Vahim bir yıl!

Bugün 2015’in son günü. Yarın 2016’yı karşılayacağız. İyisiyle kötüsüyle koca bir yılı daha devirdik. Türkiye’de yaşayan yurttaşlarımız geçen bir yılla ilgili neler düşünecekler bilemiyorum. Bildiğim, Türkiye geçen bu yılda önemli olaylar yaşadı. Geleceğinin şekillenmesinde bu yılın hayati bir tarih olduğu akıllardan çıkmayacak.

• • •

Öncelikle eklemek gerekir ki, ülke 2015’te iki genel seçim gördü. 7 Haziran seçimlerinin sonuçları Türkiye’nin geleceğini biraz olsun aydınlatabilirdi. Ancak Bahçeli’nin “her şeye hayır” demesiyle AKP’ye prim veren bir algı ortaya çıktı. Daha sonra RTE’nin hükümeti kurdurmama oyunu ve düğmeye basılarak başlayan terör faaliyetleri halkı korkuttu. Dahası halkı açıkça tehdit eden “oy vermezseniz bu bombalar patlamaya devam eder” sözü de oylarını artırdı. 1 Kasım seçimlerine devletin tüm olanaklarını kullanarak giden AKP, oyunu 9 puan artırdı. Ve iktidar oldu. Başbakan Davutoğlu’nun akan kanın nedeni olduklarını ikrar etmesine rağmen seçmenin bu tavrının geleceğimizi karartan bir karar olduğu açık. Belki de yakın bir gelecekte yaşanan bu iki genel seçimin, Türkiye için “ciddi kırılma noktası” olduğunu söyleyeceğiz. Suruç ve Ankara’da canlı bombalar 140 yurttaşımızı katletti. 200’e yakın güvenlik görevlisi şehit edildi.

• • •

Sadece seçimler değil, Kore Savaşı’ndan bu yıla kadar uçağı düşürülmeyen Rusya’nın savaş uçağının Türk F16’sı tarafından Irak’ta düşürülmesi sonrası başlayan Rusya/Türkiye çatışmasının ülkeye ve bölgeye yaptığı etkinin dehşet verici sonuçlarını da tartışacağız.

Şurası bir gerçek ki, 2015’te AKP hedefine ulaştı ama kaybeden Türkiye oldu. Özellikle Kürtler “RTE’yi başkan yaptırmayacağız” dedikten sonra, RTE barış sürecini bitirdi. “Kürt sorunu yoktur” diyerek, inkârcı sağcı politikaya tekrar döndü. RTE’nin tek adam olarak yönetmeye kalktığı Türkiye’de bir iç çatışma başladı. Terörün gerçek nedeni araştırılmadan şiddet ve silah kullanımı had safhaya ulaştı. Şiddeti şiddetle durdurmak isteyen bu yanlış politika nedeniyle son 6 ayda ülkede dehşet verici olaylar yaşandı. Hazirandan aralık sonuna kadar, ülkemizin özellikle doğusunda 900’e yakın gencimiz öldü. Mahallelerde hendekler açıldı. Bombalar yerleştirildi. Okullar, hastaneler yakıldı. Evler yıkıldı. Kentler viraneye döndü. Yüksekova, Nusaybin, Sur, Cizre, Lice, Hani, Dargeçit gibi ilçelerde; Şırnak, Van, Diyarbakır, Mardin gibi illerde sokağa çıkma yasakları getirildi. Bu yasağın anayasa ve yasalara uygun olmamasına rağmen fiilen uygulanması, yurttaşların başta yaşam hakkı olmak üzere birçok hak ve özgürlüklerinin askıya alınması demekti.

• • •

AKP bu durumu güç gösterisi olarak Batı’ya takdim etti. Hamasi nutuklarla iç çatışmayı iç savaş öncesine getirdi. İktidar, anlaşılmaz umursamazlık içinde sivillerin ölümüne duyarlı olmayan, onları kollamayan, aksine kent içlerinde ağır silahlarla, tank, top ile aşırı güç kullandı. Sonuçta ölen sivillerin sayısı bile belli olmayan bir kaos yaşandı. Halen buzdolaplarında saklanan çocuk naaşlarının varlığı bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

• • •

Ülkede yaşanan olaylar ve hükümetin kullandığı meşruiyetten uzak davranışlar basında yer buldukça, görevini yapan basın baskı altına alındı. Yerli ve yabancı basında MİT’in IŞİD’e silah ve mühimmat gönderdiği iddiası vardı. Bu iddia Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan fotoğraf ve belgeleriyle verilen haberle doğrulandı. Haberde Adana Savcılığı’nca durdurulan 3 TIR’da silah ve mühimmatların bir bölümü güvenlik görevlilerince tespit edildi. Gerçeğin ortaya çıkmasına kızan RTE, “Ben size gösteririm” ifadesiyle Cumhuriyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ü apar topar tutuklattı. Tamamen RTE talimatıyla olduğu bilinen bu infaz, tam bir “yargısız infaz” olarak tarihe geçti.



Benzeri olayları gün yüzüne çıkaran 30’u aşkın gazeteci bu gün itibariyle tutuklu. Üstelik basın mensupları tıpkı RTE’nin diğer muhaliflerine uygulattığı gibi insanlık dışı bir şekilde “tecritte” tutuluyorlar. Malum talimatlar sonuncunda henüz “hüküm giymeyen ve evrensel hukuka göre masum olan” bu kişilerin, yasalara, ahlaka ve insanlığa uymayan bir keyfilikle psikolojik işkenceye tabi tutulması insanlık dışıdır. RTE’nin yarattığı düzende bu durum, insan haklarının nasıl ihlal edildiğinin somut bir örneğidir. RTE’nin bu ülkeye yaptığı en büyük kötülük, 2015’te toplumsal barışı yok saymasıdır.

• • •

İktidarın gözü öyle döndü ki, MİT TIR’larını Adana’da yakaladıklarında kamyonlarda bomba olduğunu bulan “Vahim” isimli “Bomba Araştırma Köpeği”ni dahi başka bir bölgeye sürdüler. Vahim Köpek, vahim bir olaya neden oldu.

• • •

Dünya da 2015’te çok rahat etmedi. Ekonomik bunalımlar, depremler, terör faaliyetleri ve en önemlisi IŞİD örgütünün insanların boğazını kestiği vahşet geçen yılın akılda kalacak acı anılarıydı. Suriye ve Irak’ta oynanan büyük çıkar oyunu, emperyal güçlerin kâr hırsı uğruna kurmaya çalıştıkları vahşi sömürü düzeni, o ülkelerde isyanı oluşturdu. İsyan edenler mezhepsel farklılıklarıyla Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiler. Paris’te radikal İslamcı örgütlerin yaptığı terör eyleminde yüzlerce kişi hayatını kaybetti.

• • •

Kısaca 2015 Türkiye için iyi geçmedi. Demokrasiden uzak, hak, özgürlük ve eşitlik ilkelerini kabul etmeyen baskıcı bir zihniyetin ele geçirdiği politik düzen ülkemizde büyük bir çoğunluğu tedirgin ediyor. Her şeye rağmen 2016 umut yılı olmalı. Bu yılda; ortak aklı kullanarak, kararlı ve cesur olarak laik, sosyal ve demokratik hukuk devletinin varlığı için çaba göstermeliyiz. Bunu başarabiliriz.
Ailece yeni yılınızı kutluyorum. Barışı kurduğumuz ve mutluluğu yaşadığımız bir yıl diliyorum.

En Çok Okunan Haberler