Teşvik paketi: Eskisi neyi çözdü ki yenisi umut olabilsin (1)

Bilindiği gibi AKP hükümetinin 2004 Mart’ında hayata geçirdiği ve kalkınmada öncelikli 49 ili kapsayan 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşvikine Yönelik Kanun’un süresi 2008 sonunda sona ermişti. Ancak, bu süre sürpriz bir şekilde hiçbir gerekçe gösterilmeksizin 2009 Şubat’ında yürürlüğe giren ve kamuoyunda “Torba Kanun” olarak bilinen 5838 Sayılı Kanun’la 2009 sonuna kadar uzatılmıştı.
Uzatılan bu süre dolmadan yeni bir teşvik paketi hazırlanması ve kapsamdaki il sayısının 81’e çıkarılması, aslında örtük bir şekilde yürürlükteki teşvik paketinin beklenilen sonuçları vermediğinin resmen kabulü anlamına geliyor. Nitekim resmi veriler de bu kabulü doğruluyor. Şehriban Kıraç’ın Hazine Müsteşarlığı’nın verilerinden yararlanarak yaptığı bir çalışma, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmayı amaçlayan eski teşvik paketinin istenilen sonuçları yaratmadığını ortaya koyuyor. Teşvik Paketinin 5 yıllık bilançosu, eşitsizliğin daha da derinleştiğini gösteriyor. İşte size çalışmadan çarpıcı bazı sonuçlar (çalışmanın ayrıntısı için 1 Haziran 2009 tarihli Cumhuriyet gazetesine bakılabilir):
Teşvik kapsamındaki illerin yüzde 42’sine denk gelen 21 il Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yer alırken bu bölgenin yatırımlardan aldığı pay yüzde 26 olmuştur.
Bu iki bölgede yaratılan istihdam yüzde 20’lerde kalmıştır. Türkiye’de her yıl en az 700 bin kişilik ilave istihdam yaratılması gerekirken 5 yılda 49 ilde teşvikli yatırımlarla sadece 130 bin kişiye iş sağlanabilmiştir.
Görülüyor ki, eski teşvik paketinden amaçlananın tersine batı illeri yararlanmış. Bu kez, bu da mümkün gözükmüyor. Çünkü kriz nedeniyle teşvikli yatırımlar eskisi kadar rağbet görmüyor. Sevgili dostum Mustafa Sönmez’in de köşesinde işaret ettiği gibi, yatırımcıların yatırım iştahı bir hayli azalmış durumda (yazının ayrıntısı için 5 Haziran 2009 tarihli Cumhuriyet gazetesine bakılabilir). Sönmez’in Haziran verilerinden giderek yaptığı tespite göre, 2009 yılının ilk çeyreğinde teşvikli yatırımlar geçen yılın eş dönemine göre yüzde 57 oranında gerilemiş. Dolayısıyla, yatırım ortamındaki bu olumsuzluktan Batı illeri de nasibini alacaktır. Nitekim alıyor da. Çünkü bu illerde yaprak kımıldamıyor. Bırakınız yeni yatırımları, mevcut yatırımlar bile sürdürülemez bir konumda. Kriz nedeniyle çok sayıda kurulu tesiste üretim adeta durma noktasında ve çalışanların büyük bir çoğunluğu kapı dışarı edilmiş durumda.
İşte, yeni teşvik paketi böyle bir ortamda açılmış bulunuyor. Korkarız yeni yatırımları teşvik ediyoruz derken eskiler batırılacak ve ölüme terk edilecektir. Mevcut üretim kapasiteleri çalıştırılamaz iken (bilindiği üzere, imalat sanayiinde kapasite kullanım oranı geçen yılın 20 puan altına düşerek yüzde 60’lar civarına gelmiştir) yeni üretim kapasitesi artışı anlamına gelen yeni yatırımların yapılması mevcut işletmeleri daha da zor bir durumda bırakacaktır. Bu adeta, yangına su sıkma yerine benzin dökme anlamına gelecek ve sorunlar katmerleşerek büyüyecektir.
Geliniz, bu endişemizin daha ayrıntılı tartışmasını gelecek yazıya bırakalım.

En Çok Okunan Haberler