Sazımızın teli bile ithal

DERYA AYDOĞAN

Her şeyi dışardan almaya mahkum bırakılan esnaf, çok zor günler geçiyor. Müziğin olmazsa olmazı enstrümanların tüm parçaları Çin’den, Japonya’dan geliyor. Türkiye’ye özgü çalgılardan biri olan sazımızın teli bile ithal ediliyor. Döviz artışından müzik aletlerinin ne kadar etkilendiğini görmek için Galata’ya gittik. Sokaklarda, pasajlarda dolaşıp, esnafın ve müzisyenlerin yaşadığı sorunları sorduk. Önce dövizde yaşanan artıştan nasıl etkilendiklerini sordum ve aldığım cevaplar karşısında da maalesef bir B planlarının olup olmadıklarını sormak zorunda kaldım. Görünen o ki, böyle giderse ruhumuzun gıdasına da artık ulaşmamız zor olacak. Müziğe ulaşmak gittikçe daha da zorlaşacak.

Döviz artışı ile ilgili görüşler ise şöyle;

Söz Müzik Aletleri Firma Ortağı ve müzisyen Haydar İspir: “Çok kötü günler yaşadığımız kesin. Bir kemana 30 dolar veriyorsunuz yüzde 5 kâr koyuyorsunuz, ama ertesi gün kalktığınızda dolarda yüzde 40 gibi bir artış olduğunu görüyorsunuz. Kârınız gidiyor hatta zarara uğruyorsunuz. Sürekli ekonomik anlamda içeri giriyoruz. Direnmeye çalışıyoruz. İyi günler yaşamıyoruz. Mecburen dükkânda, nakit dönsün diye eski kur üzerinden satış yapıyoruz. Fiyatlarımıza yansıtamadık çünkü müşteri almıyor. 6 yıldır bu işi yapıyorum. Satışın düşüşünde yüzde 200 gibi bir fark var. Böyle giderse Türkiye’de sanat diye bir şey kalmayacak. Enstrüman çalmak diye bir şeyde kalmayacak. Yani Orta Çağ’a doğru gidiyoruz. Ve bu bence kasıtlı yapılıyor. Bankalar boşaltılıyor gördüğünüz gibi son günlerde. Hırsızlık diz boyu. Ve bunu devletin yöneticileri yapıyor. Daha da kötüsü yaptıkları yanlarına kar kalıyor ve halk sinmiş vaziyette. Sosyalist kesim, Kemalist kesim, Kürt kesim yani öteki dediğimiz tüm kesimler direnmeye çalışıyor.

Sadece tüketen bir topluma dönüştük

Olan halka oluyor. Bu durumlarda zengin zenginliğine para katıyor. Biz de çok fakirleşiyoruz. Çoğu sosyalist arkadaşımın da düşündüğü üzere üretmeyip tüketen bir toplum hâline çevirdiler. Hem de tarım ülkesiyken, hayvancılıkta ön plandayken...

Eğitim sistemimize bakın, sonuçta bir insan kemana nasıl heves eder. İşte ilkokul çocuğunu mezarlığa götürüp kabir azabını anlatırsan, ben gidip keman çalayım ben gitar çalayım demez. 16 yıl sahne yaptım. 2 tane albümüm var. 30’a yakın albümün yönetmenliğini yapmışım. En az 300’e yakın öğrenci yetiştirmişim. Şimdi sanat bir kere sorgulamayı öğretir insana ve zihni açan bir şeydir. Bizi yönetenler zaten böyle modeller istemiyor. Sorgulayan, olup bitenleri sorgulayan modelleri istemiyorlar.

Kiramız birikiyor

Burası Taksim bölgesi eskiden turistik bir yer olduğu için iş yapabiliyorduk, karşılayabiliyorduk kiramızı. Ama buralar pahalı yerler ve şimdi kiralar birikiyor. Toptancılara, ittihatçılara sürekli borçlanıyoruz. Ödemelerimizin ya bir kısmını yapıyoruz ya da hiç yapamıyoruz. Direnmeye çalışıyoruz derken biraz da bundan bahsediyorum. Kiramız birikiyor, ödemelerimiz birikiyor. Bizim mesela bu dükkanda 6 bin liralık giderimiz var. Bunu karşılayamıyoruz. Ayrıca bir de evi geçindiriyoruz yani.

Müzik aletleri pasajı bomboş. Birkaç saat boyunca sadece bir müşteri ile karşılaştım.

