Sarkozy: Fırsatçılığı politika sanan emperyal hergele

Devrik Libya lideri Muammer Kaddafi’den 2007’deki seçim kampanyası sırasında mali yardım aldığı iddiası altı yıldır dile getiriliyordu. Nihayet, eskiFransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozyseçim kampanyası döneminde finansal usulsüzlükler yaptığı iddiasıyla” dün gözaltına alındı. Kaddafi’yle ilgili iddialar da bu gözaltının gerekçeleri arasında.

Sonuç ne olur henüz bilemeyiz, ancak bu elbette önemli bir gelişme. Sarkozy’ye Kaddafi’nin 5 milyon avro yolladığı İddialarının ciddiyetini artırdığı da ortada. De Gaulle’cü bir sağcı olan Sarkozy, 15 ve 16. yüzyıllardaki gibi güçlü bir Fransa yapmak istediğini hep söylemişti, tıpkı De Gaulle gibi. Bu nedenle Avrupa’nın geleceğinin Güney’de olduğu inancıyla birtakım girişimlerde bulundu. Büyük zafer kazandığı 2007 seçimlerinde “Akdeniz İçin Birlik Projesini” ortaya atması “Güçlü Fransa” için girişimlerinden sadece biriydi. Bu, ABD’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika Serbest Ticaret Bölgesi’ne olan karşıtlığının sonucuydu da.

Fransa’nın Akdeniz İçin Birlik Projesi’ne Afrika Birliği’ne zarar vereceği gerekçesiyle katılmayan tek bölge ülkesinin Libya olduğunu da anımsatayım. “Güçlü Fransa” yaratmaya yetecek çapı yoktu Sarkozy’nin. Fırsatçılığı da faydacılığı da politika sanan emperyal bir hergeleydi sadece. “Arap Baharı” adı verilen süreçten önce arası Kaddafi ile de Beşar Esad’la da iyi idi. Libya’ya da Suriye’ye de silah sattı. Eleştirenlere “Fransız işçisine iş ve pazar bulduğum için mi suçluyorsunuz?” demişliği de vardır. “Arap Baharı” başladığında 5 milyon avrosunu “kabul ettiği” Kaddafi’yi öldüren bombaları ilk bu adam attı. Kaddafi karşıtı Libya Ulusal Konseyi’nin Mahmud Cibril ve Ali Al-Esawi adlı temsilcileriyle görüşüp bunları tanıyan ilk ülke Fransa oldu. Bu tiplerle ilişki kuran ilk devlet başkanı da Sarkozy’ydi. Silah satmasını da “adam satmasını” da iyi bilirdi.

Papa’ya yüz sürdü

Her sağcı gibi ne yaptıysa dini kullanarak yaptı. İktidara gelir gelmez binden fazla Roman vatandaşı ülkeden sınır dışı etti. Sonra Vatikan’a gidip Papa 16. Benedickt ile görüştü. Ülkesindeki Katoliklerin desteğini almak için yaptığı ziyarette görüşmenin konusu Romanlardı. Oy uğruna sınır dışı kararını savunamadı. Sonra gitti kitap yazdı 2010’da, “Fransa, Ömür Boyu” adıyla. Bir tarım fuarında elini sıkmayan çiftçiye “defol git zavallı aptal” dediği için çok pişman olduğunu yazıyordu kitapta. Gazetecilere “sübyancı” dediği için de pek üzülmüş meğer. Bunları yazıyor kitabında. Ortadoğu’da dökülen kanlardan, Libya’daki kargaşalardaki payından pişman olduğuna ilişkin tek bir cümle yok ama.

‘Kaddafi’yi o öldürttü’

Bu iddia tabii. Kanıtlanması kolay değil. İddiayı Libya’nın eski Adalet Bakanı ve Geçiş Hükümeti Başbakanı Mahmud Cibril ortaya atsa da kanıtı kolay değil. Cibril, Libya lideri Muammer Kaddafi’nin “muhalif milisler tarafından değil, milisler arasına karışan yabancı bir ülkenin gizli servisine mensup bir ajan” tarafından öldürüldüğünü açıklamıştı. Cibril, söz ettiğim gibi Kaddafi karşıtı bir figür, o devrildikten sonra Libya’yı yönetenlerden biri. O, bu iddiayı ortaya atıyor. “Yabancı ülke” dediği de Fransa.

Neden Kaddafi’yi öldürmekte bu kadar aceleci davranmıştı Sarkozy? İddialara göre Kaddafi, kendisine karşı operasyona geçeceğini tahmin ettiği Sarkozy’i ona yaptığı para yardımını açıklamakla tehdit etmişti. Bundan daha iyi “acele” gerekçesi olabilir mi? “Kaddafi’yi ben öldürdüm” diye ortaya çıkan Umran bin Şaban adlı Libyalı muhalifin de Paris’te ölmesi rastlantı mıdır acaba?

Bu ihtirasları boyundan büyük adam “2017 yılında, kaybettiği son cumhurbaşkanı seçim kampanyasının finansmanında, tanıtım ve halkla ilişkiler kampanyasını yürüten Bygmalion şirketinden sahte fatura almakla, ilgili şirket de Sarkozy’nin seçim kampanyası masraflarını gizlemek için sahte fatura düzenlemekle” suçlanmıştı. Seçim harcamalarının parti faaliyeti gibi gösterilip Sarkozy’nin seçim kampanyasında yasal sınır olan 22,5 milyon avronun üzerine çıkılmamasının sağlandığı da ileri sürülmüştü.

Adi bir suçludur.

En Çok Okunan Haberler