Şeffaf faşizm

‘İç Güvenlik Paketi’ denilen torba yasa tasarısının gerekçesi, kendisine yönelik tüm itirazları kapsıyor. Hükümet hiç kimseden çekinmediğini gösterir biçimde, tasarının gerçek amacını yine tasarının gerekçesinde anlatmış.

Örneğin;

“...madde ile şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylara yönelik olarak alınan ve usulüne göre tebliğ veya ilan olunan karar ve tebliğlere aykırı davrananların, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları hükme bağlanmış, özellikle sokağa çıkma yasağı gibi durumlarda kamu düzeninin sağlanması bakımından zaruret arz eden tedbirlere uyulmasının sağlanması amaçlanmıştır.”

Hükümet yeni bir Gezi Direnişi olasılığına karşı sokağa çıkma yasağı da dahil bir dizi sıkıyönetim tedbirine hazırlık yapıldığı açıkça ifade edilmiş.

Yine gerekçeden: “Polisin zor ve silah kullanma yetkisi orantılılık ve ölçülülük esaslarına uygun olarak 2559 Sayılı kanunun 16’ncı maddesinde düzenlenmiştir. Anılan düzenleme çok soyut olduğundan uygulamada tereddütlere düşülmektedir. Ayrıca silah kullanıldığı takdirde yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın çok uzun olması sonucunda personel mağdur edilmektedir. Belirtilen nedenlerle, kanuni şartları gerçekleşmesine rağmen polisin silah kullanmaması nedeniyle vatandaşların can ve mal güvenliği telafisi imkânsız bir tehlike altında kalabilmektedir.”

“...saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde silah kullanabileceği açıkça düzenlenerek, uygulamada karşılaşılan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.

Polis, hükümetin istediği kadar silah kullanıp göstericileri vurmuyormuş. Öyle diyor gerekçe. Bununla da kalmıyor, polis olur da silah kullanırsa, kazara açılan idari soruşturmalar ve (olmaz ya) bir de dava açılırsa “mağdur oluyormuş”. Yazık.

2007’de Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda yapılan değişiklik sonrası emniyet mensuplarının elinin daha da rahatlatılmasıyla, 183 kişi öldürüldü. Polis son olarak 13 yaşındaki Nihat Kazanhan’ı Cizre’de “hiç tereddüt etmeden” sokak ortasında vurdu. Şüpheli olarak tutuklanan bir polis, “Biz bu dosyada kimsenin tutuklanmayacağını düşünüyorduk” diye ifade verdi. Polisler, bir çocuğu sokakta zırhlı araca birkaç taş attı diye başından vurup öldürürüz, delilleri saklarız ve hiçbir şey olmamış gibi yaşar gideriz, diye düşünüyormuş. Kazara bir kamera görüntüsü çıkmasa büyük ihtimalle de öyle olacaktı. Ancak İç Güvenlik Tasarısı’nın gerekçesinde yazılanlara bakılırsa, hükümete polisin bu rahatlığı da yetmiyor.

Başka bir madde gerekçesi daha:

“Tasarıyla, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın İçişleri Bakanlığı ile ilişkileri yeniden düzenlenmektedir. Bu düzenlemelerle, demokratik rejimin gereği olarak, sivil otoritenin ve denetimin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. (“Sivil” dediği de Emniyet Müdürlüğü!)

Burada da amaçlananın, hükümetin güçlendirilmesi olduğu açıkça yazıyor. Yani hükümet gayet şeffaf biçimde, faşizm yasalarını getirdiğini kamuoyuna açıklıyor. Daha ne yapsın?
 

En Çok Okunan Haberler