altına almak için Milletvekilleri Kongresi’nde PSOE’nin çekimser kalmasına ihtiyaç duyuyordu) parti içerisinde çalkantılara yol açtı bu tutumu. 1 Ekim 2016’da hem Genel Sekreterlik’ten hem de milletvekilliğinden istifa ederek sadece PSOE önderliğini üstlendi. Daha sonra partinin ağır topları olan Susana Díaz ve Patxi López’i alt ederek Haziran 2017’de yeniden Genel Sekreter oldu.

Çok hızlı yükselen bir politikacı olduğu kesin. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Madrid’de dünyaya gelen 46 yaşındaki politikacının profesyonel bir basketbolcu olma hayalinden vazgeçip siyasete atılmasına neden olan şeyin ne olduğu halen bilinemese de ekonomi eğitimi almasının onu politikaya ittiği söylenebilir. Üniversitede solla tanışmasından sonra Sosyalist İşçi Partisi’ne (PSOE) girdiğinde 21 yaşındaydı. Madrid bölgesinde hızla yükseldiği partinin 2009 kongresinde o yıl emekli olan eski Ekonomi Bakanlarından Pedro Solbes’ten boşalan üyeliği kazandığında aklında parti liderliği var mıydı bilinmez.

1982’den 1996’ya kadar partiyi yöneten Felipe González’in modernleşme dönemi, partinin bir seçim geçirdiği 2011’de istifa eden José Luis Rodríguez Zapatero’nun yönetiminin gölgesinde kalmış bir anıydı. Bu nedenle 2014’te partide yeni liderlik arayışı başgösteriyordu. Sánchez, belli bir kesim tarafından bilinse de yine de çoğunluk tarafından tanınmayan bir aday olarak atıldı ortaya. Ama hiç kimsenin beklemediği bir zafer olarak PSOE liderliğine seçildi.

Sosyalist ve Felipist
Bir Felipe Gonzales hayranı olduğunu saklamadı hiç, “Ben bir sosyalist ve Felipist”im der bir söyleşisinde. Ancak Gonzales’in popülaritesini geride bırakması uzun sürmedi. Çünkü sosyal iletişim araçlarını çok iyi kullanan, mükemmel İngilizce, Fransızca konuşan, dinleyelerin aklında kalan bir ses tonu olan biri Sanchez.

“Kendimi tanımlamam gerekirse, ben bir sosyalist ve bir Felipist olduğumu söyleyebilirim,” dedi, eski bir PSOE lideri olan Felipe González’in havarilerine atıfta bulundu.

Sanchez bir ekonomi profesörü. Ülkesinde siyasete atılmadan önce Avrupa Parlamentosu’nda görev aldığını, Yugoslavya İç Savaşı sırasında Bosna’da Birleşmiş Milletler adına bulunduğunu da belirtmek gerek.

İspanyol komünistlerince sol liberal olarak değerlendirilmesine rağmen Sanchez’in kendi partisi içinde, ülkenin aşırı sol kabul edilen partisi Podemos’a yakın durmakla suçlanması garip gelebilir ama öyle. Bunda PSOE’yi eski lideri Zapatero çizgisinden uzaklaştırmaya çalışmasının etkisi var.

Magazine düşkün olmakla suçlandığını da hatırlatalım. 2015 yılında Harper’s Bazaar’ın Kasım 2015 tarihli İspanyol baskısı için saçını okşayan bir kadınla fotoğrafının kapakta yer alması çok eleştirildi. Önde gelen bir sosyalist politikacı, sağcı bir web sitesi olan Libertda Digital’e verdiği demeçte Sanchez’in “bir aptal” olduğunu bile söyledi. Bir diğer eleştiri de “boş kafalı, güzel çocuk”tu.


Mariano Rajoy

Ama kim ne derse desin bu tutumlarına rağmen İspanya’da büyük bir sempati kazanmayı sürdürdü Sanchez. Geçen yıl yapılan bir kamuoyu yoklamasında kendisine verilen destek 13 puan artarak yüzde 50’ye yükselmişti örneğin. Öyle ki Podemos ve Ciudadanos partileri de seçim yarışında Sanchez’i destekleyebileceklerini belirttiler.

Sanchez’in tatsız yanı şu: “Sosyalist” lider, “temel önceliğinin”, Madrid’in Avrupa Birliği’ne yönelik taahhütlerine saygı duymak ve Rajoy’un muhafazakâr Halk Partisi hükümeti tarafından tasarlanan 2018 bütçesini uygulamak olduğunu söylüyor.

O zaman gerçekten sosyalist bir alternatif olup olmadığını tartışmanın bir anlamı da kalmıyor haliyle.

Laiklikten taviz yok
Yine de toplumda geniş bir desteği var gibi görünüyor. Bir yıl içinde bir genel seçim var ufukta. Sanchez’in geniş kitlelerden büyük destek almasına yol açan şey ekonomik ya da siyasi vaatleri değil. Bir ateist olan Pedro Sanchez’in Kilise’ye karşı aldığı tutum büyük destek görüyor. Büyük bir Katolik ülke olan İspanya’da Vatikan’a savaş açmak cesaret isteyen bir tutum. Sanchez bunu çekinmeden yapabilen biri. 2017’de yaptığı bir konuşmada İspanya ile Vatikan arasında 1979’da imzalanan antlaşmaları feshetme sözü vermişti. Bu anlaşmaya göre ülkede kiliseler İspanyol vergi mükelleflerinin paralarıyla garanti altına alınmış dini kurumlarda, ayrıca yine bu anlaşma uyarınca devlet okullarında dini eğitim için devlet ödenek ayırmak zorundaydı.

Sanchez, başbakanlığında verdiği sözü tutacak gibi görünüyor. Başından beri dile getirdiği “Kilise kendi kendini finanse etmeli” önerisini ve dinin devlet okullarındaki müfredattan kaldırılmasını ilk icraat olarak gündeme getirmesi bekleniyor.
Bunu yapacağı kesin çünkü Sanchez, başbakanlık görevine başlarken İncil üzerine yemin etmeyen ilk başbakan olarak İspanya tarihine geçti bile.

En Çok Okunan Haberler