Savaş durmalı!

Dün tüm medya, Yüksekova/Dağlıca’da şehit düşen askerlerimizle ilgili yayın yaptı. Şehitlere Allah’tan rahmet diliyorum. Aileleri ve ülkemizin başı sağ olsun. Bizi müthiş bir acıyla yaşamaya mecbur bırakanları da Allah ıslah etsin.

Kan ve gözyaşından beslenenleri lanetliyorum. Bu kirli savaşı yeniden başlatanları milletimiz mutlaka cezalandırmalıdır.

• • •
Bir hafta önce, o bölgede bulunan biri olarak şöyle diyebilirim. Oradaki halkın anlattıkları, kentlerdeki gözlemlerimiz ve kamu görevlilerinin bilgilendirmeleri sonrasında böyle katliamlar bekleniyordu. Dilerim ki, daha da büyük katliamlarla karşı karşıya gelmeyelim.
• • •
7 Haziran öncesinde RTE ile PKK görüşmelerde “ne anlaşma yaptı ve ne karar verdi” bilmiyoruz?!. Ancak Suruç Katliamı’na kadar akan kanı durduran, gözyaşlarını dindiren barış sürecinin ülkede müthiş bir destek aldığını biliyoruz! AKP hükümetinin içten olmadığı, karşılıklı güvenin tam oluşmadığı halkımız tarafından gözlemlense de Türk ve Kürt anaları çocuklarının ölümünü durduracak bu süreci alabildiğince destekledi. Özellikle Abdullah Öcalan’ın silahların bırakılması ve sorunların siyasetle çözülmesi çağrısı ülkede sevinç yarattı. Türkiyeleşmek, eşit yurttaş olmak, hak ve özgürlüklere kavuşmak ancak barışla mümkün olacağı anlayışının yerleştiği bir dönem yaşandı. Ta ki 7 Haziran’da RTE kaybedene kadar.
• • •
Pazar akşamı RTE, ATV’de yine, 400 milletvekili ve başkanlık hülyalarından bahsetti. Çözüm sürecinin buzdolabına kaldırılmasının gerekçelerini anlattı. Hazırlanmış sorulara verdiği cevaplardan kısaca, “HDP ona kaybettirdiği için barış sürecini yok ettiği“ anlaşıldı. Nitekim bu gerçeği Yüksekovalılar bize aktarmıştı: “3 defa iktidar yaptık. RTE’ye bir kere oy vermedik. Şimdi bizi öldürüyor.”
• • •
Dikkatle izlerseniz, “çözüm süreci” diye RTE’nin topluma aktardığı planın aslı, TV konuşmasında ortaya çıkıyor. RTE’nin hedeflediği başkanlık sistemine “Kürtlerin desteğiyle ulaşmak. Karşılığında Kürtlere özerklik vermeyi kabul etmek.”
• • •
PKK uzun zamandır hazırlanan bir planı uyguluyor. Uygulamayı şimdi başlatmasının tek bir nedeni var. O da RTE’nin Rize konuşmasıdır. RTE, “Anayasa’yı askıya aldığını”, yönetim tarzının ‘fiilen’ değiştiğini açıklamasıyla birlikte PKK da kentlerde özerklik ilan etmeye başladı. Önceden görüşüldüğü üzere RTE’nin Anayasa’yı askıya almasıyla değişen rejime uygun bir şekilde PKK da özerkliğini ilan etme hakkını kullanıyor.
• • •
PKK özerklik ilan ettiği yerlerde öz savunma güçleri konuşlandırmış. Yerleştiği mahallelerin bağlantı sokaklarına çukurlar kazarak, bomba düzenekleri hazırlayarak giriş çıkışları kontrol altına almışlar. Mahalle sakinlerini, yani sivil yurttaşları korumak adına bu önlemlere ihtiyaç duyduklarını söylemişler. Mahalle sakinlerine “evlerinin kapılarını kilitlememe” talimatı vermişler. Çatışma halinde tüm evleri rahatça kullanabilmeyi istiyorlar. Güvenlik güçleri de kamu düzenini sağlamak adına yurttaşlara belli kurallar getirmiş.
• • •
İşin acı yanı gerek barış sürecinde, gerekse şimdi, devlet “istihbarat” yapamıyor. Dolayısıyla önlem alamıyor. Can kayıplarını önleyemiyor. Halkla kucaklaşamıyor, bu nedenle destek de alamıyor.
• • •
Her iki güç de sonuçta sade yurttaşı, sivilleri eziyor. Silahlı çatışma ve şiddet en fazla halka zarar veriyor. Ekonomi çökmüş. Yaşam durmuş. Canlarına tak etmiş. İsyan halindeler!..
• • •
Hani “filler tepişir çimenler ezilir” ya o hesap!..
“RTE başkan olmak için, PKK ayrıştırmak için” savaşıyor. Olan gençlere, analara, sade yurttaşlara oluyor.
• • •
Devlet güvenliğini sağlayamadığı için köyleri boşaltıyor. PKK kentlerde özerkliğini ilan etmek için kendi gibi düşünmeyenleri başka yerlere göçe zorluyor. Binlerce insan evini barkını bırakıp bilinmeyen bir maceranın içine atılıyor.
• • •
Bu satırları yazarken Dağlıca’da kaç şehit olduğu henüz belli değildi. Çatışmaların sürdüğü haberi, ölümlerin arttığı bilgisi geliyordu. Gerçekleri, orada neler olduğunu haber alamıyorduk. Yüksekovalı insan hakları aktivistlerinden tanıdığım birini aradım. “Dağlıca/Kamışlı arası Gürkavak mıntıkasında patlayan bombalar sonrası çatışmaların şiddetle sürdüğünü” söyledi. Onlara, “şehit cenazelerinin ortada kaldığı” bilgisi verilmiş. Halk infial halindeymiş. Şehit askerlerin cenazelerini almak ve bomba patlatanlara “yeter artık demek” üzere toplanmaya başlamışlar. Dağlıca’ya doğru yürümek istiyorlarmış.
• • •
Bu kirli savaşı ancak “yeter artık!” diyen halkın kararlı direnişi durdurabilir. Bıkmadan tekrar tekrar söylemek gerekir. PKK silah bırakmalı. Ölümler ancak böyle durur. Gizlice patlatılan bombalar öldürmenin en kalleşidir. Tüm sorunlar siyasetle çözülmeli. İşte o zaman kalıcı barışı oluşturabiliriz.

Hürriyet gazetesine yapılan saldırıyı nefretle kınıyorum. Yapılan demokrasiye vurulan darbedir.
Müsebbibi olan RTE’den 1 Kasım’da hesap sorulması gerektiğini bir kez daha yineliyorum.

En Çok Okunan Haberler