Sigarayı savunmak…

Bizim zaman zaman sapla samanı karıştırma huyumuz depreşir! Bir yanlışı eleştirirken daha büyük yanlışlara düşeriz…

Sultan Hazretleri, İstanbul / Esenler’deki bir kafeteryada sigara içen gençleri görünce sinirlenmiş, yanındaki belediye başkanına dönüp, “Kapalı yerde sigara içiyorlar! Zabıta nerede?” diye sormuş. Sonra da hızını alamayıp, bilindik Kasımpaşalı tavrıyla kükremiş:

“Terbiyesiz herif, göstere göstere içiyor. Cumhurbaşkanı söylüyor, hâlâ içmeye devam ediyor…”

Türkiye’de kimlerin hangi makamlara geldiğini en çarpıcı biçimde gösteren bir tablo bu!

“Cumhurbaşkanı” sıfatı taşıyan biri, kameralar önünde yurttaşına “Terbiyesiz herif!” diye hakaret ediyor…

• • •

Elbette bu yakışıksız davranışı ne denli eleştirsek yeridir.

Ama başta dediğim gibi, hedef şaşırtmadan, sapla samanı karıştırmadan…

Ne var ki RTE’nin kafeteryada sigara içen bir yurttaşa söylediği aşağılayıcı sözler, kimi tütünseverleri coşturmaya yetti!

RTE’ye duyulan tepki o kertelerde ki, yaşamları boyunca ağızlarına sigara koymayanlar bile, salt tepki olsun diye neredeyse tütün sarmaya başlayacaklar!

Tam da “pire için yorgan yakma” ya da “papaza kızıp oruç bozma” deyimlerini anımsatan bir öfke patlaması…

Hele biraz sakinleşin, RTE’nin gazına gelmeyin arkadaşlar!

Bizim “muhalif” ve “devrimci” olduğumuzu kanıtlamamız için tütün ürünlerine güzelleme yapmamız gerekmiyor!

Sigaranın sağlığa zararlı olduğu, tüm dünyanın tartışmasız kabul ettiği bilimsel bir gerçek…

Bunun tersini savunmaya kalkmak, bilimle alay etmek anlamına gelir.

• • •

Sigara bağımlılığına karşı yıllardır Türk Tabipleri Birliği’nde çalışma yürüten eşim Dr. Özen Aşut, bir dönem coşkuyla “sigara içme hakkı”nı savunan Ertuğrul Kürkçü ile bu yüzden basında kapışmıştı! Aradan çok uzun süre geçtiği için eşimin unuttuğu bir olaydı. Geçenlerde bir etkinlikte karşılaşmışlar. Ertuğrul Kürkçü hemen o tartışmayı anımsatmış ve “Sizinle geçmişte sigara konusunda bir polemik yaşamıştık” demiş. Özen, “Hâlâ sigara içiyor musunuz?” diye sorunca, şimdi HDP Milletvekili olan Kürkçü’den kesin bir “Hayır” yanıtı almış: “Yakınlarda bir kalp rahatsızlığı geçirdim ve sigarayı bıraktım…”

Oysa sigarayı bırakmak için ille de kalp krizi geçirmek; KOAH ya da kanser hastası olmayı beklemek gerekmiyor! Sağlığımızı yitirmemek ve yaşamımızı tehlikeye sokmamak için, özgür istencimizle de bu bağımlılıktan kurtulabiliriz. Ben de öyle yaptım ve 40 yıl önce radikal bir kararla sigarayı bıraktım…

• • •

Sigaranın insan yaşamına zararlarını önemsizleştirmek için türlü mazeretler üretmeye gerek yok. Unutmamak gerekir ki, çokuluslu tütün tekelleri, dünyadaki pazar paylarını artırmak için sürdürdükleri vahşi kampanyalarda, büyük ölçüde sigara bağımlılarının sarıldıkları bilim dışı argümanları kullanıyorlar.

Sigara içmek kişisel bir seçim olabilir ama bunun özel koruma gerektiren evrensel bir insan hakkı olmadığı kesin. Oysa sigara içmeyenlerin “sağlıklı yaşam hakkı”nı korumak devletin görevidir.

Kamusal alanda ve kapalı yerlerde sigara yasağı uygulaması, Dünya Sağlık Örgütü’nün de desteklediği ve çağdaş dünyanın benimsediği bir halk sağlığı politikasıdır.

Bir dönem otobüslerde ve uçaklarda sigara içilirdi. Yaptırım uygulandı ve bu iş bitti. Kötü mü oldu? Şimdi yeniden o günlere dönmeyi kim ister?

Çokuluslu emperyalist şirketler, Türkiye’de yerli tütünün kökünü kazıdı. TEKEL’in özelleştirilmesiyle birlikte ülkedeki sigara pazarı tümüyle yabancı tekellerin eline geçti. Sigara endüstrisi ile hükümet ele ele çalışıyor artık.

RTE’ye duyulan öfkenin acısını sigara karşıtlarından çıkarmaya kalkmak yanlıştır. Sigaraya karşı savaşım verenlerin düşmanı, sigara bağımlıları değil, uluslararası tekellerdir!

Sigaraya karşı savaş, emperyalizme karşı savaştan ayrı düşünülemez! Bu durumda hem sigaraya, hem sigara tekellerine, hem de AKP’ye ve RTE’ye karşı mücadeleyi birlikte yürütebiliriz.

En Çok Okunan Haberler