Saldırganlar ve gelecek umudu!..

Önceki gün İstanbul’un göbeğinde, Sultanahmet’te, IŞİD militanı olduğu iddia edilen bir canlı bomba kendini patlatarak 10 turistin canını aldı.
Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarından sonra ülkemizde bir insanlık suçu daha işlendi.
Vahşet devam ediyor...

Yıllardır el atından beslenen, korunan ve kollanan IŞİD şimdi, Türkiye’yi kana buluyor...
Yetkililerin verdiği bilgiye göre Sultanahmet canlı bombasının Türkiye’ye girişi ve kimliği biliniyor. Eline belge dahi vermişler!..,

Peki sonra niye olayı engellememişler?!..
Önceki olaylarda Davutoğlu, “Eylemi yapmadan yakalamaya yetkimiz yok. Bombayı patlattıktan sonra parçalarını toplayıp hukuka teslim ediyoruz” demişti...
Bu mantıkla cevap veren bir yönetime “teröre niye engel olamıyorsunuz?” diye sormaya gerek de yok...
• • •
Dün Alman İç işleri Bakanı Sultanahmet’teydi.
Olay çok tazeydi ve ölenlerin Alman, Peru ve Norveçli olması nedeniyle dünyanın terörü lanetlediği bir anda göstermelik olarak Türkiye’de IŞİD operasyonları yapıldı.
Aylardır yuvaları ve yaptıkları bilinmesine rağmen neden harekete geçilmemişti?! ..

• • •

Aslında halkın can ve malından sorumlu olduğu bilincindeki özde devlet yöneticileri ülkede barış ve güven ortamını sağlamak için gerekli her türlü önlemi alır.
Şiddet ve silahtan uzak çözümler arar. Devletin bütün olanaklarını şiddetin oluşmasını engellemek için kullanır.
Olayın çıkmasını önler, çıkmasını bekleyip üzerine acımasız ve orantısız gitmeyi yeğlemez...
Bilir ki, şiddet şiddeti doğurur.
Demokrasinin, insan hakları ve hukukun üstün olduğuna inanılan ülkelerde ilk düşünülen konu yurttaşın canı, malı ve toplumsal barışın sağlanmasıdır...

****

Oysa AKP ve RTE hedefledikleri düzene ulaşmak adına, “kanlı, bir o kadar da insanlığı karanlığa götürecek, bir yol” kullanıyor!..
Parlamenter demokratik sistem yerine diktatörlüğün savunulması için şiddeti, silahı, bombayı yani terörü, kazandıran bir politika olarak görüyor...
İnsanlar parçalanmış, çocuklar ölmüş, şehitler gelmiş pek umurlarında değil!..
Onlar; demokrasiye, insana ve onun temel yaşam hakkına saygı duymadıkları ve de yargıyı, adaleti, eşitliği, yani çağdaşlığı, benimsemedikleri için doludizgin bu vahşi yöntemi uygulamaya devam ediyorlar...
Kendilerini bu ülkeye ait olarak hissetmeyen yöneticiler her türlü değeri, varlığı, gerçeği yok sayabiliyorlar...

• • •

Bakın 1128 akademisyenin ülkede şiddet kalksın, barış sağlansın talebini RTE nasıl yorumluyor...
“...Kendilerine güya akademisyen, araştırmacı unvanı yakıştıran bir güruh çıkıyor terör örgütünün eylemelerine karşı vatandaşı koruya ve topraklarını savunan devletimize dil uzatıyor…
…Sözde aydınların ihanetiyle karşı karşıyayız.
....Aydın müsveddeleri siz karanlıksınız!..”
Tabii bu arada YÖK’e talimat vererek bu akademisyenler hakkında soruşturma başlatılmasını istiyor.

• • •

Hani denir ya yavuz hırsız ev sahibini bastırır!..
RTE’ye sormak lazım; o bölgeye silah bomba taşınırken, orada kurtarılmış bölgeler yaratılırken niye göz yumdunuz?!..
Devletin otoritesinin, yurttaşın haklarının yok edilmesine niye bilerek göz yumdunuz?!..
“Sizi başkan yaptırmayacağız!” açıklaması sonrası niye barış sürecini buzdolabına kaldırdınız?!..
İnsanların öleceğini, kentlerin yıkılacağını bilerek barışı yok eden açıklamalarda niye bulundunuz?!..
Suruç, Ankara katliamlarına üzülecek, gerekli önlemlerin alınmasını isteyecek yerde neden pişkince bana 400 milletvekili verin bu terör dursun dediniz?..
Size yüzde 49,5 oy verdi millet. Niye terör durmuyor?!..
İlla sizin başkan mı olmanız gerekiyor?..
Bu sorulara vereceğiniz cevabı biliyoruz.
O zaman akademisyenler size ne diyecekler?!..

• • •

Asıl IŞİD kadar vahim olan RTE’nin kollayıcıları!..
Sedat Peker’in açıklamasına bakın…
“Sizler tüm dünyada yaptığınız algı operasyonlarınızla aşık olduğunuz teröristlerde ellerinde ki silahlarıyla Müslüman Türk’ün kutsal devletini eğer ki işlemez hale getirmeyi başarabilirse o zaman sizler için eyvah ki ne eyvah!
Tekrarlıyorum; oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve bu kanlarla duş yapacağız..”

• • •

RTE’nin yaratmak istediği düzende bu vahşi saldırgan anlayışı hep göreceğiz!..
Son bir soru daha; acaba RTE bu sözleri söyleyenlere ne yaptı?!.. Taltif mi etti yoksa savcılara işlenen nefret suçu için gereğinin yapılması doğrultusunda talimat mı verdi?
Biliyorum ki RTE işine gelmeyen ve koruduğu, sevdiği işiler için yargı bağımsızlığını dile getirip üstünü kapatacaktır!..

• • •

Son söz; Türkiye adım adım karanlığa gömülüyor...
Bu gidişatı durduracak tek güç bugün için CHP’dir.
O nedenle hafta sonu yapılacak olan CHP Kurultayı, Türkiye için çok büyük önem taşıyor...
CHP’nin üst yönetimi, parti kimliğine sahip, sol, kararlı, cesur, Kürt sorununu bilen, çözümünü isteyen, toplumsal barışı oluşturan, eşit yurttaşın varlığı için uğraşan, adil paylaşımdan yana olan, meydanlarda sokaklarda yurttaşların hak ve özgürlüklerini savunan demokrat kadrolardan oluşabilmeli...
Yani aydınlık geleceğin umudu olabilmeli!..

En Çok Okunan Haberler