Türkiye İhvanı da kaybetti

Siyasal İslamcıların beklenen sonu. Mısır ve Tunus’un ardından Türkiye İhvanı da kaybetti. Geride kocaman bir dış politika enkazı bırakarak. Fatura oldukça ağır. Enkazın temizlenmesinin uzun bir süre alacağı muhakkak. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın Müslüman Kardeşler (İhvan) eliyle dönüştürme projesi nedeniyle Suriye’den Yemen’e, Libya’dan Irak’a uzanan coğrafyada yüz binlerce kişi öldü, milyonlarcası yerinden yurdundan edildi. Bütün bunların hepsinde “İhvan kardeşliği”nin parmağı vardı.

• • •
İyimser olmamak için bir neden yok. Bir dönem “model ülke” olarak bölgede pazarlanan AKP’nin yenilmesiyle “İhvan Ortadoğusu” projesi resmen olmasa da fiilen çökmüş oldu. Türkiye ve Ortadoğu halkları İhvanlaşmaya hayır dedi. Büyük bedeller pahasına. Bu yenilginin bölgesel etkileri kendisini kısa sürede hissettirecektir. Suriye ve Irak’ta bizzat AKP eliyle beslenen cihatçıların ikmal yollarının kapanmasının bölgedeki çatışmaları etkilemesi kaçınılmaz. Her iki ülkede de taraflar yaşanması muhtemel Halep ve Musul savaşlarına hazırlanıyor. Bu çatışmalar bölgenin kaderini derinden çizecek.

• • •
Nasıl bir hükümet denklemi ile karşılaşacağımız şimdilik muamma. Ne tür bir koalisyon denklemi kurulursa kurulsun önümüzdeki dönem, dış politikanın acil sorunlarının ağırlık merkezinin güneyimiz olacağı bir gerçek. Irak ve Suriye’de tablonun kısa sürede değişeceğine dair bir ışık yok. Çatışmaların tırmanarak sürmesi bekleniyor. Sığınmacılar nedeniyle gittikçe ağırlaşan insani sorunlar bütün ağırlığıyla ortada.

• • •
Büyüklü küçüklü bölgesel ve bölge dışı aktörlerin kanlı satranç tahtasına çevirdiği Ortadoğu, çok kritik bir süreçten geçiyor. Bir tarafta ABD emperyalizmi ve Sünni Arap ülkeleri ile İran arasında yaşanan ezeli gerginliğin çatışmanın eşiğine gelmiş olması, diğer tarafta başta Suriye ve Irak’ta kök salmaya başlayan, ama genelde tüm Ortadoğu halklarını tehdit eden radikal İslamcı örgütler. Diğer yanda bölgeyi tahakkümü altına alan etnik ve dini ayrışmalar. İç kargaşalar, bölgesel aktörlerin stratejik kazanımlar elde etmeye yönelik hamleleri. Soğuk savaş günlerini geride bırakıp sıcak savaşa doğru hızla yol alıyor Ortadoğu.

• • •
İç savaşın kasıp kavurduğu Suriye ve Irak’tan başlayarak, Yemen ve Lübnan’a uzanan coğrafyada olayların ne tür bir şekil alacağı meçhul. Rusya-Çin-İran hattı ile ABD liderliğindeki Batı koalisyonu arasında kozların paylaşılacağı sahne olarak görülen ve tatbikat üstüne tatbikatlarla savaş provalarının yapıldığı Akdeniz ve Hürmüz boğazında sular ısınıyor. Bölgede tansiyonu yükselten gelişmeler kaygı verici düzeyde. Tansiyon hiç olmadığı kadar yüksek.

• • •
Endişe uyandıran sorular, sorunlar yığınla. Bölgesel bir savaşın eli kulağında. Afganistan, Irak, Libya işgal ve müdahalelerinin ortaya çıkardığı tablo ortada. Bu ateşin nerelere sirayet edeceğini öngörmek mümkün değil. Cihatçıların bir sonraki hedefinin Türkiye olmayacağının garantisi yok. Bütün bunlar hesaplandı mı, tabii ki değil. Günübirlik oluşturulan politikalar felaketin habercisi gibi. Bu ateşin öyle kolay kolay süneceğini beklemek safdillik olur.

• • •
Nereden nereye. Yeni Türk dış politikası, stratejik derinlik arayışıyla işe başlamıştı. Ama derinliğe ulaşmaya çalışırken, sığ sularda boğuldu. Öngörüler ve elde edilecek sonuçlar iyi hesaplanamadı. Yeni-Osmanlıcılık adı altında eski Osmanlı coğrafyasından güç ve etkinlik devşireceği inancıyla bölgeye pupa yelken dalmıştı. Şimdi fatura ödeme zamanı. Cihatçılara gönderilen MİR TIR’larından başlanabilir. Erdoğan-Davutoğlu ikilisini Lahey’e götürecek elde çok sayıda done mevcut.

• • •
Seçim sonuçlarının Türkiye’nin dış politikasına tesiri kaçınılmaz. Sandıktan çıkan iradenin mutlaka bir etkisi olacaktır. AKP’nin on üç yıllık iktidarını kaybetmesinin ne derece bir etkiye yol açacağını ise zaman gösterecektir. Ancak şunu söylemek abartı olmasa gerek. AKP’nin de düşmesiyle birlikte Ortadoğu’da siyasal İslam son kalesini de kaybetti. Ortadoğu’nun İhvanlaşması projesi şimdilik rafa kaldırılmış oldu.

En Çok Okunan Haberler