Seri katil, göçmen avında

Daha ağaçlar yapraklarını tam dökmeden Stockholm’e yılın ilk karı yağdı. Bu yıl erken gelen kar, hiç yerde kalmadan, aynı gün öğleden sonra, kırık güneşin altında eridi. Polonyalı biliminsanlarının, ekim ayının başında “Bin yılın en soğuk kışı olacak” tahminlerine, İsveçli meteorologlardan “Bu da nerden çıktı? Şimdiden söylemesi çok zor” itirazları gelmişti. Erken gelen kar sürprizi bile, hafta boyunca yaşanan sıcak gelişmeleri, soğutmaya yetmedi.  İsveç, resmi ağızlardan yapılan açıklamalara göre, 20 yıl aradan sonra tekrar, bir seri katile kavuştu.

Medya, 1991-1992 yılları arasında, Stockholm ve Uppsala’da, 11 kişiyi yaralayan ve 1 kişiyi öldüren John Ausonius’a zamanında ‘lazer adam’ lakabını takmıştı. Lazer tüfeğiyle kurbanlarını, kimi zaman evlerinin önünde, kimi zaman arabalarına binerken vuran katil, yakalanıp ömür boyu hapse mahkûm edilmişti. Şimdi, İsveç’in Malmö kentinde, lazer adamın yarattığı korkunun bir benzeri yaşanıyor. Benzerlik az buz değil. Çünkü lazer adamın kurbanları da Malmö’yü korkuya boğan seri katil veya katillerin hedefi de aynı, göçmenler. Polis, şimdiye kadar katilin kim olduğuna dair ellerinde hiç bir ipucu bulunmadığını söylüyor. Buna rağmen ortada kesinlik kazanan birkaç nokta var. “Ateş edenin amacı öldürmek. Yaralamak veya korkutmak değil. Tekrar eden vakalara bakıldığında nişancının hedefi belli; göçmenler.”

Son bir yıl içinde, Malmö kentinde, açıklanamaz şekilde, en az 10 göçmen erkeğe, silahlı saldırıda bulunuldu. Saldırıya uğrayanların hiç bir suç kaydı yok. Olay bir mafya hesaplaşması değil. Bu kişilerin hiçbiri, saldırıya bir anlam veremiyorlar. Daha önce hiç tehdit almamışlar ya da böyle bir saldırıyı bekledikleri bir isim yok. Bütün silahlı saldırılar, tanık olmayan yerlerde ve gece karanlığında gerçekleştiriliyor. Geçen hafta salı gecesi, 29 yaşında, Somali kökenli bir göçmen erkek, otobüs durağında beklerken ateşli bir silahla vurularak yaralandıktan sonra Malmö Emniyet Müdürü yetkililerinden ‘seri katil’ açıklaması geldi. Polisler, bu vakanın 10 Ekim’de yaşanan başka bir otobüs durağındaki yaralamanın tıpatıp benzeri olduğunu söylediler ve halkı olabilecek başka silahlı saldırılara karşı dikkatli olmaya çağırdılar. Son bir yıl içinde en az 10, en fazla 50 vakanın bu seri katille bağlantısı olabileceğini düşünen Malmö polisinden, Komiser J-B Cederholm, “Şu an için bu olay bizim önceliğimiz durumunda ve bir an evvel aydınlatılması için uğraşıyoruz” dedi.

Komiser Cederholm’un, “Geçen yıl, Västra Skrävlinge yolunda ölen kadının dışında hedefler hep aynı; göçmen erkekler. Ölen kadının yanındaki erkeğe nişan alınmış olma olasılığını göz önünden kaçırmamak lazım” açıklamasına perşembe gecesi seri katilden cevap geldi. Malmö’deki seri katil, bu kez, iki göçmen kadını hedef aldı. Bir apartmanın giriş katında oturan 26 ve 34 yaşlarındaki iki göçmen kadın, evlerine açılan ateş sonucu yaralandı. Bir kadının elinden yaraladığı, diğer kadının sırtından bir sıyrık aldığı öğrenildi.  Evde kadınlarla yaşayan küçük bir çocuk olduğu ve çocuğun yara almadan kurtulduğu haber edildi.

Malmö’de, aslına bakarsınız, tüm İsveç’te göçmenlere yönelik saldırılar gittikçe ciddi boyutlara ulaştı. Amaç göçmenleri korkutup ülkeden kaçırtmak. İsveç’in önde gelen kriminoloji profesörü Jerzy  Sarnecki, yetkilileri uyarıyor: “Olaylar aşırı endişe verici ve korkunç. Polisin suç işleyen kişiyi bir an önce yakalaması lazım. Bu kişiler tutuklama gerçekleşene kadar asla durmazlar. Irkçı şiddet ve toplumsal hava olarak 20 yıl önceki duruma geri döndük. O zaman da toplumda göçmenler hakkında telaşlı bir tartışma vardı. Aynı günümüzde ırkçı parti, İsveç Demokratlarının ateşlediği gibi. İsveç’te kendine politikacı diyen bir pantolonsuz, siyaset yapıyorum diye “Göçmenler, vatanımızı mahvediyor” diyor, bir ruh hastası eline silah alıp göçmen avına çıkıyor. Bu hikâyeyi bir yerden hatırladınız mı?

En Çok Okunan Haberler
  • Habertürk kanalının Genel Yayın Yönetmeni, TV programcısı ve Habertürk gazetesi köşe yazarı Yiğit Bulut’un kovulmasıyla...
  • İçerdekiler için bir tutkudur, firar etmek. Daha çok idamlıkların, müebbetliklerin hakkı gibi dursa da, üç-beş ay yatacakların
  • “İçeride devlet bakıyor” denir hep. Mahpuslara elektrik faturalarının bile ödetildiği bilinmez.
  • Geçenlerde bir gazetede DEHB tedavisinde kullanılan ilaçların bir yılda yüzbinlerce kutu yazıldığına (aşırı kullanıldığına)