Seçimden bu yana hep içerdeyiz

Ekonomik krizden bu yana nerden baksanız 30 bin lira içeri girmişim. Yargı yok, mahkeme yok, polis yok, bir şey yok yani kime derdimizi anlatacağız. Seçimlerden bu yana sürekli içerdeyiz. Burda, Doğu grubundan işte bağlama, lafta, mey, kaval, balaban var. Bunlar Çin’den geliyor... Mesela, bağlama milli çalgımız. Milli çalgıyla övünüyorlar ama düşün bağlamamızın telini bile üretemeyen bir ülkeyiz. Bunun polyesteri, dış cilası da dışarıdan geliyor. Sedefi de hatta kapak bile...Burada işte ustanın elinden geçiyor, usta birleştiriyor parçaları. Usta da zamlı aldığı parçaları mecburen fiyatlara yansıtıyor. 200 liraya aldığımız saz bugün 300 lira...

En ucuz kanun 2500 lira oldu

Dükkan sahibi Berkant Bey: Doların artışının nedeni aslında dolar milyonerleri. Yani taşıya taşıya bitiremedikleri ayakkabı kutularına sığdıramadıkları milyonları, dolarları, canı pahasına muhafaza edenler...Bundan önceki hükümetlerde de zenginin daha çok zengin olması, fakirin daha fakir olması söz konusuydu ama bunlar soygunu abarttılar.

Şimdi benim kızım sekiz yaşında, biraz daha büyüyüp lise çağına geldiğinde imam hatip lisesinden başka adres kalmazsa, ne yapacağız? Ben şimdi sadece bunu düşünüyorum. Geçimi bir şekilde hallederim, giderim pazarda bir şeyler satarım. Taşı sıksam suyunu çıkartırım evvel Allah ama iki cihan bir araya gelse, kızımı imam hatibe koymam.

Mesela, kanun pahalı bir enstrüman. Yani alınabilecek en pahalı enstrümanlardan biridir. En ucuz kanun 2500 liradır. Daha da aşağıya kanun bulamazsınız. Bu bize kanunun aslında bir halk enstrümanı olmadığını, saray müziği olduğunu en başta gösteriyor. Şu an sanat müziği diye bildiğimiz müzik türünün kaynağı zaten saraydır. Asgari ücretle çalışan biri istese de zaten kanun çalamayacaktı da artık diğer enstrümanları da çalamayacak.

Az kaliteye tamah edeceğiz

Dore Müzik Çalışanı Erçin Bey: Bizim adımıza özellikle ithalatçı olduğumuz için, fiyatlar baya artı. Bu durum tabii vatandaşa yansıyor. Biraz karamsarım. Bir şekilde iş yaparız ama şöyle, çok fazla marka model var. Örneğin araba sattığımızı düşünürsek başka bir araba satıcısını düşünün. Üst modeller artık satılmazken alt sınıflar yani daha düşük kaliteli markalar daha çok satacak. Olan vatandaşa olacak. Ne olacak mesela; adamın cebinde daha önce 10 lira varken o parayla kaliteli bir ürün alabilirken şimdi o paraya daha kalitesiz bir ürün alacak. Yani hepimiz bir şekilde fakirleşmiş olacağız. Yani kendimizi kandırmış oluyoruz. Mesela bizde 1 ay önce 4000 liraya sattığım piyano, şimdi 6000 lira oldu. Yüzde elli zamlandı. Zam bazı modellerde yüzde 10 bazılarında yüzde 70 oranında. Çünkü firma zam yapınca biz de otomatik olarak zam yapmak durumunda kalıyoruz. Durum bu. Bu sadece bizde değil kasapta, manavda, lokantada her yerde bu böyle. Yani dövizin artışı maalesef hepimizi etkiledi. Az kaliteye tamah edeceğiz. Sonuçta olacak olan bu.

Hiç bu kadar kötü olmamıştı

Aktaş Elektronik Mağaza Müdürü Taner Çağatay: Dövizdeki artıştan son 3 aydır çok ciddi bir şekilde etkilendik. Cirolarımız yarı yarıya düştü. Satışlarımız çok azaldı bundan sonrası için de çok karamsarız. Bütün ürünler ithal. Sattığımız, şuan dükkanda gördüğünüz her şey yurtdışından alınıyor. Hepsi ithal hepsi. Şimdi Çin de zam yaptı. Türkiye’deki gibi Çin parası da değer kaybediyor orada. Onlar da fiyatlarını güncelledi doğal olarak. Fiyatlarımızı henüz yansıtamıyoruz ama belli ki çok daha zor günler bekliyor bizi. 20 yıldır bu işi yapıyorum. Hiç böyle olmamıştım hiçbir enflasyondan böyle etkilenmemiştim. Tamam daha önce de zorlandık ama bu kadar değildi. Böyle giderse küçülmek zorunda kalabiliriz. Mağazayı kapatıp artık depodan çalışmak gerekebilir. Kendi fabrikamız yok, sazımızın teli bile dışarıdan geliyor. Kurgu fabrikamız da yok.

En Çok Okunan Haberler