Sevgilimizi değil, yaşama sevincini unuttuk!

Bugün “sevgililer günü!”
Yani bugün, dünyanın her yanında sevginin öne çıkarıldığı gün!..
Bazıları haklı olarak; beklenen ve bir heyecan içinde kutlanan bu anı, “Kapitalist sistemin tüketim ekonomisine katkı sunmak için bulduğu yollardan biri” olarak da değerlendirilebilir.
Ama ne olursa olsun SEVGİ, bugünün dünyasında herkesin ihtiyaç duyduğu en önemli değer olmalıdır…

•••

Sevmek, kolay bir sanat değildir.
Sevilmek hele, yaşamın en zor sınavlarından biridir.
Kimseyi sev diye zorlayamazsınız!..
Kimseyi sevme diye de koşullandıramazsınız!..
Sevgi; insanın içinde başlayan kıpırtıların, duygularındaki renklenen ışıltıların, gözlerine vuran pırıltılarıdır.
Sevgi, önce kanınızı donduran, sonra müthiş coşkuyla yüreğinizi patlatan heyecandır!..
Sevdiğinizle birlikte olmak, yaşamın en güzel yanıdır!..

•••

Ancak herkes sevmesini bilemez. Sevginin değerini anlayamaz!..
Sevgiden yoksun bir kalp giderek kin ve nefretin sahibi olur!..
Haset, zaaf ve hırs sevgisiz insanların genel karakteridir.
Böyle insanlardan korkulur!.. Kalplerinin kötülüğü, gözlerinin ferini almıştır!.
İçlerinin fesatlığı yüzlerini kaplamıştır!. Gülmezler!.. Birden canavara dönüşürler!
Çünkü onlar sadece sevgi yoksunu değil, insana saygıdan da nasip almayan, bencil, arsız, kural tanımaz ve topluma giderek düşmanlaşma eğiliminde olan zavallı figürlerdir.

•••

Bu kişiler, hele yönetme erkini eline geçirmişlerse; bulundukları o kurumun ya da toplumun kucaklaşması, bireylerin birbirilerine saygı göstermesi, barış ve mutluluğun oluşması mümkün değildir…
Sevginin olmadığı yerde yas vardır. Gelecek karanlıktır!.

•••

Tam da bugün böyle bir gerçeği yaşıyoruz!..
15 yıldır işbaşında bulunan iktidar her vesileyle yurttaşlarımızı, aşağıladı, öteledi, yabancılaştırdı.
Nefret söylemiyle, kin kusarak, hedefine ulaşmak adına her yolunu mubah saydı. Farklıkları, kendinden olmayanları dışladı.
Devletin kurumlarını kullanıp yandaşlarına çıkar dağıtırken, karşıtlarına baskı uygulamaktan geri durmadı!..
Muhalefeti susturmaya çalıştı.
Aydınları, sanatçıları, düşünen insanları sevmedi.
Onları tutukladı, hapse attı.
Sevgi sözcüğüne bile tahammül edemeyen bir ortam yarattı.
Sonunda ülkeyi bölünme aşamasına taşıdı!..

•••

Şimdi “rejimi değiştiren” bir anayasayı halk oylamasına sunuyor.
Parlamenter demokrasi yerine dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan “partili cumhurbaşkanlığı” adı altında uyduruk ve zorlama yeni bir rejimi ülkemize kabul ettirmeye çalışıyor!..
Demokrasinin vazgeçilmez değerleri olan “yargı, yasama ve yürütme erklerinin ayrı ayrı olması yerine tüm gücün bir kişiye verildiği totaliter bir rejime doğru ülkeyi götürmek istiyor.
İşin vahim noktası AKP/Bahçeli ortaklığı; temel haklar ve özgürlüklerin olduğu, eşitlik ve ekonomide adil bölüşümün öne çıkarıldığı, özgür düşüncenin korunduğu, laik, demokratik, sosyal ve hukuk devletinin oluşturulduğu, örgütlü toplumun ve özgür bireyin kabul edildiği demokrasiden vazgeçiyor!.
Yerine; ülkenin tüm yönetimini bir adama veren bu ucube bir teklifi halkımıza; “devrim, değişim ve gelişim” diye yutturmaya çalışıyor!
Buna en basit deyimle sahtekârlık denir!
Bugünkü çağda hak edilmez ve de kabul edilemez, esef verici durumdur!..

•••

Nitekim herkes yapılanın farkında!..
Emperyalistlere karşı verilen Kurtuluş Savaşı sonrası kurulan demokratik Cumhuriyeti yıkmak isteyenlerin oyununu görüyorlar…
Ve eksikleri olsa da parlamenter Cumhuriyetin kıymetinin biliyorlar!..

•••

Bir haftadır Mersin, İstanbul ve Kırklareli’nin ilçelerini geziyorum...
Sokakta, kahvede, salonda, evde, nikâhta, cenazede, dükkânda yurttaşlarımızla konuşuyorum.
Muhtarları dinliyorum. Emeklileri izliyorum. Sendikaları, iş yerlerini dolaşıyorum. Gençler, yaşlılar, kadınlar ve erkeklerle birlikte oluyorum…
Herkes şikâyetçi!
Emekçi sömürüldüğünün, esnaf kandırıldığının, memur oyalandığının, çiftçi, üretici yok sayıldığının, kısaca Yurttaşlarımız, aldatıldıklarının farkında!..
AKP/Bahçeli’ye karşı bilenmiş durumdalar…
Oylama sandığının önlerine gelmesini bekliyorlar!..
AKP/Bahçeli’yi orada sandığa gömmeye hazırlar…

•••

AKP/Bahçeli, her vasıtayla ve tüm gücü ile referandumda “hayır” çıkmaması için seçmeni sindirmeye, aldatmaya ve korkutmaya çalışıyor…
Asılsız iddialar ortaya atarak insanların aklını çelmek istiyor…
Oysa gördüğüm her insan, tıpkı 7 Haziran seçiminde olduğu gibi “sandıklara sahip çıkacağını” söylüyor.
AKP/Bahçeli’nin sandıklarda oy hırsızlığına müsaade edeceği düşüncesi var.
Ancak korkmadan sonuna kadar mücadele edeceklerin söylemekten de çekinmiyorlar.
Bu oylamanın ülkenin varlığı ile doğrudan ilgili olduğunu biliyorlar!.
“Korkmuyoruz!.. Bizi kimse yıldıramaz. Önümüzde tek yol var! O da hayır demek! Kurulacak faşist düzeni ancak böyle durdurabiliriz!” diyorlar!..

•••

Sevgililer gününde kendi gerçeğimizi görmek bizi üzüyor!..
Sevgiler gününü salt “sevdiklerimizle” değil, bizler için vazgeçilmez olan başta, ait olduğumuz ülke, toplum, inanç, rejim, doğa ve insan olmanın mutluluğunu oluşturan tüm değerleri sevdiğimizi ilan ederek geçirmeliydik!..
Maalesef, AKP/Bahçeli’nin yönettiği Türkiye de bırakın sevgiyi, sevgilimizi, “yaşama sevincini” bile unuttuk!..
Yine de tüm sevenlere selam olsun!..
Dilerim ki, kötülerin de kalbi bir gün sevgiyle dolsun!..

En Çok Okunan Haberler