Suriye’den tüm yabancı unsurlar elini çekmeli

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Dış Politika Grubu, bugünkü Tahran Zirvesi ve olası İdlib operasyonu öncesinde bir açıklama yayımladı.

Son perde aralanıyor
“İdlib ve Suriye’nin bütününden tüm yabancı unsurlar çekilsin” başlıklı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Suriye’de yedi yıldır bitmek bilmeyen iç savaş sona yaklaşırken, bütün dünyanın gözü İdlib’de. Suriye yönetimi Rusya’nın desteğiyle Selefi/Vahabi cihatçıların elinde kalan son kent olan İdlib’e yönelik operasyon hazırlığında. Artık gerçekleşip geçekleşmeyeceğinin değil, nasıl bir seyir izleyeceğinin tartışıldığı operasyon ile vekalet savaşı olarak başlayıp, nüfuz/paylaşım çatışmasına dönüşen savaşın son perdesi aralanmak üzere.


Rejim değiştirme hevesiyle yola çıkıp, ülkeyi yakın siyasi tarihin en kirli vekalet savaşına sürükleyen küresel/bölgesel aktörlerin tehdit üzerine tehditler savurması “son mevzi”yi kaptırma telaşından. “İdlib’e müdahale ile ilgili Türkiye ile aynı endişeleri taşıyoruz” diyen ABD ile AKP’nin “ ortak derdi “ siviller ya da Suriyelilerin selameti değil, cihatçılar eliyle rejimi değiştirme rüyalarının son bulacak olması.

ABD ve müttefiklerinin “kimyasal silah” senaryosu üzerinden savurdukları tehditler, Rusya’nın Şam’ın yanında bu tehditlere açık meydan okuması ve taraf ülkelerin Doğu Akdeniz’e yaptıkları askeri yığınak nedeniyle bölgede gerilim had safhada.

AKP ektiğini biçiyor
Yapılan peş peşe açıklamalar ve hamleler İdlib’i bir anda satranç tahtasına dönüştürürken, gözler “garantör ülkeler” Rusya, İran ve Türkiye’nin Tahran’da gerçekleştireceği Cuma günkü zirvede. Tahran’daki zirveden çıkacak kararlar İdlib ve haliyle Suriye’nin kaderini tayin edecek.

İdlib, diğer bölgelerden nakledilen militanlar ve onların yakınlarıyla birlikte bir nevi cihat deposu haline gelmiş durumda. Ankara bir yandan Suriye’nin kuzeyinde silahlı çatışma ihtimalinin bir felaket doğuracağı uyarısında bulunurken, bir yandan da İdlib’deki grupları Şam’a karşı birleşmeye çağırarak olası bir operasyona karşı hazırlıklı olmaları için çalışıyor.

Sınırında bir El Nusra emirliğinin kurulmasına göz yuman Ankara, şimdi ektiğini biçiyor. Çünkü topraklarımız Suriye’nin dört bir tarafından akın eden cihatçıların doldurulduğu iki milyonluk İdlib’e yönelik askeri harekâttan her yönüyle derinden etkilenecek. Milyonları bulacak yeni bir sığınmacı akınının yanı sıra, sınırlarımız on binlerce radikal İslamcı militanın da adresi olacak. Astana süreci kapsamında TSK’nin kurduğu 12 gözlem noktası da halihazırda büyük bir risk teşkil ediyor. AKP hükümeti kendisinin de azımsanmayacak vebali bulunan bir savaşın altında kalmak üzere.

İdlib sonrası savaş son bulmayacak
Mart 2011’den beri devam eden savaşta, çeşitli aktörler ülkenin değişik kısımlarında kendi egemenlik alanlarını oluşturmuş, ülkeyi fiili olarak birçok parçaya bölmüş durumda. “Ilımlı” olarak pazarlanmak istenen ÖSO Türkiye ile işbirliği içerisinde Fırat’ın batısındaki Cerablus’tan başlayarak Azez, El Bab ve Afrin dahil genişçe bir bölgeyi kontrol ediyor. ABD destekli Kürtler ülkenin kuzeyinde Suriye topraklarının üçte birini denetiminde tutuyor, bu bölgelerde özerklik ilan etmiş bulunuyorlar. Fırat’ın doğusuna yerleşen ABD, bu zengin enerji havzasında kalıcı olacağının işaretlerini veriyor.

İdlib sonrasında sırada Afrin-Cerablus ve Fırat’ın Doğusu var. Her ne kadar müzakereler sürse de Kürtlerle Şam arasındaki sorun yeni ve daha büyük bir bölgesel savaşa dönüşme potansiyelini içinde barındırıyor.
Görünen o ki İdlib yakın bir süre zarfında yeniden Şam’ın kontrolüne girecek. Ancak bu savaşın biteceği anlamına gelmiyor. Emperyalist güçlerin,bölgesel taşeronlarıyla birlikte yol açtıkları Suriye trajedisi İdlib’de sona ermeyecek, savaşın sadece bir evresi kapanmış olacak. Suriye’nin istikrara kavuşması ancak ülkedeki bütün yabancı güçlerin çekilmesi, emperyalist müdahaleciliğin sonlandırılması, ülkenin kaderine ülke halklarının kendi özgür iradeleriyle karar vermesiyle mümkündür.

Suriye’nin toprak bütünlüğü sağlansın
Ne yazık ki, emperyalizmin gözünün Ortadoğunun doğal kaynakları ve stratejik önemi üzerinde oluşu, Türkiye’nin bölgesel güç olma hayallerinin üzerine bir de bir takım sözde solcuların “Suriye’de devrim oluyor” kandırmacaları eklenince bu trajedi yaşandı. Şimdi yapılması gereken, emperyalizmin elini ülkeden çekmesi, Kürtler’in taleplerini de gören bir yerden Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması, savaşın yaralarının bir an önce sarılmasıdır.”

En Çok Okunan Haberler